|
HALKIMIZ çabuk kızmaya başladı.
Bir anda toplanıp sinirli kalabalığa dönüşüyorlar ve önlerine kim çıkarsa dayak atarak kızdıklarını belli ediyorlar.
Bir de bakıyorsunuz ki sokakta-meydanda binlerce kişi ‘tek yumruk’ oluvermiş.
Şaşkın şaşkın soruyoruz:
‘Ne oldu?..’
‘Kızdılar...’
Kızdıkları için de önlerine gelene dayak atıyorlar. Biz buna ‘halk tepkisi’ diyoruz.
*
Bu bir tür iletişimdir.
İletişimin ilk biçimi elbette ‘söz’dür. Uygar insan konuşarak tepkisini anlatabilir. Peşinden yazı gelir. Ki benim gibi konuşma yeteneğiniz yoksa, yazıya dayanabilirsiniz.
İletişimin başka türleri de vardır:
Kızılderililer gibi dumanla iletişim de olası, Afrikalılar gibi tamtam davulları ile iletişim kurmak da...
Tüm bu iletişim çeşitleri belli bir kültür gerektirir.
Tümü yoksa, geriye en ilkel iletişim kalır:
Dayak...
*
Diyelim ki bir sosyal yasa görüşülürken, milletvekilinin söz almak yerine tekme atması ne anlama gelir?
‘Ret’ demek...
Çünkü söyleyecek söz bulamadığı için aklına gelen ilk iletişimi kullanmaktadır.
Yok eğer tekme attıktan sonra, milletvekili koşup koşup ‘evet’çi milletvekilinin sırtına biner ve bir süre öyle giderse, bu ‘kesin ret’ anlamındadır.
*
Toplum da keza.
Bir tek sivil topluma üye değiller.
Gazete okumuyor, haberlere bakmıyor.
Uygar her insan gibi demokratik yollarla hakkını aramayı, tavırlı ve tepkili olmayı bilmiyor.
Sözü yok, sesi yok...
Kızdığı zaman aklına ilk gelen iletişime başvuruyor; yumrukluyor, tekmeliyor, vuruyor, böğürüyor...
Biz buna ‘halk tepkisi’ diyoruz. |