Brüksel'den yayın yapan ABHaber’e açıklamalarda bulunan Graham Watson, Fransa’da yapılacak referanduma Türkiye’yi alet edenlerin ayrımcılık yaptığını belirten Watson, Fransa’da yapılacak referandumda AB Anayasası'nın reddedilmesinin AB için kötü olacağı kadar Fransa için de yıkıcı olacağını söyledi. Watson, şöyle devam etti:
"Ben Fransa’daki bu tartışmayı Annan Planı tartışmasına benzetiyorum. Annan Planı ve AB Anayasası aynı formattadır. Her ikisi de radikal manifestolardır. Annan Planı’nı reddettiğinizde adı başka ama içeriği aynı olmak zorunda olan, temel prensiplere dayanan’ başka bir yasa bulmak zorundasınız."
Watson, Türkiye’nin AB üyesi olacağını belirterek, "Türkiye bir gün AB üyesi olacak. Türkiye’nin AB üyesi olabilmesi için uzun bir süreye ihtiyacı var. En az 10-15 yıl süreceğini düşünüyorum. AB ve Türkiye bu sürecin bilincine varmış durumda. Türk hükümeti’nin de gerekli reformları yapabilmek için bu süreye ihtiyacı olduğunun farkında olduğunu düşünüyorum" dedi.
"PAPADOPULOS, DENKTAŞ'IN AYNADAKİ YANSIMASI"
Watson, KKTC’de Mehmet Ali Talat’ın cumhurbaşkanlığına seçilmesinin belirgin bir barış işareti olduğunu belirterek "Ankara’nın Kıbrıs’ı uzaktan kontrol edebilmesi oldukça zordu. Talat’ın seçilmesi Ankara’nın da işlerini oldukça kolaylaştıracak" dedi.
"Kıbrıs’ta tekrar Denktaş seçilseydi hiç bir ilerleme kaydedilemezdi. Görüldüğü üzere Papadopulos’la da herhangi bir ilerleme kaydedilemiyor. İlerleme ve gelişme için genç nesile ihtiyacımız var. Papadopulos, Denktaş’ın aynadaki yansımasıdır" diye konuştu.
Talat’ı ve KKTC siyasi partilerini Eylül ayında Avrupa Parlamentosu’na davet etmeyi düşündüklerini belirten Watson, "Kıbrıs hakkında AB Konseyi ile ciddi kararlar almamız gerek. Yasal problemlerden daha çok siyasi problemler olduğunu düşünüyorum. Türk tarafıyla Rum tarafı arasında ayrımcılıklar var. Bunlara siyasi çözümler sağlamamız gerek. Bu böyle devam edemez" diye konuştu.