|
Av. M. Gökhan Ahi mgahi@hurriyet.com.tr
Bir ara İnternet üzerinden ses iletimi (VoIP) yapıldı diye, tekel hakkını sözde ihlal eden bir çok şirketin üst düzey yöneticisi mahkemelerde yargılanmış, kimisi çok yüksek para cezaları ödemişti. Şirketlerin cihazları ve bilgisayarlarına el konulmuş, telefon ve faks hatları uzun süre iletişime kapatılmıştı. Bu sırada, TT dünyanın en pahalı tarifelerini uygulayarak ve doğru dürüst bir yatırım yapmayarak kár ettiğini zannediyordu. TT’nin yüksek derecede stratejik olduğunu ve devlete ciddi bir getirisi olduğunu zanneden kamu otoriteleri ise TT’yi korumak adına ve lehine tekelin devamı için her türlü yasal zemini hazırlamıştı.
Piyasanın baskısı ve global değişimler, TT tekelinin kaldırılması yönünde iyi adımlar atılmasını sağladı. Ve nihayet, 2004 yılbaşından itibaren de yasal anlamda tekele son verildi. Tekel bitti derken, bu sefer özel işletmecilerin karşısına yine Türk Telekom çıkıverdi. Bugüne kadar tüketici için hiçbir çaba sarfetmeyen TT, piyasaya özel işletmecilerin girmesiyle birlikte onlara iyi bir darbe indirmek için tüketici dostu olduğunu iddia ederek görüşme ücretlerinde büyük bir indirim yaptı. Tüketici dostu olayım derken ancak piyasa ve rekabet düşmanı olabilen Türk Telekom’un önünü kanunlar yine kesemedi. Normalde, ticaret sicilinde kayıtlı olan herhangi bir şirketten farklı olmayan TT’nin, haksız rekabet yapmaktan dolayı çok yüksek para cezalarına çarptırılması gündeme gelse bile, para cezası ödeme zorunluluğu TT’yi korkutmuyor. Nitekim, para devletin bir cebinden diğerine giriyor.
Telekomünikasyon piyasasını düzenlemek, tüketiciyi korumak ve haksız rekabeti engellemekle görevli olan Telekomünikasyon Kurumu (TK) bütün bunlara seyirci kaldı. Özel işletmecilerden çok yüksek değerde teminat, üstüne lisans bedeli altında yüzbinlerce YTL alındı. Altyapısını bedavaya kullandırmak istemeyen TT, TK’nın da onayıyla bu sefer arabağlantı ücreti konusunda problem çıkarmaya başladı.
Piyasada bu gelişmeler seyrederken, global piyasanın oyuncuları sessiz sedasız yerlerine yerleşmeye başladılar. Telekomünikasyon Kurumu ise halen piyasayı düzeltedursun, lisansları ve teminatları almaya devam etsin, elin şirketleri beş kuruş para ödemeden, yatırım yapmadan ve hiç vergi vermeden bu hizmeti başlattı. SKYPE.com ve NET2PHONE.com şirketleri altyapı gerektirmeyen yazılımlarıyla bilgisayardan telefona (web to phone) ucuz alo’yu çoktan başlattılar.
Tüm bunlar olurken TK, kablosuz İnternet ağı ile ilgili olarak yaptığı düzenlemeye ‘işletmeci, ses iletimi içeren telefon görüşmesi sunamaz’ maddesi koymaya kalkışıyor. Yani bir yandan TK, servis sağlayıcıları Skype ve Net2phone dahil olmak üzere dünyanın her yerine erişim sağlamakla yükümlü tutuyor, diğer taraftan servis sağlayıcının ses hizmeti vermesini engelliyor. TK, servis sağlayıcılara açıkça diyor ki, İsviçre’de veya Amerika’dan ses hizmeti verilebilir, Türkiye’den verilemez, hatta abonenizi verilen bu ses hizmetine de ulaştırmak zorundasınız. (!!?) Bilişim teknolojileri geliştikçe, daha neler olacak bilmiyoruz. Ama net olarak bildiğimiz bir şey var ki: Mızrak çuvala sığmayacak. |