21/03/2005 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Seyahat
21.03.2005
Prof.Dr. Mikdat KADIOĞLU
Havadan gelen havaya gitmiyor ve aslında su değil biz uyuyoruz

Dünya Meteoroloji Örgütü’nün (WMO) kuruluş yıldönümü olan 23 Mart günü, her yıl belirli bir konu saptanarak, ‘Dünya Meteoroloji Günü’ olarak kutlanmakta.

Bu yılın konusu ’Hava, İklim, Su ve Sürdürülebilir Kalkınma’. Bu kapsamda, ülkemizdeki uzun yıllardır değişen ve değişemeyen havadan-sudan anlayışı ele almak istedim.

Üşenmedim; oturup atasözlerimizi bir bir saydım. Hava ile başlayan atasözlerimizin sayısı sekizken; suyla başlayanların sayısı 50’nin üzerinde. Yani suya, havadan daha fazla önem veriyoruz. Ama ‘hava hoş!’ diyerek sevindiğimiz güneşli kış günlerinin susuzluğun bir habercisi olduğunu unutuyoruz. Elmanın kabuğu kadar ince olan ve soluduğumuz havanın bulunduğu atmosferin en alt tabakasının durumuna bakarak artık ‘Havadan gelen havaya gider’ de diyemiyoruz. Artık uzun ya da filtresiz fabrika bacalarından havaya bırakılan kükürdün ‘havaya gitmeyip’ ormanlarımızı öldüren, göllerimizi zehirleyen ve tarihi binalarımızı kemiren asit yağmurları olarak geri döndüğünü de çok iyi biliyoruz...

BİR ZAMANLAR SU HER ŞEYİ TEMİZLERDİ

Artık dere yataklarındaki yapılaşma nedeniyle ‘Su aka aka yolunu bulur’ da diyemiyoruz. Bir zamanlar belki ‘Su her şeyi temizler’di ama artık bazı kimyasalları ne su temizleyebiliyor, ne de kimyasal atıkların karıştığı suları temizleyebiliyoruz. Bir de ‘Su uyur, düşman uyumaz’ deriz. Aslında su değil, biz uyuyoruz. Çünkü artık kamu kurumlarımız bilim insanlarımıza verilerini satıp para kazanmaya çalıştığı ve mühendis yerine herhangi bir yüksekokul mezunu alıp çalıştırdığı için uluslararası bilimsel ortamlarda tezlerimizi yeterince savunamıyoruz.

Böylece gerçekten uyumayan düşman küresel iklim değişimi nedeniyle yapılan su savaşları senaryolarını kolayca Türkiye aleyhine propaganda arenasına dönüştürebiliyor. ‘Su akar, deli bakar’ sözünü ne demeli?

Ülkemiz kuraklık, su krizi ve meteorolojik afetlerde artış riski bulunan ülkeler arasında görünüyor. ‘İstanbul Su Girişimi’ grubunun belirttiği gibi ‘su ve hava kamusal bir varlıktır’. Bizler önce birey, sonra da meteoroloji mühendisleri olarak onların gerçek sahipleriyiz. Bu sıfatlarımız bizleri ‘Havamızı ve suyumuzu konuşmak, onları izlemek ve olası kötü etkilerinden de korunmak için planlar yapmak’ gibi asli görevlere çağırıyor. Bunun için de, artık, katılımı ve bilimi öne çıkarmalı; gündelik politikaları dışlamalıyız.

Bu ülkenin insanını kuraklıktan, selden, kardan, fırtınadan, sisten, hava kirliliğinden, orman yangınlarından kurtarmak, sözün kısası insanımızın canını, malını ve bu ülkenin geleceğini korumak için çalışmalara daha aktif bir şekilde katılmaya talibiz.

Yıllardır meteoroloji mühendisleri olarak üstümüze düşen görevleri yerine getirebilmek için devletten ve mevzuat hazretlerinden bizlere ülke yararına fırsat vermesini istiyoruz. Fırsat verildiğinde neler yapabileceğimizi görmek isteyenlerin, mezunlarımızın NASA vb. kurumlardaki başarılarına bakması yeterlidir. Ama hálá gerçeği arayan, doğruları görmek isteyen yok...

Küresel İklim Değişikliği, insanlığın 3. bin yıla taşıdığı en büyük problemlerden biri. Diğer bir deyişle dünyada meteoroloji, geleceğin en gözde meslekleri arasında. Ama akıl almaz bir şekilde, ülkemizde yaşanılan bu kadar çok acı deneyime karşın, meteoroloji bilimi kurumsal anlamda 50 yıldır yok sayılmış ve halen de dışlanmakta. Bu olumsuz politikanın sonucu olarak, bugün yaklaşık olarak 3 bin kişinin çalıştığı Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü’nde 50 yıl sonra sadece 110 tane Meteoroloji Mühendisi çalışma şansını bulabilmiş. Zor ve nitelikli bir eğitim alan meslektaşlarımız, istekle meteoroloji mühendisliğini uygulamak, ülkemiz insanına hizmet sunmak için çabalarken ne yazık ki bu bilimi yok saymanın ve niteliğini bozmanın sonucunda işsizliğe mahkum edilmişlerdir.

Bilimi dışlamanın sonucunda, ülkemiz yurtdışında gerektiği gibi temsil edilememekte, küresel iklim değişimi konusunda önümüzü görememekle birlikte, ülkemizde sahipsiz olan meteorolojik afetlerden dolayı da can ve mal kayıplarıyla ulusal servetimiz heder edilmektedir. Yıllardır meteoroloji mühendisleri, meteorolojinin ülkemiz için önemini ve bu teknik konuda yapılan yanlışları her ortamda söylemektedir. Neden bu kurumumuzun evrensel bilime göre donatılıp yönetilmesi gerektiğini yetkililerimiz duymuyor?

23 MART DÜNYA METEOROLOJİ GÜNÜ

Gelişmiş ülkelerde meteoroloji, şehircilik, ormancılık, denizcilik, çevre, bayındırlık, ulaştırma, enerji, savunma, tarım vb. gibi sektörlerde uygulama konumunda iken, ne acıdır ki; orman, tarım, bayındırlık, ulaştırma, enerji ve savunma bakanlığında, Denizcilik Müsteşarlığı, Afet İşleri, İller Bankası, Karayolları ve birçok belediyemizde bir tane bile meteorolog çalıştırılmamaktadır. Neden DMİ, DSİ ve EİEİ Genel Müdürlüklerinde çalışan meslektaşlarımız da yeterli sayıda ve etkin kadrolarda değildir?

‘Havadan sudan’ sözünün önemsiz, içi boş ve anlamsız bir şey olmadığı çoktan anlayan dünya ile birlikte, her yıl Su ve Meteoroloji Günleri kutlarız. ‘Bu yıl Dünya Meteoroloji Günü’nü gelin Ankara’da beraber kutlayalım’ diyen DMİ yetkilileri, İTÜ Meteoroloji Mühendisliği Bölüm Başkanı’nın açılışta bir-iki dakikalık konuşma yapmasını uygun görmedi! Diğer bir deyişle, birçok hükümet geldi geçti, ama bizde değişen bir şey olmadı.

Böylece önümüzdeki 23 Mart Çarşamba günü saat 14.00’te İTÜ’nün Maslak Kampusu’ndaki Yapı ve Deprem Araştırma Merkezi Toplantı Salonu’nda bir panel düzenliyoruz. Panelde Küresel İklim Değişimi, Kyoto Protokolü, Çevre, Su Potansiyeli, Temiz Enerji ve Çözüm Önerileri ele alınacak. Panel halka açıktır; yani davetlimizsiniz...


Prof.Dr. Mikdat KADIOĞLU
Tüm yazıları
    Ali Atıf BİR
  İş hayatında öğütlerin gücü (2)
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Ermeni meselesiyle ilgili hukuki bir mülahaza
 
    Doğan HIZLAN
  Her aydın muhalif biri olmak zorunda değildir
 
    Ercan KUMCU
  Dayanıklılığımızı test ettirmeyelim
 
    Erdal SAĞLAM
  Hükümet neden kilitlendi
 
    Fatih ALTAYLI
  İTO seçimleri ve siyaset
 
    Ferai TINÇ
  Kadın imam ve namahrem büyüsü
 
    Nurten ERK
  DemirDöküm: 5 yılda Avrupa’da ilk üç firmadan biri olacağız
 
    Tufan TÜRENÇ
  İçte ve dışta AKP üzerine beliren kuşkular
 
    Özdemir İNCE
  Dünya şiir günü
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
    İlhan SÖYLER
  Gençlik çağım
 
    Vahap MUNYAR
  Yıldırım, ‘ütülerim’ dedi Erdoğan da koltuğu altından çekti
 
    Yener SÜSOY
  Kapkaççılar tiyatroyu da vurdu
 
    Şükrü KÜÇÜKŞAHİN
  Vergide cimri harcamada müsrif
 
    Ahmet HAKAN
  En ‘müptezel’ holding
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com