16/03/2005 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Gündem
16.03.2005
Ertuğrul ÖZKÖK
Lobide bekleyen iki gazeteci
  
 

SURİYE Cumhurbaşkanı Beşar Esad geçtiğimiz ay iki Türk gazetecisine sürpriz bir demeç verdi.

Bu demeç yazıişlerimize geldiği zaman ben yurtdışındaydım.

ÖNCE İNANMADIM

Arkadaşlarım, ‘Elimizde Esad’la yapılmış bir mülakat var’ deyince, önce inanamadım.

Çünkü Türk gazetecileri çok iyi bilir ki, Şam yönetiminden özel mülakat almak kolay değildir.

Şu sıralar Şam’a hákim olan psikolojiyi en güzel anlatan olaylardan biri bu mülakattır.

O nedenle size bu mülakatın perde arkasını anlatacağım.

Hürriyet Yazıişleri Müdürü ve yazarı Tufan Türenç ile Sabah Gazetesi yazarı Yavuz Donat geçen ay, Marmara Grubu’nun davetlisi olarak Şam’a gittiler.

Akkan Suver’in bu gezisine giderken, gazeteci vizesi almadılar.

Çünkü gazeteci vizesi için uzun işlemler gerekiyor.

Bunun yerine Marmara Grubu’nun heyetine dahil edildiler.

Ama Akkan Suver Şam’da herkese gazeteci olduklarını söyledi.

Buradan giderken kafalarında Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’la mülakat yapmak gibi bir umut yoktu.

Ancak Şam’da konuştukları Suriyeli temsilciler, heyette iki ünlü Türk gazetecisinin bulunduğunu öğrenince, devreye girip, bu mülakatı ayarladılar.

SABAH 08.30

Kendilerine ‘Sabah saat 08.30’da otelin lobisinde bekleyin’ denmiş.

Söylenilen saatten 10 dakika sonra 8 araba gelip Türenç ve Donat’ı alıp saraya götürmüş.

Cumhurbaşkanı kendilerini çok sıcak karşılamış.

Bu sürpriz mülakat işte böyle bir ortamda gerçekleşmiş.

Suriye yıllardır Türk gazetecilerine karşı mesafeli durmuş bir başkent.

O nedenle devlet yönetimindeki bu psikoloji, Türkiye’ye bakıştaki köklü değişikliği de gösteriyor.

Uluslararası arenada giderek yalnızlaşan Suriye’nin Türkiye’den gelen her sıcak mesaja ihtiyacı var.

Ama şimdi bir başka sorunla karşı karşıyayız.

Amerikan yönetiminin baskısı giderek artıyor.

Hatta Amerika’nın, Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in Suriye’ye gitmemesini istediği yolunda haberler çıktı.

Dün akşam Turkish Daily News Gazetesi’nin kuruluş yıldönümünde, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Eric Edelman’la sohbet ettim.

Büyükelçi, çok açık bir ifadeyle bu tür haberlerin doğru olmadığını söyledi.

Aynen şunları anlattı:

‘Ben, Türk Dışişleri Bakanlığı’na, Cumhurbaşkanı’nın Suriye’ye ne zaman gideceğini sordum. Onlar da, ‘Henüz bir tarih belli değil. Mart sonu planlanmıştı. Nisan ortasına kalabilir’ dediler. Ben, onlara Cumhurbaşkanı gitsin, ya da gitmesin diye bir şey söylemedim.’

TÜRKİYE’NİN HANDİKAPI

Amerikalılar’ın bu ziyaretten memnun olmayacakları kesin, ama anlaşıldığı kadarıyla bunu sadece hissettirmişler.

Benim bu konudaki inancım şu:

Köşeye sıkışan ülkelere, güvenebileceği kaçış koridorları bırakmak gerekir.

Şu sırada bu işi en iyi yapabilecek durumdaki ülke de Türkiye.

Çünkü Amerika’nın tutumunun ne kadar ciddi olduğunu en iyi anlatabilecek ülke Türkiye’dir.

Ancak şu sıra bu konuda Türkiye’nin bir handikapı var.

Amerikan yönetimi Türkiye’nin samimiyetine güvenmiyor.

Bunda hem haklı hem haksızlar.

Haklı oldukları yan şu.

Türkiye Irak politikasında bir müttefike yakışır tutarlı bir çizgi izlemedi.

Zaman zaman ABD düşmanı fanatiklerin etkisinde kalıp gereksiz çıkışlar yaptı.

Ama Amerikan yönetiminin haksız olduğu konu da şu.

Türkiye, Suriye’nin liberal ekonomiye geçmesini, içinde bulunduğu izolasyondan çıkıp dünya topluluğunun bir parçası olmasını bütün samimiyetiyle istiyor.

GÜÇLÜ ESAD

Üstelik bunu, geçmişte Öcalan’a ev sahipliği yapmış olmasına rağmen istiyor.

Suriye’ye güven veren bir Türkiye, ABD’nin de menfaatinedir.

O nedenle Cumhurbaşkanı’nın gezisinin ertelenmemesi gerekir.

Washington’da, kendini duygusallıktan kurtarmış akıllı insanların da böyle düşünmesi gerekir.

Bu tavır Şam’da Beşar Esad’ın elini güçlendirir.

Güçlü bir Esad da hem Türkiye’nin hem de ABD’nin istemesi gereken şeydir.


Ertuğrul ÖZKÖK
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Yapılacak çok şey var
 
    Bekir COŞKUN
  Alarm...
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Hiç mi değişmez benim memleketim?
 
    Doğan HIZLAN
  Anadolu’dan türküler, Türk bestecilerinden liedler
 
    Ege CANSEN
  Ekonomi haberleri
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Bu nasıl özelleştirme!!!
 
    Ercan KUMCU
  Torba yasa bilinenlerin tekrarıdır
 
    Fatih ALTAYLI
  Düğme paranoyası
 
    Hadi ULUENGİN
  Şambaba
 
    Tufan TÜRENÇ
  İstanbul hızla yaşanmaz kent oluyor
 
    Yalçın BAYER
  Kutsal ittifak
 
    Yalçın DOĞAN
  24 ile West Wing
 
    Özdemir İNCE
  Polis ve Avrupa Birliği
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent çiziyor
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Yumurta kapıya dayanınca...
 
    Erman TOROĞLU
  Baba ve oğul
 
    Latif DEMİRCİ
  Latif DEMİRCİ
 
    Doğan Hakyemez
  Aydın Örs
 
    Şükrü KIZILOT
  Miras kalan arsayı ne yaparsınız
 
    Ahmet HAKAN
  Şu rüyalarımı da tabir eder misiniz?
 
    Erdal  KAPLANSEREN
  ADSL'de ikinci yükseltme dalgası
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com