12/03/2005 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Cumartesi
12.03.2005
Pakize SUDA
Boyun bosun devrilsin adam!
  
psuda@hurriyet.com.tr
 

Kadın ‘Yemeğini mi pişirmedim, çamaşırını mı yıkamadım’ diye bağırıyordu telefondaki kocasına.

Ekranda tabii. Yurdum insanı artık ne yapacaksa orada yapıyor. Evlenilecek mi, kocadan hesap mı sorulacak... Doğru televizyona. Her biri için bir program var çok şükür!

Eskiden ‘dünürlük müessesesi’ diye bir şey vardı. Birtakım kadınlar etraflarında evlenecek çağa gelmiş çocuğu bulunan aileler arasında gider gelir, çöpçatanlık yapardı.

Sonra evlenecek olanlarda yurt geneline açılma hevesi doğdu. Böylece gazetelerin ‘Gönül postası’ köşeleri çıktı ortaya. Medyanın çöpçatanlık işini ilk misyon edinmesidir bu köşeler. Medya dediysem, sadece gazete. O zaman televizyon, internet, cep telefonu, şu bu yok. Ha bir de radyo var. Ama orayı bu işler için akıl edemediler nedense. Radyo devletin radyosu olduğundan belki de. Özel radyolar yok tabii.

O zamanlar devletin radyosu, ciddiyetten sabayla hüzzamdan başka makamda şarkı çalmıyor bile olabilir. Kaldı ki gayri ciddi bir mesele olan evlendirme işine girecek!..

‘Dikkat kan aranıyor!’ anonsunun arkasından ‘Dikkat koca aranıyor!’

‘1.65 boyunda, 23 yaşında, esmer, sarı saçlı, hafif tombul, orta şirret, ağır dekolte bir bayan için acele elektrik alabileceği bir erkek aranmaktadır.’

Ne bileyim böyle bir şeyler derlerdi herhalde. Ama ben güncelleştirdim biraz. ‘Gönül postası’na verilen ilanlarda böyle denmezdi. O zamanlar mazbut kızlar modaydı. Bu belirtilirdi illá ki. Bir de ‘elektrik alma’yı bilmezdi kimse. Onun yerine ‘fikren ve ruhen anlaşma’ isteği dile getirilirdi.

*



Uzatmayayım, çeşitli aşamalardan geçtikten sonra bu günlere gelindi. İnsanlar sadece birbirlerini göre göre, elleye elleye değil, 70 milyona da göstere göstere evleniyorlar. Evleniyorlar dediysem, lafın gelişi. Daha iki çift evlenebildi, onların da biri ayrıldı.

Aslında bu programların adı ‘Koca uyduramadık şöhret şeyttirelim’ olabilir bakın!

Neyse... Bunlarla ilgili çok şey yazıldı çizildi. Ben esas yazının başında içlerinden birinin seslenişine yer verdiğim BAZI kadınlara takığım. Ve onlar bağırırken alkışlayan öteki kadınlara da.

Akşam yemeğin tuzunu az bulan kocasına kızan kadın, sabah televizyona koşuyor adeta.

‘Boyun bosun devrilsin adam!’

Ve alkış.

Tamam, sırayla dört kadından ikişer çocuk yapıp hepsini ortaya saçtıktan sonra beşinci kadını döllemeye giden erkeğin hakikaten boyu bosu devrilsin! Ama hálá böyle adamların geri gelmesi için sunucu ablalarından yardım isteyen kadınların da boyu bosu devrilsin bence. Bela kendiliğinden almış başını gitmiş işte, daha ne istiyorsunuz?

Beş çocuklu adama imam nikáhıyla ikinci karı al, sonra koş televizyona! Ayol bu kadının sorununun olmaması televizyonluk haberdir esas.

Dövülüp üç çocuğuyla sokağa atıldıktan sonra aynı adamdan iki çocuk daha doğuran kadın için ağlayamayacağım kusura bakmayın! Sırf kadın olduğu için hak veremem kimseye.

‘Ekonomik şartlar’ demeyin lütfen! Çünkü bu adamların hiçbiri Rahmi Koç değil. Neredeyse tamamı işsiz güçsüz, alkolik, kumarbaz falan filan. Çoğu hikáyede parayı kazanan taraf kadın zaten.

Fakat ‘koca’ önemli bir şey herhalde. İnsan her haline alışıyor zahir. ‘Döver idi, içer idi lakin kocam idi.’

*

Ben size bir şey diyeyim mi... Bu kadınlar televizyon seyircisi için Semranımlar’dan daha tehlikeli. Duyarsızlaştırıyorlar insanı. Her şeyin bir dozu var zira. Öyle dozu kaçmış trajedi var ki her birinde, artık üzülemiyorsunuz. Zaten çoğu hikáye fos çıkıyor, o da ayrı konu.

Bu, tüm detaylarıyla ortaya dökülen trajik hayat hikáyelerinin, seyredene, ‘Halime şükür, beterin beteri var’ hissi yaşatması açısından faydalı olduğunu iddia edenler var bir yandan. Olabilir tabii. Savaşları, depremleri çekirdek çitleyerek seyrettiğimize göre...

MIŞ-MUŞ

Senarist Birol Güven ‘Çocuklar Duymasın’da Pınar yerine başkasını oynatsaydım Türk Sineması yeni bir Türkán Şoray kazanacaktı’ demiş.

Hatta film Oscar bile alabilirdi!

Dünyada ince kadın azmış. Fakat biz bu diyet çılgınlığıyla kıtlığın belini kıracağız inşallah!

Erdoğan kadınlara polis dayağıyla ilgili, medyayı suçlamış.

Evde lavabo tıkansa bizden bilecek.

Başbakanları tanıtan ‘Dünden Bugüne Başbakanlık’ kitabında en geniş yer Erdoğan’a ayrılmış.

E, normaldir; sırf gezilerini alt alta yazsalar...


Pakize SUDA
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Kaç fırın ekmek?
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  5 blucin, 3 spor ayakkabı
 
    Bekir COŞKUN
  Bizi soyan kim?..
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Memet’te hiç mi kabahat yok?
 
    Ege CANSEN
  Hata açmazı
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Fiyatımız gizlidir!
 
    Erdal SAĞLAM
  Dışarısı bozmazsa Merkez’in döviz alımı sürer
 
    Fatih ALTAYLI
  Pollock’un Türkiye’de muhbiri mi var?
 
    Hadi ULUENGİN
  İki haksızlık
 
    İlter TÜRKMEN
  Bir Ortadoğu tartışması (2)
 
    Tufan TÜRENÇ
  Balkanlar bizim yeniden ön bahçemiz olmalı
 
    Yalçın BAYER
  Yağmaya yasa engeli geliyor
 
    Yalçın DOĞAN
  Sıkıysa eleştir cendere hazır
 
    Özdemir İNCE
  Doğru Yol Partisi ne yapabilir?
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
    Vedat OKYAR
  Seyretme cezası
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Biz geciktik, Rumlar kazandı
 
    Şükrü KIZILOT
  Yöneticilere kapıcı vergisi müjdesi
 
    Zeynep GÖĞÜŞ
  Sırtımızdaki cop
 
    Engin KRATZER
  Teniste bölgesel önem
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com