27/02/2005 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Gündem
27.02.2005
Sedat ERGİN
AKP türbülansa girince
  
seergin@hurriyet.com.tr
 

AB zirvesinden tam üyelik müzakerelerini başlatma kararını aldığı 17 Aralık 2004 tarihi, Recep Tayyip Erdoğan’ın başbakan olarak siyasi gücünün tavan yaptığı günü gösteriyordu.

Başbakan, iki yıldır bütün siyasi önceliklerini kurguladığı bu temel hedefine ulaşarak muazzam bir zemin kazanmıştı.

Erdoğan’ın buradan elde ettiği siyasi gücü iç politikada kolaylıkla başka kazanımlara tahvil edebileceği, AKP’nin ikinci dönemi garantilediği gibi değerlendirmeler birden ortalığı kaplamıştı.

Aradan yaklaşık iki buçuk ay geçti. Başbakan’ın bugün üzerinde durduğu siyasi zemine baktığımızda, bu iyimser değerlendirmelerin yavaş yavaş gölgelenmeye yüz tuttuğunu görüyoruz.

Zemin kaybının gerisinde ne yatıyor? İktidar rehaveti mi, yoksa her iktidarın başına gelen kaçınılmaz yıpranma sürecinin başlamış olması mı?

AB VE IMF KARŞISINDA KARARSIZLIK

Bir kere, AB ile ilişkiler başlığında AKP’nin son iki yılına damgasını vuran enerjik halin birden kesildiği aşikár. Hükümetin hálá bir baş müzakereci atayamamış olması, AB hedefindeki samimiyetinin sorgulanmasına bile yol açıyor.

Hükümetin AB gibi duraklamaya girdiği bir başka alan, IMF ile ilişkiler.

Hükümetin, IMF ile yeni bir istikrar programı yapabilmek için önkoşul olarak A) Gelir İdaresi Kanunu, B) Sosyal Güvenlik Reformu ve C) yeni Bankacılık Kanunu’nu bir an önce TBMM’den geçirmesi gerekiyor.

Ancak, AKP hükümeti, bu başlıklarda tam bir kararsızlık görüntüsü çiziyor.

Üstelik, IMF programı ile AB platformu birbirlerini tamamlayan unsurlar. Tam üyelik sürecinde yol alınabilmesi, ekonomik istikrara bakıyor. AB ise ekonomik istikrarı görebilmek için Türkiye’nin IMF ile bir mutabakat çerçevesi içinde hareket ettiğini görmek ister.

Keza, AB ve IMF örneklerinde olduğu gibi, ABD ile ilişkilerin idaresinde de ciddi bir odaklanma sorunu yaşanıyor. Washington ile ilişkiler, her gün biraz daha sıkıntılı bir görüntü kazanıyor.

ABD yönetiminin IMF üzerindeki nüfuzu dikkate alındığında, bütün bu ilişkilerin karmaşık bir şekilde iç içe geçtiğini görüyoruz.

AKP, ANAYASA’YI DEĞİŞTİRME GÜCÜNÜ YİTİRİNCE

Tam bu noktada Erkan Mumcu’nun istifası ile AKP’de çözülme süreci tetiklenmiş bulunuyor. Bu istifa, kuşkusuz, AKP’nin merkeze yerleşme, liberal kesimlerin desteğini yanına alma iddiasının inandırıcılığını zedeleyecektir.

Ayrıca, Mumcu’nun yerine muhafazakár bir ismin tercih edilmiş olması, hükümetin yörüngesindeki bir kayma gibi algılanıyor.

Daha önemlisi, birbiri ardına gelen istifalarla AKP’nin önümüzdeki dönemde biraz daha fire vereceğinin anlaşılmış olmasıdır.

Bu durum AKP içindeki unsurların kaynaşamadığına ve Milli Görüş dışındaki unsurların çözülme sürecine girdiğine işaret ediyor.

Oysa AKP, sistem karşısında en büyük gücünü, TBMM’de Anayasa’yı referanduma sunmadan tek başına değiştirebilecek eşikte (367 ve üstü) durmasından alıyordu.

Son çözülmelerle AKP bu eşiğin altına düşmüştür (364) ve bu eşiği bir kez daha yakalayabilmesi pek gerçekçi gözükmüyor.

ETİYOPYA’DA ÖNCELİKLERİ ŞAŞIRMAK

Son haftaların AKP’nin görüntüsüne taşıdığı bir başka hasar, Enerji Bakanlığı ekseninde ortaya çıkan ciddi boyutlardaki yolsuzluk iddialarıdır.

Geçmiş dönemlere özgü rant dağıtma ve paylaşma yöntemlerinin AKP kadroları ve bürokrasisinin en azından bir kesimine bulaştığının ortaya çıkması, bu partinin ‘ak’ olma iddiasının üzerine bir is izi gibi düşmüştür.

Bu gelişmeler yaşanırken, Başbakan Erdoğan sinirli tepkiler vermekte ve her vesileyle basına çatmaktadır.

Cezalandırılan kedi karikatürü, AKP liderinin eleştiriye tahammülsüzlüğünün simgesi olarak bir döneme damgasını vuracağa benziyor.

İşte bu sırada Etiyopya’yı da kapsayan bir Afrika gezisine çıkacak olması, galiba Başbakan’ın önceliklerini de karıştırmaya başladığını gösteriyor.


Sedat ERGİN
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Ya Hocalı katliamı?..
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Gamalı haç hediye olur mu
 
    Ali Atıf BİR
  Derenciler hayal görüyor
 
    Bekir COŞKUN
  Ellenmez Ormanı
 
    Doğan HIZLAN
  Muhsin Ertuğrul masasının başındaydı
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Muhtar kafayı bulunca!
 
    Enis BERBEROĞLU
  Lale Hanım’ın 17 Mart merakı
 
    Ercan KUMCU
  Af ve rekabet
 
    Erkan ÇELEBİ
  Ayakkabı pazarı 3 milyar dolara çıktı, ayağımız iki numara büyüdü
 
    Ferai TINÇ
  Rekabet engeli
 
    Kanat ATKAYA
  Hovardalığın sonu
 
    Murat BARDAKÇI
  İlk kedi tartışmasını Namık Kemal başlatmış, sadrazama ‘kedi’ demişti
 
    Pakize SUDA
  Söz söylenmez sözü üstüne
 
    Yalçın BAYER
  Mausoleum’u istiyoruz
 
    İlhan SÖYLER
  Yanlış yaptın
 
    Vahap MUNYAR
  Parça parça Turkcell satarak 13 ayda 1.7 milyar dolar ödenir mi
 
    Erman TOROĞLU
  Lastik patladı
 
    Şükrü KIZILOT
  Türk bayrağı asana vergi var, Yunan bayrağına yok
 
    Ahmet HAKAN
  Sevgili günlük
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com