Özpetek, Roma Belediye Başkanı Walter Veltroni'nin de izleyiciler arasında bulunduğu salonda, Roma'ya olan sevgisini de gizlemedi. Özpetek, “Roma, aynı zamanda benim kentim. Hayatımın geri kalan bölümünü bu kentte geçirmek istiyorum” diye konuştu.
Özpetek, senaryosunu Gianni Romoli ile birlikte yazdıkları yeni filminde, dayanışma, yoksulluk, kutsal ve ölüm temaları üzerinde yoğunlaşıyor. Özpetek'in filmde verilen mesaja paralel olarak, gala sırasında parti vermemesi de dikkati çekti. Özpetek, parti için tahsis edilen ödeneğiyse merkezi Roma'da bulunan Katolik örgütlerden biri olan ve evsiz barksız insanlara yardım faaliyetleriyle tanınan Aziz Egidio Cemaati'ne bağışladı.
Özpetek'in bir Sezen Aksu parçasıyla başlayan yeni filminin müziği Andrea Guerra'ya ait. Filmde, başlıca roller Barbora Bobulova, Lisa Gastoni, Andrea Di Stefano, Massimo Poggio, Erica Blanc, Dugay Comencini, Michela Cescon ve Stefania Spugnini tarafından paylaşılıyor.
“KUTSAL YÜREK”İN KONUSU
Özpetek, bu yeni filminde, zengin ve başarılı bir iş kadını İrene'nin (Barbora Bobulova), rastlantısal sıradan birkaç olay neticesinde kimlik bunalımına düşmesinin ardından, yüreğindeki kutsalla diyaloga geçme yolculuğunu irdeliyor.
Babasından devraldığı şirketi, halası Eleonora'nın (Lisa Gastoni) da yardımıyla zirveye taşımakta olan İrene, aileden miras kalan eski apartmanı mini dairelere dönüştürerek paraya çevirmeye planladığı sırada, bir hırsızlık vakasıyla 13 yaşındaki (Benny Camilla Dugay Comencini) ile karşılaşıyor. Bir yanda İrene'nin söz konusu antik apartmanda, küçük yaşta kaybetmiş olduğu annesinin, duvara bir Mevlevi derviş tablosunun da asılı durduğu o esrarengiz odasıyla yüz yüze gelişi, diğer yanda Benny'le başlayan diyalog esnasında gündeme gelen muzip ve masumane sorular. Bu gelişmeler, İrene'nin o güne dek pek düşünmediği annesini ve de kendi yüreğini keşfe yönelişini de beraberinde getiriyor. Benny, İrene'nin köprü altı insanları ve yoksulların yanı sıra, kendini yoksullara yardıma adamış Rahip Carras (Massimo Poggio) ile de tanışmasını sağlıyor.
İrene'nin şirket pazarını genişletip daha fazla para kazanabilme uğruna, gerekirse Kazakistanlılara da çantayı mutlaka bir ihtiyaç haline getirmeye dayalı piyasa mantığının acımasızlığını sezinlemesi ve gözlerinin dolması bu döneme rastlıyor. İrene'nin kutsal yüreğinin sesi, onu zenginlik ve kariyere veda edip kendini yoksullara adamaya sürüklüyor. Bu kendini adamışlık, İrene'yi üzerindeki her şeyi çevresindekilere dağıtırcasına deli divane kılacak bir noktaya kadar sürükleyebiliyor.