***
İlk konuğum İzmir Barosu. İzmir Barosu Yönetim Kurulu adına Baro Başkanı Avukat Nevzat Erdemir’in gönderdiği elektronik ileti bilgisayarıma aralık ayı içinde gelmişti. Yoğun yazı akışı içinde kendine ancak şimdi yer buluyor. İletinin, ülkemizi AB ülkeleri ile mukayese eden bir bölümünü aktarıyorum:
***
[Ülkemizde işkence ve hak ihlalleri olmadığını söylemek olanaklı değildir. Bu nedenle İzmir Barosu demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü mücadelesini her koşulda sürdürecektir. Bu mücadele, aynı zamanda, insan haklarını yayılmacılığın, işgalciliğin ve sömürgeciliğin ahlaki gerekçesi haline getirmeye çalışan emperyalizme karşı da yürütecektir. Ülkemizi işkence ve insan hakları ihlalleriyle suçlayan Avrupa Birliği devletleri, Amerika Birleşik Devletleri’nin Irak’ta yaptıklarına sessiz ve seyirci kalmaktadır. Sessiz ve seyirci kalmanın ötesinde Avrupa Birliği üyesi İngiltere, İtalya, Avusturya, Polonya gibi ülkeler “koalisyon güçleri” olarak adlandırılan işgal güçleri arasında yer almaktadır.]
[Bütün dünyanın gözleri önünde vahşet ve katliam devam etmektedir. Kadın, erkek, çoluk, çocuk demeden yüz binin üzerinde insan öldürülmüştür. Telafer ve Felluce’de adeta soykırım yapılmıştır. (Olur-olmaz yerde “soykırım” sözcüğünün kullanılmasına karşıyım. İnsanlık tarihinde şimdilik Yahudi Soykırımı’ndan başka bir soykırım yoktur. Telafer ve Felluce’de olanları “Katliam, kırım, kıyım” gibi sözcüklerle tanımlayabiliriz. Ö.İnce) Cami içerisinde yaralı insanların kafasına kurşun sıkılarak yapılan infazlar. Ebu Garip hapisanesinde yapılan işkenceler bütün açıklığıyla gözler önündedir. İnsan haklarına saygılı olduğunu söyleyen, her fırsatta ülkemizi işkenceyle ve hak ihlalleriyle suçlayan, Diyarbakır’ı uğrak yeri yapan sözde uygar ülkeler, Amerika Birleşik Devletleri’nin işbirlikçisi ve suç ortağı olmuşlardır. Amerika Birleşik Devletleri’nin işbirlikçisi ve suç ortağı olan Avrupa Birliği’yle işkence ve insan hakları ihlallerinin önlenmesi için yapılacak olan hiçbir girişimin inandırıcılığı kalmamıştır. Avrupa Birliği, bütün insanlığın ortak kazanımı ve değeri olan insan hakları kavramını, kendi çıkarları için açıkça çiğnemekte, ayaklar altına almaktadır.]
***
Yukarıdaki satırları yazan İzmir avukatlarının mesleki birliği olan İzmir Barosu. İzmir Barosu, işkence ve insan hakları konularında ABD ve AB’yi yargılayıp mahkûm ediyor. Ancak dikkatinizi çekerim: İzmir Barosu, “Avrupa Birliği’ne girmeyelim” demiyor. “Avrupa Birliği’ne gireceksek bunları bilelim. Müzakere masasına bu bilgi ile oturalım!” diyor.
Kuşkusuz kötü misal örnek olamaz; AB ve ABD’nin yaptıkları Türkiye’nin kusurlarını bağışlatamaz.
Ama kimsenin karşısında da utanç duymamız gerekmiyor. AB’ye gireceksek onurumuzu yitirmeden girelim. Ne var ki kimilerinin ulusal onur nedir, bundan haberleri bile yok!