31/01/2005 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Yazarlar
31.01.2005
Güzin  Abla
Şanssızlığım doğduğum gün başladı, değişmedi
  
guzinabla@hurriyet.com.tr
 

Merhaba Güzin Abla. Köşenin sıkı bir takipçisiyim. Bazıları köşende yazılanların gerçek olamadığını düşünse de, ben gerçek olduğuna kesinlikle inanıyorum. Çünkü benim de en az burada yayınlananlar kadar kötü bir hayatım var.

Benim şanssızlığım doğduğum an başladı. Annem ben doğarken ölmüş. Babam başka biriyle evlenmiş. Üvey annem bana çok iyi davrandı ama ondan gerçek annem gibi olmasını bekleyemezdim. Babam beni çok sık döverdi. Dövmesinden şikayetçi değildim. İyi bir terbiye almam için gerekliydi belki de. 19 yaşıma geldiğimde üvey annemin baskıları sonunda, hiç tanımadığım bir adamla evlendim.

Kendi evimde görmediğim kadar şiddete maruz kaldım. Evliliğimizin ikinci yılında bir kızımız oldu. Ancak o bile bu evliliğin sürmesini sağlayacak kadar güçlü bir bağ değildi. Ayrılınca mahkeme çocuğun vekaletini babasına verdi. Üvey annem beni eve tekrar kabul etmedi. Eski eşim beni her gün tehdit ediyordu. Çocuğumu da bana göstermek istemedi.

Bu arada başka biriyle tanıştım. Bu kötü günlerimde bana çok destek oldu. Onu seviyorum ama eski eşimin ona zarar vermesinden de korkuyorum. Çocuğumu da göremiyorum. Onunla evlenmeli miyim, yoksa eski eşimden kaçarak, bu hayatı devam mı ettirmeliyim?

RUMUZ: KAÇAK

Sevgili kızım önce şu köşemdeki yazılara inanmayanlara bir çift sözüm var: Bir insan bunca yıldır bu kadar öyküyü, bu kadar dert ve sorunu, hayal gücü ne kadar engin olursa olsun, nasıl uydurup yazabilir, bilemiyorum. O zaman dünyanın en ünlü senaristi olur çıkardım! Ben, bunca mektup, faks ve e-mail içinde boğulurken, doğrusu bu tür sözler beni çok şaşırtıyor.

Gelelim hayatın gerçeklerine. Kızım, yanlış nerede biliyor musun? ‘Babam beni iyi bir terbiye almam için döverdi, belki de gerekliydi’ diyorsun ya. İşte baba dayağı yiyip, bunu doğal karşılayan insan, daha sonra koca dayağını da doğal karşılıyor. Beni de en çok üzen bu. Dayağın, şiddetin hiçbir türü normal değildir kızım.

Bu davranış tümüyle sağlıksız bir ruh hali sergiler. Kişinin ne derecede zayıf karakterli ve kendine güvensiz olduğunu gösterir ki, işte baban da, eşin de böyle birileri anlaşılan. Çocuğunu sana göstermemesi mümkün değil. Mahkemeye başvurur, polis nezaretinde gidip görebilirsin.

Şanssızım diyorsun ama belki de şans kapını çalmıştır artık.

Seni bu zor koşullardan kurtarabilecek iyi bir insan bulduğuna göre, neden evlenmiyorsun? Yanında bir erkek olur, kimse sana zarar veremez. Bir aile kurarsın, hayatına çeki düzen gelir. Ben evlenmeni öneririm. Ama tabii son karar senin.


Genç kızlar evli erkeklere göz dikiyorlar


Yazılarınızı her zaman merakla okuyorum. Genellikle genç kızlar yazıyorlar. Aşktı meşkti derken, bir de üstelik evli erkeklere göz dikiyorlar. Bir gün kendileri de evlendikleri zaman aynı tokatla karşılaşırlarsa hiç şaşırmasınlar. Hep böyle genç körpe kalacak değiller ya. Bir de, ‘Güzin Abla birleşemezsek, kendimi öldüreceğim’ diyerek duygu sömürüleri yapmaları yok mu? Genç hanımlara sesleniyorum: Lütfen kimsenin mutluluğuna gölge düşürmeyin.

RUMUZ: MESUT

Bunları yazanın bir erkek olması çok ilginç. Demek ki, sizin gibi düşünen   erkekler de var.

En azından sizin bu tür ilişkilere sıcak bakmadığınız ortada. Uyarılarınız çok yerinde ama yine de gençlik bu. İnsan hata yapıyor.

Siz de gençliğinizde hiç hata yapmadınız mı?


Kardeşimde üfürüm varmış


Benim sorum sağlıkla ilgili. 30 yaşlarındaki kardeşime kadın doktoru, kendisinde üfürüm olduğunu söylemiş ve bir uzmana gitmesini önermiş. Fakat kardeşim gitmemekte ısrar ediyor. Üfürüm kaç çeşittir; tehlikeli midir? Ameliyat gerektirir mi? Ömrünü kısaltır mı? Beni aydınlatır mısınız?

RUMUZ: MAVİ KELEBEK

Bu soru beni aştığından bunu gazetemizin doktoru sevgili Dr. Gündüz Tezmen’e yönelttim. Kendisine verdiği değerli bilgiler için çok teşekkür ederim:

‘Üfürüm, kanın daralmış bir yerde geçişi sırasında çıkardığı ıslık sesine benzer bir sestir. Kalp kapaklarının daralmış olması ya da tam kapanması gerektiği zamanlarda aralık kalması nedeniyle ortaya çıkabilir.

Ayrıca kalp bölmeleri arasındaki delikler, atardamarlar arasında olmaması gereken bağlantılar veya damarlardaki darlıklar da üfürüm nedeni olabilir.

Bunların dışında kalp ve damar sisteminde herhangi bir sorun olmadan da kan dolaşımının hızlanmasına yol açan kansızlık, tiroid bezinin hızlı çalışması, ya da hiç bir sorun olmadığı halde kan dolaşımının yapısal olarak hızlılığı gibi hallerde de üfürüm duyulabilir.

Tedavi de nedenlerine göre değişir. Bazı hallerde hiçbir tedaviye gerek duyulmazken, kansızlık vb. kalp-damar sistemi dışı hallerde altta yatan sorunun tedavisi ile de ortadan kalkar.

Eğer sorun kalp-damar sistemine bağlı ise ekokardiografi tetkiki sonrasında ortaya çıkacak tabloya göre karar verilir. Ancak kalpte orta ya da ileri dereceli bir sorun varsa, bu tedavi edilmediği taktirde, ileride telafisi pek mümkün olmayan derecede sorunlar ortaya çıkabilir.

Kardeşinizin bir kalp hastalıkları uzmanına başvurması gerekiyor.


Güzin  Abla
Tüm yazıları
    Ali Atıf BİR
  Baykal Sarıgül’ü sinirlendirmeyi başardı
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Sarıgül sarardı CHP morardı!
 
    Doğan HIZLAN
  Başka Osman Hamdi’ler de var
 
    Ercan KUMCU
  Parasını sevmeyen bir milletiz
 
    Erdal SAĞLAM
  Bütçe dışı oyunlarla harcamalar artıyor
 
    Erkan ÇELEBİ
  Bu kez parayı bastıran ehliyeti kaptırdı
 
    Fatih ALTAYLI
  Atatürk gelse de size bir kötek atsa
 
    Ferai TINÇ
  Alarm zilleri
 
    Nurten ERK
  600 milyon dolarlık toplu konutu tek başına yapacak
 
    Tufan TÜRENÇ
  CHP Kurultayı ve ibretle tanık olduğum bir olay
 
    Özdemir İNCE
  İzmirli hukukçular ve Avrupa Birliği
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
    Vahap MUNYAR
  Keşke izin verseler Erdemir’le New York Borsası’na girsek
 
    Ercan SAATÇİ
  Nerde kalmıştık
 
    Can BARTU
  Bu stres neden?
 
    Latif DEMİRCİ
  Latif Demirci
 
    Şükrü KÜÇÜKŞAHİN
  Belki de Baykal’ın son kurultayı
 
    Meriç ENERCAN
  Kırılma noktası
 
    Ahmet HAKAN
  Kurultay’dan ‘hafif’ notlar
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com