Beş yıllık dönem için Avrupa Komisyonu başkanlığına yeni seçilen Jose Manuel Barroso, müzakerelerin 3 Ekimde, "tam zamanında" başlayacağını, müzakere tarihinde bir gecikme olmayacağını vurguladı.
Türkiye'ye, müzakerelere başlanması konusunda kesin tarih verilmesini başından beri savunduğunu ve Türkiye'nin bunu fazlasıyla hakkettiğini belirten Barroso, ancak müzakere sürecinin Türkiye'nin uyum sürecindeki başarısına bağlı olduğunu kaydetti.
Barroso, Türkiye'nin, müzakere tarihi almadan önce gösterdiği gayretin, müzakere süreci öncesi ve sonrasında da göstermesinin önemli olduğunu ifade etti.
PARALEL GÖRÜŞME
AB Komisyonu'nun Genişlemeden Sorumlu üyesi Olli Rehn de, Davos'ta yaptığı açıklamada, Türkiye ile üyelik müzakerelerinin 3 Ekim'de başlayacağına emin olduğunu söylemişti. Rehn, tarama sürecini müzakerelerle paralel başlatabileceklerini de kaydetmişti.
Konuşmasında Türkiye'nin son birkaç yıl içinde, AB'ye uyum açısından çok başarılı reformlar gerçekleştirdiğinin altını çizen Rehn, siyasal ve sosyal alanda, insan hakları başta olmak üzere hukuk alanında önemli reformlar yapıldığını hatırlatmıştı.
Yasal ve siyasal alanda uygulama açısından atılması gereken bazı adımların bulunduğunu hatırlatan Rehn, yasal ve siyasal kriterlerin yerine getirilmesinin ardından, müzakere sürecinin önündeki önemli bir engelin de kalkmış olacağını ifade etti.
"MÜZAKERELERİN BAŞARISI TÜRKİYE'YE BAĞLI"
Müzakerelerin tarihinde başlaması ve hızlı şekilde sürdürülmesinin Türkiye'ye bağlı olduğunun altını çizen Rehn, ''Türkiye reformları ne kadar hızlı şekilde kabul eder ve uygulamaya geçirirse, müzakereler de aynı hızla başlar ve devam eder'' dedi.
"RUM TARAFI ADIM ATMALI"
Olli Rehn, Kıbrıs sorunun çözümünde sadece Türk tarafının değil, Rum tarafının da gerekli adımları atması gerektiğini belirtti.
Türkiye ile AB arasındaki kültürel diyaloğun daha da güçlendirilmesinin önemine dikkati çeken Rehn, her iki kesimin birbirini daha iyi tanımasıyla ilişkilerin daha da güçleneceğini belirtti.