Genelkurmay Askeri Mahkemesi'nde görülen davanın bugünkü duruşmasına, emekli Yüzbaşı Kayatunç ile sanıkların avukatları katıldılar.
Kayatunç, kimlik tespitinin ardından Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na tahsisli cep telefonunu kendi menfaatleri için kullandığı, atanma emri ve görevi olmaksızın İstanbul Garnizonu'nda uzun süre başı boş kaldığı ve bazı ihalelerde çıkar sağladığına ilişkin iddialar karşısında savunma yaptı.
Yalçın Kayatunç, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na bağlı 3-4 adet cep telefonu olduğunu belirterek, bunlardan birisinin komutanda bulunduğunu, diğerlerinin ise “havuz” tabir edilen yerde olduğunu söyledi.
Kışla dışındaki görevlerde Erdil'in telefonlarına kendisinin baktığını anlatan Kayatunç, “Birkaç zaruri durum dışında telefonla özel görüşme yapmadım” dedi.
TELEFON GÖRÜŞME BELGELERİNİ HATIRLAMADI
Kullandığı cep telefonunun şahsına tahsisli olduğunu belirterek, yapılan görüşmelerin dökümlerine ilişkin belgeler gösterilen Kayatunç, bunları hatırlamadığını ifade etti.
Kayatunç, atama ve görevlendirme olmadığı halde emir subay yardımcılığı döneminin çoğunu İstanbul'da geçirdiği ve bu yolla görevini kötüye kullandığı iddialarını kabul etmedi.
Yıllık izinleri dışında İstanbul'da iddia edilen kadar vakit geçirmediğini savunan Kayatunç, şunları söyledi:
“Burada olduğum süre içinde de sayın Erdil'in eşi ve kızının işlerini takip ediyordum. İhaleleri yönlendirme ve çıkar sağladığı iddiaları Feridun Toydemir'in iftirasıdır.
Kardeşim Engin Kayatunç, Kuzey Deniz Saha Komutanlığı'nın bazı ihalelerine girmiş ve kazanmıştır, ancak yüzbaşı olarak, albay konumundaki komisyon üyelerini etkilemem söz konusu olamaz.”
Kuzey Deniz Saha Komutanlığı İkmal Grup Amiri Albay Bahri Mısırlı'nın da aralarında bulunduğu çok sayıda kişi hakkında soruşturma açıldığını anımsatan Kayatunç, bu kişilerin dikkatleri başka yöne çevirmek için kendilerini suçladıklarını öne sürdü.
“BELGE OLMADAN NASIL HARCIRAH ALDINIZ?”
Duruşma Hakimi Albay Turgay Çağlar'ın sorusu üzerine, İstanbul'a genellikle bir kaç günlüğüne gittiğini ve bu görev karşılığı harcırah aldığını anlatan Kayatunç, Askeri Başsavcı Kıdemli Albay Saim Öztürk'ün sorusu üzerine de şöyle konuştu:
“Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'ndan çıkarken bana görev ya da izin belgesi verilmedi. Sayın Erdil'in şifai emriyle İstanbul'a gittim ve emirlerini yerine getirdim. Telefon faturalarının son 5 ayda artmasının sebebini de bilmiyorum.”
Mahkeme heyetinin, “İstanbul'a gidişlerinizde herhangi bir belge almadığınız halde nasıl harcırah aldınız” sorusu üzerine Kayatunç, bu konuyla ilgili işleyişi tam olarak bilmediğini, bu konudaki işlemlerin, Erdil'in emir subayı Alpay Tayfun Aksoy tarafından düzenlendiğini ifade etti.
ERDİL'İN EVİ
Kayatunç, Erdil'in avukatı Dinçer Eskiyerli'nin talebi üzerine emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Erdil'in, Alkent Sitesi'nde aldığı evle ilgili görgü ve bilgisini anlattı.
Kayatunç, Erdil ile birlikte İstanbul'a gittiklerinde komutanın, teyzesinin oğlu Muhterem Kolay'ı ziyaret ettiklerini ifade etti. Kolay'ın kendisine Erdil'in kızı Deniz Erdil'in de evinin olduğu Alkent Sitesi'nden bir ev bakmasını istediğini ve bu evi İlhami Erdil'e almak istediğini ilettiğini anlatan Kayatunç, “Emlak şirketi Turyap'a uğradım. Muhterem beyin telefonunu Turyap'a, Turyap'ın telefonunu da Muhterem beye verdim. Daha sonra kendi aralarında haberleştiler. Bundan sonraki gelişmeleri bilmiyorum. Bildiğim; Muhterem bey, sayın komutana evi almış. Biz daha sonra tapu işlemleri ile ilgilendik. Zaten Muhterem bey de Koç Holding'in ortaklarındandır.”