Orgeneral Başbuğ, Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'nda düzenlediği Aylık Basını Bilgilendirme Toplantısı'nda, geçen yıl 5 kez basını bilgilendirme toplantısı yaptıklarını, bunun, yüzyüze iletişime ve doğrudan bilgilendirme yöntemine verdikleri önemi gösterdiğini söyledi.
Genelkurmay 2. Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, TV'lerden de canlı olarak yayınlanan basın toplantısında, Irak seçimleri ve Kerkük'ün durumu hakkında Türk Silahlı Kuvvetleri'nin görüşlerini açıkladı.
IRAK
Başbuğ, Irak'ta devam eden ve kendilerinin de dikkatle izledikleri konuların başında, seçim süreci ve sonuçları, özellikle Musul ve Kerkük'te meydana gelen gelişmelerin yer aldığını belirtti.
Musul'daki durumun, geçmiş duruma göre, bugün büyük çatışma ihtimali taşımadığını ifade edebileceklerini kaydeden Orgeneral Başbuğ, Irak geçici yasasının 58. maddesinin, Saddam Hüseyin döneminde değiştirilen Kerkük'ün demokratik yapısının, eski duruma dönüştürülmesine olanak tanıdığını anımsattı.
KERKÜK'TE SEÇİM SONUÇLARI TARTIŞMALI OLABİLİR
Orgeneral Başbuğ, ”Ancak bugün Kerkük'te yaşanan durum, değişikliğin bu çerçevenin dışına taştığını göstermektedir. Kerkük'e göç ettirilen yüzbinlerce Kürt göçmenin, seçmen listelerine kayıt ettirildiği ve geri kalanların da kaydedilmeye çalışıldığı medyada da açık bir şekilde yer almıştır. Bu kayıt işlemleri dün itibariyle sonuçlanmıştır” diye konuştu.
Bu durumun Kerkük'e ilişkin seçim sonuçlarını tartışmalı bir duruma sokabileceğini, Kerkük için adil ve kalıcı bir çözüm bulunmasını neredeyse olanaksız bir hale getirebileceğini defalarca söylediklerine işaret eden Orgeneral Başbuğ, bundan önceki çeşitli brifinglerde, bu konunu önemine dikkati çektiklerini kaydetti. Orgeneral Başbuğ, sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha da kötüsü bu gelişmelerin Irak'ın toprak ve siyasi bütünlüğünü dahi tehdit ederek, bölgede büyük bir güvenlik sorunu yaratacağından endişe duymaktayız. Böyle bir gelişme Türkiye için de önemli bir güvenlik sorunu oluşturacaktır.
"KERKÜK'TE ORTAYA ÇIKAN TABLO ENDİŞE VERİCİ"
Başbuğ, Saddam rejimi döneminde Kerkük'ten göç ettirilenden daha fazla Kürtün Kerkük'e döndüğünü anlattı.
Bu durumun basında da geniş yer aldığını belirten Başbuğ Kerkük'ün demografik yapısının değiştirilmesinden sonra ortaya çıkan tablolunun endişe verici olduğunu söyledi.
IRAK SEÇİMLERİ
Başbuğ, Irak seçim sonuçlarının tüm Irak halkı tarafından kabul edilmesinin ve oluşturulacak yeni hükümette tüm etnik grupların adil bir şekilde temsil edilmesinin çok önemli olduğunu vurguladı.
Başbuğ, seçimlerden sonra ortaya çıkabilecek bir anlaşmazlıkta, ülkenin toprak ve siyasi bütünlüğünün tehlikeye girebileceğini bunun da Türkiye için son derece ciddi güvenlik sorunu yaratacağını vurguladı.
"TÜRKİYE İÇİN GÜVENLİK SORUNU YARATIR"
Irak'ta yaşanan tüm gelişmelerin Irak güvenlik güçleri ile koalisyon askerlerinin kontrolünde olamayacağını belirten Genelkurmay İkinci Başkanı, "Irak'taki yaşam şartlarının normal olmadığını ve zor bir durum olduğunu kabul etmek zorundayız" dedi.
Orgeneral Başbuğ, bu gelişmelerin bölgede büyük bir güvenlik sorunu yaratacağına dikkat çekerek, "böyle bir şey Türkiye için önemli bir güvenlik sorunu oluşturacaktır" dedi.
KÜRT DEVLETİ
“Irak'taki seçimler bağımsız Kürt devletine giden yolda basamak olabilir mi?” sorusunu yanıtlarken, Orgeneral Başbuğ, Irak'taki seçimlerle aynı zamanda mahalli yönetimlerin de belirleneceğini ifade ederek, bunun Kerkük'te doğuracağı sonuçların çatışmalara neden olabileceğini belirtti.
Irak'ın içinde bulunduğu atmosferin çok sakin olmadığını ve Kerkük'ün Irak'taki bir iç savaşı tetikleyebileceğini belirten Orgeneral Başbuğ, “Çok ciddi bir konu. 5-6 aydır konunun altını çizip, ikaz etmeye çalıştık. İç çatışmaya gidebilir ve böyle bir oldu bitti ile Kerkük'ün Kürt bölgesi içine alınması da bağımsız Kürt devletine giden yolda ilk çıkış basamağını teşkil edebilir” dedi.
"PKK İLE MÜCADELE İÇİN HER TÜRLÜ TEDBİRİ ALIRIZ"
Orgenerel Başbuğ, Kuzey Irak'ta üstelenen PKK ile mücedele konusunda, "ABD, PKK ile mücadele konusunda geçmişte Türkiye'ye destek vermiştir. Bugün için bu konuda aynı noktada olmadığımız bir gerçektir. Ancak bu yine bugün için hayati değildir. Güvenliğimiz sözkonusu olursa her türlü tedbiri alırız" dedi.
YARGISIZ İNFAZ
Orgeneral Başbuğ, bölücü örgüt ve onun paralelinde hareket ederek, ülkenin bölünmez bütünlüğü için verilen mücadeleye gölge düşürmek için katliam, yargısız infaz ve toplu mezar gibi söylemlerin ortaya atıldığını söyledi.
Orgeneral Başbuğ, güvenlik güçlerini ve mensuplarını da ismen teşhir ederek yargısız infaz yapılmaya gayret gösterildiğini ifade ederek, “Açıkça Türk Silahlı Kuvvetleri'ni (TSK) hedef alan kin ve intikam hırsıyla tırmandırılan bu haksız ve tahrik edici kampanyaya karşı bütün kesimleri uyanık olmaya, üzerlerine düşen görevi yapmaya bir defa daha davet ediyorum” diye konuştu.
AFGANİSTAN
Afgan geçici yönetimine destek sağlamak ve Afganistan'da politik sürecin kurulup, işletilerek yeniden yapılandırma faaliyetlerine yardımcı olmak için BM Güvenlik Konseyi'nin kararında, Afganistan Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti'nin oluşturulduğunu anlatan Orgeneral Başbuğ, BM Güvenlik Konseyi'nin kararında 11 Ağustos 2003 tarihinden itibaren bu görevin, NATO sorumluluğuna devredildiğini anımsattı.
Yüksek hazırlık seviyesindeki kolordu karargahlarının, Uluslararası Güvenlik Yardım Kuvveti sorumluluğunu üstlenmelerine ilişkin NATO'da bir rotasyon planı hazırlandığını ve bu planın, NATO Konseyi ve Askeri Konsey tarafından da onaylandığı anımsatan Orgeneral Başbuğ, bu kapsamda İstanbul'daki 3. Kolordu'nun, bu görevi 13 Şubat 2005'ten itibaren 6 ay süreyle yerine getireceğini bildirdi.
Türkiye'nin bu görevi üstlenmesinin, NATO yükümlülüklerinin bir sonucu olduğuna dikkati çeken Orgeneral Başbuğ, NATO ülkelerinin tümünün taraf olduğu NATO planlama sevkini takiben ve hükümetin onayıyla gerçekleştiğini vurguladı.
TÜRKİYE'NİN NATO YÜKÜMLÜLÜĞÜ
Bu konunun, bazen yanlış ilişkiler kurularak, Türkiye'nin Afganistan'da görev almasının, NATO kapsamından ziyade, Türkiye-ABD ilişkileri ile bağlantı kurulduğunu kaydeden Orgeneral Başbuğ, Afganistan'da Türkiye'nin aldığı görevin, bir NATO yükümlülüğünün gereği olduğunu kaydetti.
Orgeneral Başbuğ, Türkiye'nin, kolordu karargahının yanı sıra, bu kuvvete bir tugay karargahı, bir piyade taburu ile katkıda bulunduğunu, çok uluslu tugaya bir Türk tuğgeneralin komuta edeceğini dile getirdi.
Toplam bin 600 personelin, Kabil bölgesinde görev yapacağını belirten Orgeneral Başbuğ, bununla ilgili intikallerin geçen hafta başladığını ve devam ettiğini vurguladı.
"ABD İLE İLİŞKİLER BELİRLİ BİR KONUYA BAĞLANAMAZ"
Başbuğ, Ocak ayında ABD yetkilileriyle çeşitli üst düzey temaslar gerçekleştirildiğini belirterek, bu temaslarda bölgeye ilişkin ve her iki ülkeyi ilgilendiren konularda görüş alışverişinde bulunulduğunu söyledi.
TSK'nın, Amerikalı muhataplarıyla her zaman yakın ilişki içerisinde olduğunu ifade eden Orgeneral Başbuğ, “Bilinmesi gereken; Türkiye'nin ABD ile ilişkilerinin belirli bir konuya bağlanamayacak kadar geniş ve kapsamlı ilişkiler olduğudur” diye konuştu.
“YUNANİSTAN UÇAKLARIMIZİ TACİZ ETMEKTEDİR”
Yunanistan tarafından iddia edilen Ege'deki ihlaller ve Kardak kayalıklarıyla ilgili son gelişmeler hakkında bilgi vermekte yarar gördüklerini ifade eden Orgeneral Başbuğ, şunları kaydetti:
“Ege hava sahası ihlal iddialarının temelinde; bildiğiniz gibi Uçuş Malumat Bölgesi (FIR) ile Yunanistan'ın tek taraflı olarak ilan ettiği 10 deniz mili hava sahası varsayımı yatmaktadır. Bilindiği gibi Yunanistan'ın karasularının genişliği 6 deniz milidir. Uluslararası anlaşmalar çerçevesinde hava sahasının genişliği ise karasularının genişliği ile aynı olmak zorundadır. Bu nedenle Türkiye, Yunanistan'ın 10 deniz mili hava sahasını tanımamaktadır. FIR hattı dediğimiz konu, aslında sivil hava trafiği ile ilgili olup uluslararası sivil havacılık teşkilatı kurallarına göre; askeri maksatlı uçaklar bu kurallara aslında uymak zorunda değildir. Yani buradan geçişinizi rapor etmek zorunda değilsiniz. Kimler? Askeri maksatlı uçaklar...
Yunanistan bu hattı adeta Türk-Yunanistan sınır gibi görüp bu hattı geçen her uçağımızı teşhis maksadıyla önlemekte ve zaman zaman da taciz etmektedir. Biz, Ege üzerindeki uçuşlarımızda NATO makamlarını bilgilendirerek ve silahsız olarak uçuş yapmaktayız. Buna karşılık Yunanistan'ın silahlı uçakları tarafından bazen bizim uçaklarımız taciz edilmektedir. Ege'de Türk Hava Kuvvetleri'nin yıllık toplam uçuşu bütün içinde baktığımız zaman yaklaşık yüzde 2'sine tekabül ederken, Yunan Hava Kuvvetleri'nin Ege'de yaptıkları yıllık uçuşları toplam içinde yaklaşık yüzde 75'e karşılık gelmektedir. Belki bunu coğrafyanın verdiği bir sonuç olarak da görebilirsiniz, ama arada çok büyük bir yüzde farkı olduğuna da dikkatlerinizi çekmek istiyorum.
"YUNANİSTAN KISIR DÖNGÜYE DEVAM EDERSE GÜCÜNÜ BOŞUNA HARCAR"
Yunan basınında Kardak kayalıklarına ilişkin çıkan haberler de yine gerçekleri yansıtmamaktadır. Türkiye'nin Kardak konusundaki tutumu bellidir ve ilgili tüm taraflarca bu tutum gayet iyi bilinmektedir ve uygulamalarda bu yönde yapılmaktadır. TSK Ege'de gerginliğin düşürülmesi ve Türkiye ile Yunanistan arasındaki dostluğun geliştirilmesine ve Ege'de uluslararası anlaşmalarla tespit edilmiş statükoyu korumaya büyük önem vermektedir. Eğer Yunanistan Ege'de sorun yaratma kısır döngüsüne devam ederse, bizim değerlendirmemiz; gücünü ve enerjisini boşuna harcayacaktır.
Bölgenin yeterli sorunu vardır ve aklın stratejisi durumu germeyi değil yumuşatmayı önermektedir. Bu çerçevede Yunanistan Deniz Kuvvetleri Komutanı'nın Türkiye ziyaretini önemsediğimizi ve bunun Türk-Yunan dostluğuna büyük katkı sağlayacağını ifade etmek isterim.”
"BÜYÜKANIT'IN SÖZLERİ GENELKURMEY'IN GÖRÜŞÜDÜR"
Genelkurmay II. Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Kıbrıs'taki referandumdan sonra Türkiye'den artık ”jest yapılmasını istemenin büyük haksızlık olacağını” belirterek, ”Türkiye'nin gündeminde Kıbrıs'tan asker çekmek gibi bir konu yoktur” dedi. Orgeneral Başbuğ, Kıbrıs'ı Türkiye'nin önünü tıkayan bir sorun olarak görülürse, bu görüşün, Kıbrıs sorununda Türkiye'nin kendi arzu ettiği istikamette çözüme ulaşmasını engelleyeceğini söyledi.
Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın “Kesin ve kalıcı bir anlaşma olmadan Kıbrıs'tan bir tek asker dahi gitmeyecektir” sözlerinin Genelkurmay Başkanlığı ve hükümetin de görüşü olup olmadığının sorulması üzerine, Orgeneral Başbuğ, “Kara Kuvvetleri Komutanımızın söylediği husus, Genelkurmay Başkanlığı'nın görüşüdür. Hükümet yetkilileri tarafından da ifade edilen bir görüştür. O görüşün Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin ortak bir görüşüdür” dedi.
"TÜRKİYE CİDDİ BİR DEVLETTİR"
Orgeneral Başbuğ, Genelkurmay Başkanlığı Karargahı'ndaki toplantıda, bir gazetecinin, “İsmet İnönü'nün şartlar uygun olursa Musul'un alınması yönünde vasiyetinin olduğu” yönündeki haberleri anımsatması üzerine, Musul'u 1922-1926 ile 1926 sonrası olmak üzere iki dönem içinde değerlendirmek gerektiğini söyledi.
Genç Türkiye Cumhuriyeti'nin canlı ve ateşli konularının başında gelen Musul sorununun 1922-1926 yılları arasında ciddi tartışmalara neden olduğunu, bir grup milletvekilinin Musul'un kuvvet kullanılarak ele geçirilmesi fikrini savunduğunu anlatan Orgeneral Başbuğ, Meclis'te konuyla ilgili yapılan gizli bir oturumda Atatürk'ün, ”Musul meselesini bugün hallederiz. 'Ordumuzu yürüteceğiz, bugün alacağız' dersek bu mümkündür. Ama muharebenin hemen sona ereceğinden emin olamayız. Şüphesiz orada bir harp cephesi açacağız” sözlerini anımsattı. Musul'un 1926 yılında İngiltere ile imzalanan Ankara Anlaşması ile İngiliz mandasına terk edildiğini belirten Orgeneral Başbuğ, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti ciddi bir devlettir. İmzaladığı, kabul ettiği anlaşmalara saygılıdır” dedi.
SİYASET BELGESİ
Orgeneral Başbuğ, “Milli Güvenlik Siyaset Belgesi'nde iç tehdit değerlendirmelerine yer verilmemesi” yönünde basında yer alan haberlerin anımsatılması üzerine de, bu belgenin bir Bakanlar Kurulu dokümanı olduğunu ve kararnameyle yayınlandığını anımsattı. Geçmişte, ”Ben bu belgeyi görmedim” diyen bakanlar olduğunu ifade eden Orgeneral Başbuğ, “Ama bunun altında bütün Bakanlar Kurulu'nun imzaları var" dedi.