|
İTİRAF edeyim, çok önemli bir engel çıkmadığı takdirde kurban bayramlarını yurtdışında geçirmeyi tercih ediyorum.
Çünkü, çocukken yaşadığım bir travma, her Kurban Bayramı’nda bir nöbet gibi zihnime musallat oluyor.
Şeker bayramlarını ne kadar seviyorsam, Kurban Bayramı’nda o kadar hüzünlü oluyorum.
* * *
Geçen hafta Londra’daki ‘Turks’ sergisinin açılışına davetliydim.
Tam o gün gribe yakalandığım için Londra’ya gidemedim.
Ama tam iyileşmediğim halde, yine de yurtdışına çıktım.
Oysa bu yıl umutluydum.
Türkiye, insanların toplumsal yaşayışını ilgilendiren birçok alanda medeniyet yolunda büyük adımlar atıyor.
Kurban Bayramı’ndan önce, bu yıl kesimlerin daha bize yakışan biçimde yapılacağına inanıyordum.
Ama hepimizi şaşırtan bir gelişme oldu.
Bu yıl geçen yıla göre bile daha kötü sahnelere tanık olduk?
Acaba neden?
Yine o ruhumuzdaki ‘inadına’ düğmesine mi basıldı?
Londra’da ‘Turks’ sergisinin açıldığı günün ertesinde, bu ülkenin en medeni yerlerinden biri olan Boğaz’da bile bu sahnelere tanık olduysak, bu duyguyu neyle açıklayacağız?
İki günden beri İslami kesimin duyarlılığını yansıttığını iddia eden gazetelere baktığım zaman bu yorumun doğru olduğuna inanıyorum.
Evet galiba bu yıl inadına bazı şeyler yapıldı.
Sanki, kurban işini daha uygar biçimde halledelim diyen insanlara tepki vermek için özel bir kanlı ayin hazırlandı.
* * *
Başbakan Tayyip Erdoğan, bu sahnelerle ilgili eleştirel yazılara kızmış.
Bu yazıları, insanların dini duyarlılığına yönelmiş hareket olarak değerlendiriyor.
Ne kadar büyük bir yanlış.
Kendisine bir Kurban Bayramı’nı Arap Emirlikleri’nde, Dubai’de geçirmesini tavsiye ederim.
Bakalım yollarda, sokağa bakan bahçelerde, acemi kasapların hayvanları böyle hoyratça boğazlamalarına tanık olacak mı?
Ama kendisi de bu sahnelerden rahatsız olmuş ki, bu işin daha iyi biçimde düzenlenmesi gerektiğini söylemeyi ihmal etmiyor.
* * *
Bu sahnelere bakınca içimden şöyle bir duygu geçti.
Acaba bazıları, türban olayını, imam hatip konusunu inatlaştırdığı gibi, kurban kesim işini de böyle bir kavga vesilesi haline mi getiriyor?
Bu hoyratlığı eleştirmek, neden insanların dini hassasiyetini dikkate almamak oluyor?
Allah aşkına söyler misiniz, İslam’ın hangi kitabında hayvanlara bu muamelenin yapılması emrediliyor?
* * *
Ben kurban kesmiyorum.
Ama rahmetli babam her bayram keserdi. Annem de ailenin bu inanışını sürdürüyor.
Dediğim gibi ben onlar gibi değilim.
Kesemiyorum, kestiremiyorum, kesilmesini seyretmeye dayanamıyorum.
Eğer bu samimi bir inanışsa, düzenli bir şekilde, başkalarının gözüne sokmadan, teşhirciliğe götürülmeden halledilemez mi?
Kesimde medeni bir düzen istemenin kime ne zararı olabilir?
Dini hassasiyet bundan ne gibi bir zarar görebilir?
İşte o nedenle, çaresiz bir hayvanın canı üzerinden başkalarıyla inatlaşma duygusunu hiç ama hiç anlamıyorum.
Anlamadığım gibi, insani de bulmuyorum.
Ülkemin Başbakan’ından da vatandaşları, dini inançlara saygı kadar, hayvanlara ıstırap çektirmemeye saygı göstermeye de davet etmesini bekliyorum.
* * *
Ben bunu AB ne der, Batı’ya ayıp olmuyor mu, gibi gerekçelerle istemiyorum.
Londra’da açılan ‘Türkler’ sergisinde sergilenen uygarlık eserlerini yaratan bir millete bu yakışır diye istiyorum.
Ve buradan ilan ediyorum.
Bu kanlı teşhircilik önlenmediği takdirde, Allah bana sağlık ve imkán verdiği sürece kurban bayramlarında dışarıda olmaya gayret edeceğim.
Çünkü verebileceğim tek tepki bu.
Yani kaçmak... |