22/01/2005 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Cumartesi
22.01.2005
Ebru ÇAPA
Bir şarkının içinden ‘gitmeler’ geçmesin bendenizin aklı da gidigidiveriyor
  
ecapa@hurriyet.com.tr
 

Sevgili günlük;

Bugün Kurban Bayramı’nın ilk günü. Biz tabii, bayramda çalışan insanlar olarak, hayat tarafından cezalandırılıyoruz.

Binanın bizim blokta bulunan yemekhanesi ve bar kapalı. Yetmiyormuş gibi, civardaki her türlü lahmacuncu, köfteci, ıvır kıvırcı filanlar da kapalı.

Kalkıp diğer bloktaki kafeteryaya gidip zıkkımlandık, döndük. (Ben buradan, Aydın Doğan’ın vicdanını bayramdan sonra şık bir restoranda yemeğe davet etmek istiyorum mümkünse.)

Hoş, zaten pek iştahımız da yok. İşe gelirken Balat yolunda kan tuttu. Her ağaçtan bir but sarkar mı, sarkıyor abi...

Ben ki et gördü mü sığır budu sıyıran Erol Taş’a dönüşen bir insanım, bir hafta kadar ot yiyebilirim yani.

Neyse işte...

Oturdum, kendime bir güzellik yapayım dedim, bilgisayarın diskine Işın Karaca’nın albümünü yerleştirdim.

Dinledikçe sevilen albümlerden İçinde Aşk Var.

Işın Karaca’nın kendisi gibi, baktıkça güzelleşiyor. Güzelleştikçe insanın daha da, daha da bakası geliyor.

Karaca, o zenci gırtlağıyla şarkılarını söyledikçe, en kahır makamından çalanı bile insanın içini aydınlatıyor.

İşe gelmeden önce, evde, Power Türk’te Karaca’nın, albümün çıkış şarkısı olarak seçtiği Yetinmeyi Bilir Misin?’in klip arkası görüntülerini izledim.

Sanırım, bu hayattan olamamış bir ergen olarak göçeceğim.

Niye tanışsak Işın Karaca’yla süper arkadaş olurmuşuz gibi bir hisse sahibim, biri bana açıklasın istiyorum.

Bu nedir yani? Şu TV şöhreti gördü mü ‘Ay canım benim’ hezeyanı geçiren saçma salak hálet-i ruhiye insanı ne zaman terk eder?

Hayır, sabah programlarına katılan yaşını başını almış nörotik kadınları izlediğimde eni konu korkuyorum.

Büyüyünce onlara benzemem hálinde beni bir yerlere kapatmaları için yakın dostlarıma imzalı bir belge filan mı versem şimdiden, ne yapsam?

Günlükçüğüm, iki gözüm, Işın Karaca’nın şarkısı çok güzel; bildiğin gibi değil.

Bunda şaşırtıcı bir yan da yok esasında; sözler Sezen Aksu’ya ait diyeyim, sen anla yani. (Müzik soyismini öğrenmeye vakıf olamadığımız Serkan adlı bir beyefendiye ait.):

‘Yetinmeyi bilir misin / Sana verdiği kadarıyla hayatın? / Hoş, bilsen de bilmesen de / Yara bere içinde bu yollardan geçeceksin. / Kazanmayı isterdim, kaybetmeyi değil / Ama olmadı yar / Kendini kayırıyor her insan önce / Bu yüzden aşka kıyar. / Giderim, alışığım gitmelere / Direndi bu can ne bitmelere / Giderim, alışığım gitmelere / Gerek yok isyan etmelere.’

Bir şarkının içinden gitmeler geçmesin zaten, bendenizin aklı da gidigidiveriyor.

Klip de şahane. Tam benim gibi şizofrenlere hitap ediyor.

Bir aynanın iki yanında, birbirinden farklı iki Işın Karaca...

Birisi sepyalar basmış ‘eski kokan’ bir otel odasında (Klip arkası programında, dekor için Çukurcuma’daki antikacıların hallaç pamuğu gibi atıldığını öğrendik.), saçı başı dağılmış, manitayı terk etmeye hazırlanan bir kadın.

Diğer yanda, gözlerinin içi gülen, masmavi bir kadın; saçı çiçekler açmış.

Aşkın iki farklı yüzünü göstermeye çalışmışlar.

Valla aşk söz konusuysa, o aynaları da karşılıklı aynaların içine oturtmak mümkün olabilir, hatta olmalı diye düşünmeden edemiyorum.

Sonsuzluğa uzanan ben içinde ben içinde ben içinde ben içinden ben’ler...

Bir tarafı cinayete, bir tarafı intihara meyyal... Bir yanıyla Hitler, bir yanıyla Kurt Cobain... Bir yanıyla Gandi, bir yanıyla Rahibe Theresa... Bir yanıyla Semra’anım, bir yanıyla Sinem... (Ay, şimdi fena oldum; oralara kadar gitmese miydik ne?!.)

Bu aralar, ruh hálim yine pek tekin sularda gezinmiyor günlük kardeş.

Aşık olup, her türlü saçmalık için bir bahane jokeri mi edinsem diye düşünüyorum.

Gel gör ki öyle taammüden aşık olunamıyor be günlük.

Hem siyah-beyaz Işın Karaca’ya bakıyorum da, bünye öyle hırpalayıcı bir durumu kaldırmaya çok da müsait mi bilemiyorum.

Benim daha ziyade gidesim var galiba.

Gelmeden gitmek niye mümkün olamıyor günlük?

Ayrıca neden hiçbir soruma cevap vermiyorsun günlük?

Konuş lan, konuş dedim, adi günlük.

Sevgili günlük, sayende neden günlük tutmayı bıraktığımı hatırladım. Muhabbetin fazla yavan.

Ben müsaadenle, soru sorduğumda cevap alabileceğim birileriyle buluşmaya gidiyorum. Hadi kal sağlıcakla.

Salak günlük!


Ebru ÇAPA
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Varlık içinde yokluk...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  1 milyar dolarlık komplo teorisi
 
    Bekir COŞKUN
  Dana yazısı...
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Bayram ve yalnızlık (II)
 
    Ege CANSEN
  Türk’ü, Türk’e yermek
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Kanlı işkenceler
 
    Fatih ALTAYLI
  Aydın Doğan: Kaçmasınlar, gelsinler tartışalım
 
    Hadi ULUENGİN
  İnsaniyetçi kurban
 
    İlter TÜRKMEN
  Yaşlıların günahları
 
    Murat BARDAKÇI
  İşte, hiç bilmediğimiz ‘ressam’ Enver Paşa
 
    Tufan TÜRENÇ
  Bursa’da zaman
 
    Yalçın BAYER
  İstanbul’da neler olacak
 
    Yalçın DOĞAN
  Yeşillim, yeşillim yeşillim aman..
 
    Özdemir İNCE
  İdris Küçükömer’in fantezisi ve epigon milleti
 
    Vedat OKYAR
  İlk önce yürek gerek!
 
    Şükrü KIZILOT
  Zehra Teyzebir duble rakı içecek
 
    Zeynep GÖĞÜŞ
  Dağdan dağa selam
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com