22/01/2005 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Cumartesi
22.01.2005
Tolga AKYILDIZ
Sıra Manga’ya geldi

Sağolsunlar, müzik şirketlerinde çalışan dostlarımız; hukukumuz olan müzisyen kardeşlerimiz; yeni bir albüm arifesindeyken işi bize dinletip fikirlerimizi almak istiyorlar.

Kimseyi kırmak gibi bir niyetimiz olmamakla birlikte, bu, çok da tercih ettiğimiz bir yöntem değil. Bizim işimiz, fikrimizi yazarak anlatmak. Ancak öte yandan bazı bazı kendimizle çelişkiye düştüğümüz de olmuyor değil.

Manga’nın albümü için böyle oldu mesela. O kadar merak ediyorduk ki; albüm çıkmadan bizzat biz başının etini yedik Sony Müzik Türkiye’nin. Çünkü biz bu Manga’yı Ankara barlarında çaldıkları günlerden biliyor, ‘Sing Your Song’dan tanıyorduk. Gençtiler, serttiler. Türkçe rock’ın şahlandığı ve dolayısıyla bizim de içimizde çiçekler açtığı bu dönemde nasıl bir iş çıkarttıklarını merak etmemiz tesadüf değildi elbet.

Son yıllarda dünyayı kasıp kavuran nu-metal fırtınasından da bunun Türkiye’deki potansiyelinden de haberdardık. Eğer şarkıları iyiyse; Türkiye’de Türkçe sözlerle bu işi patlatmaları için uygun bir zemin vardı artık.

Sonunda albümü dinledik. Ve dinler dinlemez de aklımızdan şu cümle geçti: ‘Bu iş tamamdır!’

‘Evet ama falanca grubu taklit ediyorlar’, ‘Özenti bunlar’, ‘Bilmem hangi grubun Türkiye şubesi’ gibi klişelerden medet ummak isterseniz, tutmayayım sizi. Ancak bir şeyi de bilmenizi isterim ki, bu tür sound’lara yatırım yapan prodüktörlerin asıl amaçları Türkçe müzik albümü satın almayan genç kitleyi yakalamak. İşte Duman, Mor ve Ötesi, Athena, Manga gibi grupların tahmin edilenin çok üstünde satış rakamlarına ulaşmalarının arkasındaki gerçek de bu.

Evet aynı kitleyi hedefleyen diğer gruplara kıyasla çok daha zor bir sound’ları olmasına karşın Manga, bir ay gibi kısa bir sürede hatırı sayılır bir satış rakamına ulaştı. Benim öngörüm, üçüncü klipten sonra yüz bin barajını zorlayabilecekleri yönünde.

MANGA YAKINDA

KOPUP GİDER

Bu tür sound’lar size fazla sert gelebiliyor olabilir; ‘genç işi’ deyip geçiştirebilirsiniz. Ama belki video klip’i gözünüze çarpıp ilginizi çekmiştir. Üç boyutlu modellemeyle yapılmış, üzerinde ciddi emek olan bir klip çektiler çıkış parçaları ‘Bir Kadın Çizeceksin’e. Bakacak olursanız bu da son derece cesur bir tavır. Öyle ya yüzleri görünmeli ki hedef kitleleri bir özdeşleşme yaşayabilsin. Açık söylemek gerekirse bu durumu ticari hedeflerinin önünde duran bir engel olarak görmüştüm başlangıçta. Ancak o kadar hızlı bir reaksiyon aldılar ki yaptıkları işe; artık ikinci, üçüncü klipten sonra kopup giderler diye düşünüyorum.

Bildiğim kadarıyla ikinci kliplerini ‘Bitti Rüya’ adlı şarkılarına çekecekler. ‘Bitti Rüya’ da Manga sound’unun doğru algılanmasına hizmet edecek bir şarkı. Yine; rap, rock, elektronik ve Türk öğelerini aynı anda barındıran melodik bir şarkı. Bu kez klipte yüzlerini ve performanslarını da gösterecekler üstelik.

Manga’nın başlangıçta ön plana çıkartmak istemediği ‘featuring’ler (ne yazık ki tam Türkçe karşılığı olan bir kelime değil) de var albümde. Göksel’in, Koray Candemir’in ve Vega’dan Deniz’in vokallere eşlik ettiği şarkılardan söz ediyorum.

KONSERDE GÖRÜŞÜRÜZ

Özellikle Göksel’in eşlik ettiği ‘Dursun Zaman’, albümün satışını iyice ivmelendirecek; yelpazeyi genişletebilecek bir dinamo olabilir ilerleyen günlerde. Göksel’in kendi albümü de şubatta piyasaya çıkacağından iki albümün promosyon faaliyetlerinin birbirine karışmaması açısından bu şarkı şimdilik sırasını bekliyor diyelim.

Ben ‘Yalan’a da mutlaka şans verilmesi gerektiği inancındayım. Belki ‘Kapkaç’ ve Vega şarkısı ‘İz Bırakanlar Unutulmaz’ da potaya girebilir.

Son söz olarak bayram tatilinizi iyi geçirdiğinizi umuyor, Manga konserlerine gitmek için can attığımı da bilmenizi istiyorum. Biz o yaşlardayken bir Manga’mız olsaydı ne azardık diye düşünmekten de alamıyorum kendimi. Ama eski tüfeğiz biz, hiç belli olmaz. Konserde görüşmek üzere...


Tolga AKYILDIZ
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Varlık içinde yokluk...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  1 milyar dolarlık komplo teorisi
 
    Bekir COŞKUN
  Dana yazısı...
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Bayram ve yalnızlık (II)
 
    Ege CANSEN
  Türk’ü, Türk’e yermek
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Kanlı işkenceler
 
    Fatih ALTAYLI
  Aydın Doğan: Kaçmasınlar, gelsinler tartışalım
 
    Hadi ULUENGİN
  İnsaniyetçi kurban
 
    İlter TÜRKMEN
  Yaşlıların günahları
 
    Murat BARDAKÇI
  İşte, hiç bilmediğimiz ‘ressam’ Enver Paşa
 
    Tufan TÜRENÇ
  Bursa’da zaman
 
    Yalçın BAYER
  İstanbul’da neler olacak
 
    Yalçın DOĞAN
  Yeşillim, yeşillim yeşillim aman..
 
    Özdemir İNCE
  İdris Küçükömer’in fantezisi ve epigon milleti
 
    Vedat OKYAR
  İlk önce yürek gerek!
 
    Şükrü KIZILOT
  Zehra Teyzebir duble rakı içecek
 
    Zeynep GÖĞÜŞ
  Dağdan dağa selam
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com