|
Metin YÜKSEL
Güney Asya’da 150 bin kişinin ölümüyle sonuçlanan deprem faciasından turizm şirketleri de etkilendi, facia bölgeye tur düzenleyen turizm şirketlerini zor duruma soktu. Türkiye’de Kurban Bayramı tatilini bu bölgelerde geçirmek isteyen binlerce kişi rezervasyonlarını iptal ettirdi ancak turizm firmaları yeniden rezervasyon almaya başladılar.
Yıllardır depremin vurduğu ülkelere turist götüren İSTMAR Turizm Yönetim Kurulu Başkanı Müjdat Oğuz, depremin yaralarının ancak turizmle sarılabileceğini söyledi. Çünkü depremden zarar gören ülkelerin en büyük gelir kaynağı turizm....
n Güney Asya’da depremin vurduğu turizm bölgelerine yıllardır Türkiye’den turist gönderen bir şirketi yönetiyorsunuz. Türkiye kamuoyu sizce Güney Asya’da yaşanan depremi gerçek boyutlarıyla algılayabildi mi?
- Güneydoğu Asya’da yaşanan deprem ve tsunami felaketi sonrasında dünya kamuoyunda olduğu gibi Türkiye’de de yanlış bir kanı hakim oldu. Televizyonlara ve gazetelere yansıyan görüntülerden sonra herkes cennet gibi gözüken tatil beldelerinin birden cehenneme döndüğü fikrine kapıldı. Oysa, gerçek görünenden biraz daha farklı. Hint Okyanusu’na kıyısı olmayan birçok ülkede hayat aynen devam ediyor. Depremden ve tsunamiden zarar gören tatil beldelerinin bulunduğu ülkelerin genelinde de hayat normal akışıyla devam ediyor. Buralardaki yeryüzü cennetleri konuklarını ağırlamaya devam ediyor.
n Sri-Lanka, Tayland ve Endonezya’da turizm bölgeleri sadece yerle bir olan yerlerden ibaret değil diyorsunuz...
- Aynen öyle. Bu felakette 150 bine yakın insan öldü. Büyük bir facia bu. Ama hasar gören bölgeler hem Tayland, hem Endonezya, hem de Sri-Lanka’nın turizm bölgelerinin tamamı değil. Lokal bölgelerde meydana gelen bir felaketi genelleştirerek aslında gelirini turizmden sağlayan Güney Asya ülkelerine depremden daha fazla zarar vermiş oluyoruz. Birçok ülke yardım kampanyalarıyla bu bölgelerde oluşan yaraları sarmaya çalışıyor. Bunu takdir etmemek mümkün değil. Ancak burada önemli olan bu ülkelerde yaşanan felaketi doğru algılamak. Yanlış bilgilenme sonucunda binlerce rezervasyon iptal edildi. Bunun zararını o ülkenin insanları çekecek. Çünkü bölge ülkelerinin birçoğunun en önemli gelir kaynağı turizm.
n Felaketin boyutları ortaya çıktıkça Türkiye’den o bölgelere tatil rezervasyonu yaptıranlarda da panik yaşandı mı?
- Felaketin ilk şokuyla Kurban Bayramı nedeniyle bölgeye düzenlediğimiz turlar iptal oldu. Fakat hemen akabinde gördük ki Bangkok, Bali, Singapur, Hong Kong ve Pattaya gibi birçok bölge bu afetlerden etkilenmemiş. Durum böyle olunca bu yörelere yaptığımız turlara yeniden ağırlık verdik.
AYNISINI BİZ YAŞADIK
n Televizyonlara yansıyan görüntülerden sonra insanların bu bölgelere gitmekten vazgeçmek istemesi normal değil mi?
- Bakın, şu anda bu felakate maruz kalan bölge ülkelerinin bugün çektiği sıkıntının aynısını biz yıllarca çektik. 17 Ağustos depreminden sonra Güney sahillerimiz tamamen boşaldı. Bütün rezervasyonlar iptal edildi. Sektörde bir süre kuş uçmadı. Bu böyle olmamalıydı. Adapazarı depremi yüzlerce kilometre uzaklıktaki tatil beldelerimizi maalesef vurdu. Biz derdimizi anlatıncaya kadar çok zarar ettik. Turizmden gelir bekleyen bir ülke için bu tür afetler çok talihsiz olaylar. Ancak doğru bilgilendirmeler yaparak oluşan olumsuz havayı lehimize çevirmeyi başardık. Dün Türkiye’nin yaşadığı sıkıntıyı bugün Güneydoğu Asya ülkeleri çekiyor.
n Böylesi felaketleri turizm açısından lehe çevirmek için neler yapılması gerekiyor?
- Biz bunun sıkıntısını sadece depremde çekmedik. Apo yakalandığı zaman bile turizm zarar gördü. Türkiye afetlerden, komşu ülkelerdeki savaşlardan çok çekti. Yaşadığımız büyük sendromlardan sonra Türk turizmi aylarca kendine gelemedi. Burada medyaya büyük görev düşüyor. Sürekli felaket haberleri verilerek o ülkelere zarar verdiklerini düşünmek zorundalar. Tamam, büyük bir felaket yaşandı ancak felakate maruz kalan ülkeler yaralarını neyle saracak? Yapılan yardımlar tüm yaraların sarılması için yeterli değil. Yaraların sarılması için o ülkelerde hayatın normal akışına girmesi gerekiyor. Turizmden kazandıkları paraları yeniden kazanmaları gerekiyor.
YÜZDE 95’İNDE SORUN YOK
n Turizmci olarak sizin bölgeye ilişkin tespitleriniz neler? Felakete ilişkin neler gözlemlediniz?
- Tayland’ın yüzde 95’inde bir sorun yok. Tayland milli gelirinin yüzde 65’ini turizmden sağlıyor. Sumatra adasının kuzeybatı bölümünde yerleşimin yoğun olduğu bölgelerde çok can kaybı oldu. 90 bin insan sadece adanın bir bölgesinden can verdi. Ama adanın diğer bölgelerinde hayat devam ediyor. Sri-Lanka’nın doğu sahili zarar gördü, 30 bin insan öldü. Tayland’ın batı sahilindeki üç turizm bölgesi dışında zarar gören bir yer yok. Burada yeniden bir hatırlatma yapmak istiyorum: Turizmciler olarak yaşanan felaketi küçümsemiyoruz. Büyük bir felaket yaşandı. Ancak felaketi tanımlarken o ülkeleri yeni sıkıntıların içine sokacak yaklaşımlardan uzak duralım diyorum.
n Yaşanan felaketten sonra şirket olarak siz ne gibi stratejiler izliyorsunuz?
- Her şeyden önce mağdur ülkelere yapılabilecek en iyi yardımın o ülkelerdeki turizmi ayakta tutmak olduğunu biliyoruz ve herkese bu gerçeği anlatıyoruz. Afetin yaraları turizmle sarılacak. 15 yıldan bu yana hizmet verdiğimiz sektörde bizim için en önemli olan şey, müşterilerime en güvenli, en konforlu ve en kaliteli hizmeti sunmak. Müşterilerimiz bu yaklaşımımızı bir sigorta gibi algılıyor. O nedenle felaketten sonra yaptığımız yönlendirmelere de itibar ediyorlar. |