14/01/2005 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Bilim Son Güncelleme 11:55
14.01.2005
Deprem, tsunami ve sonrası...

Yeni yıla girmemize birkaç gün kala (26 Aralık 2004) Endonezya’daki Sumatra adasında meydana gelen deprem ve dev dalgalar yüzünden yüz bini aşkın kişi yaşamını yitirdi, milyonlarca insan evsiz, binlerce çocuk yetim kaldı. Ne yazık ki bu insanları şimdi yeni felaketler zinciri bekliyor...

"Tsunami" kelimesi Japonca’dır ve anlamı "liman dalgasıdır". Çünkü dev dalgalar sığ sahil sularına ve limanlara ulaştıktan sonra iyice "devleşir". Tsunami dalgaları genelde deniz diplerinde meydana gelen depremlerin etkisiyle oluşur. Denizin derinliğine bağlı olarak dalgaların hızı saatte 500 ila 1000km arasında değişir.

Heyelan veya volkan püskürmesiyle meydana gelen basınç dalgalarıyla de dev dalgalar oluşabilmekte. Tsunami dalgaları boylarından hiçbir şey yitirmeden 10.000km kadar ilerleyebilirler ki bu Amerika ve Avrupa arasındaki mesafeye eşittir.

Tsunamilerin boyları aslında sadece birkaç metredir, fakat sahildeki sığ sularda alçak zeminle frenlenerek veya huni biçimindeki koylarda 40m’ye kadar büyüyebilirler! Dev dalgaların karaya çıkmadan önce deniz iyice alçalır, bundan sonra tsunaminin karaya ulaşması 4 dakika sürer.

Salgın hastalıklar

İşte bu dört dakika tüm bölgeleri uyarmak için yeterli olmadı. Kaçan kaçtı, kaçamayanlar yaralandı, kayıplara karıştı...

Hayatta kalanları ve yardım edenleri şimdi salgın tehlikesi bekliyor. Salgın tehlikesi etraftaki cesetler yüzünden oluşmakta. Özellikle kolera ve tifo problem olabilir. Elektrik kesintisi yüzünden gıda malzemeleri soğutulamamakta, bu yüzden de gıda zehirlenmeleri yaşanabilir.

Tabii kanalizasyon ve temiz su bağlantıları gibi altyapıların yıkılması yüzünden hayvanlardan özellikle de farelerden (iç kanamalara neden olan Hanta virüsü) ve sineklerden (Dang ateşi, sıtma) tedavisi çok zor olan hastalıklar bulaşabilir. Kirli içme suyu ve gıdalardan bulaşan Salmonella hastalığı yüksek ateş ve ishal gibi belirtilerle ortaya çıkıyor. Kolera da ishal ve buna bağlı sıvı eksikliği gibi sorunlar yaratmakta.

Beden günde 25 litre sıvı kaybedebilir ve hastalık tedavi edilemediği takdirde ölümle sonuçlanabilir. Kriz bölgelerindeki insanlar için Hepatit A ve E hastalıkları da büyük bir tehdittir. Bu durumda karaciğer iltihaplandığı için, bedendeki zehirleri temizleyemez, zehirler bedende birikir. Hepatit siroz hastalığına bile neden olabilir.

Felaketi yaşayan bölgelere şimdi dünyanın her yerinden yardım gönderiliyor. Tabii ülkemizden de yardım ekipleri ve yardım gönderildi. Umarız açılan yaralar daha büyük felaketler doğmadan önce sarılır.


BUNU BİLİYOR MUYDUNUZ?


Resimde gördükleriniz boyanmış çakıl taşları değil. Bizim ülkemizde yetişmeyen çeşitli patates türleri. Patatesin anavatanı Güney Amerika’dır. İnkalar patatesi 2000 yıl önce ekip biçiyorlardı. Amerika’nın keşfinden sonra İspanyol denizciler patatesi Avrupa’ya getirdiler. İnkaların ülkesi olan Peru’da 6000’den fazla patates çeşidi bulunuyordu.  



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com