14/01/2005 anasayfa>>> <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Bilim
14.01.2005
Sağlık anne karnında mı belirleniyor?
 

Doğanın mı yoksa doğumun mu etkili olup olmadığı tartışması, biyolojinin en eski sorunudur. Vücudumuzu şekillendiren, genlerimiz mi yoksa çevre midir? Kilo ve boy bakımından küçük doğan bebeklerin, ileriki yaşlarında kalp hastalıklarına yakalanma riskinin yüksek olduğunu ilk öne süren İngiltere’deki Southampton Üniversitesi'nden Dr. David Barker oldu.

İkinci Dünya Savaşı’nda hamile kalmış olan Hollandalı kadınları inceleyen Barker’a göre, hamilelikte yetersiz beslenmeleri nedeniyle bu kadınların çocukları, yetişkin dönemlerinde yüksek kan-yağ seviyesi, kalp ve şeker hastalıkları yaşadı.

Daha da şaşırtıcı olanı, savaş yorgunu olan ve ufak tefek çocuklar dünyaya getiren bu kadınların kızları da, anneleriyle aynı kaderi paylaştılar.

Barker, çok önemli bir saptama olaraksa, 1999’da bu çocukların, yaşıtlarına hızla yetiştiğini ve aynı kiloya ulaştığını, ancak ileriki yaşamlarında çok ciddi sağlık sorunları yaşadığına dikkat çekiyor.

Radikal öneri

Barker, zamanında çok radikal olarak algılanabilecek bir öneri getirdi. Buna göre, dışarıda yaşamın çok sıkıntılı geçeceği yönünde fetüslere "içeriden sır veriliyordu".

"Bebekler metabolizmalarını, rahimde hüküm süren beslenmeye göre ayarlarlar" diyor Barker.

Bebeklerin vücutlarının düzeni, enerjiyi özellikle göbek çevresindeki depolarda saklayacak şekilde kurulmuştur. Bebekler bir anda, beklenmedik bir bolluk içinde büyümeye başlayınca, aynı metabolizma bu kez de beraberinde kalp ve şeker hastalıklarını getirir. Göğüsle karın arasındaki bölümde yağların birikmesi, kandaki kolesterolün yükselmesine neden olur.

Barker’ın ortaya attığı hipotezi, yani "yetişkin hastalığının fetüsteki kökenleri"ni destekleyen tek olası açıklama bu değil.

Belki de fetüs, yaşamın daha ilk evrelerinde yetersiz beslenme nedeniyle geri dönüşü olmayan bir hasara uğruyor.

Barker’a göre, besinlerin kısıtlı olması durumunda, fetüsün kaynaklarını kalp, böbrek veya pankreas gibi organlar yerine beyne harcaması oldukça mantıklı.

Beyni hasarlı doğmak veya ileriki yaşlarda kötü sağlığa sahip olmak gibi iki seçenek var olduğunda, hangisinin seçileceği şüphe götürmez.

Gördüklerini yiyen fareler

Yeni Zelanda’dan bir ekip de, Barker’ın tezlerini fareler üzerinde deniyor. Hamile dişileri, az kalorili bir beslenmeye tabi tutan ekip, bu farelerin kontrol farelerinden daha küçük yavrular doğurduğunu gördü.

Bu yavrular, büyüdükçe de diğerlerinden daha çabuk kilo alıyordu. Araştırma başkanı Peter Gluckman, "Her gördüklerini yiyorlardı" diyor.

Bu farelerin ayrıca çok tembel oldukları gözlemlendi. Araştırmacılar, doğum öncesinde açlık çeken farelerin, diğerlerinden yüzde 70 daha az aktif olduklarını saptadı.

Peki rahimde yaşananların nasıl oluyor da, bir sonraki nesillere bile geçebilecek denli uzun dönemli etkileri olabiliyor?

İnsanda da var mı?

Yakınlarda yapılan çalışmalara göre, bunda metilasyon denilen "genin etkisizleştirilmesi" mekanizması etkin olabilir. Bu sistemde, DNA ve çevresindeki histon proteinlerine metil grupları ekleniyor ve kimyasal yöntemlerle yapıları değiştirilerek genler durduruluyor.

Duke Üniversitesi'nden Randy Jirtle gibi birçok araştırmacı, belirli bir fare neslinde, deri renginin belirlenmesini etkileyen "aguti" denilen bir genin, metilasyon yöntemiyle durdurulabileceğini söylüyor.

Dahası, metilasyonun derecesi, annenin hamilelik döneminde aldığı vitamin oranına bağlı. Aguti geni sadece farelerde bulunuyor, ancak Jirtle, benzer genlerin insanlarda da mevcut olduğundan emin. Uzmana göre, "şimdilik yalnızca ne olduklarını bilmiyoruz." 



Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com