Sabancı, TÜSİAD'ın 35. Genel Kurul Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, önümüzdeki dönemin ikinci önemli odak noktasının, Türkiye'nin kendi ihtiyaçları doğrultusunda başlattığı reform sürecini kesintisiz biçimde devam ettirmesi ve henüz el değmemiş bazı alanlara doğru yaygınlaştırması olduğunu dile getirerek, “Amaç istikrar içinde gelişmenin sürdürülmesidir ve bunun için de gerek siyasette, gerekse ekonomide bir dizi reformun yapılması gerekmektedir” diye konuştu.
Son günlerde kamuoyunda siyasette etkinliğin sağlanması için siyasal sistemin değiştirilmesi, başkanlık sistemine geçilmesi gerektiği yönünde tartışmalar görüldüğünü ifade eden Sabancı, bu tartışmalarda üç temel meselenin gözardı edildiğini bildirdi. Sabancı, şunları söyledi:
“Türk siyasal sistemine ilişkin her türlü değişiklik önerisi demokrasiye, siyasi istikrara ve yönetimde etkinliğe katkıda bulunmalıdır. Siyasal yapı bir bütündür. Başkanlık sistemi/ parlamenter sistem tartışması yaparken, seçim ve siyasi parti sistemlerini mutlaka hesaba katmak gerekir.
"BAŞKANLIK SİSTEMİ ABD DIŞINDA BAŞARILIĞI DEĞİL"
Ülkemizdeki parlamenter sistem, tarihi bir sürecin ürünüdür. Bu sistemin özünü değiştirecek girişimler, siyasal sistemimizde bir belirsizliğin kapılarını açacaktır.
TÜSİAD, siyasi istikrar, demokrasi ve yönetimde etkinlik açısından başkanlık sisteminin parlamenter sisteme bir üstünlüğü olmadığı görüşündedir. Bu sistemin, çok farklı tarihsel koşullardan gelen ve federal bir yapıya sahip ABD dışında, bu açılardan başarı sağlamış bir örneğine rastlanmamıştır. Burada asıl üzerinde durulması gereken konu, halen geçerli olan sistemin iyileştirilmesidir.”
SEÇİM SİSTEMİNE YÖNELİK ÖNERİLER
Mevcut seçim sisteminin, temsili demokrasinin Avrupa'da kabul gören temel ilkeleriyle bağdaşmadığını anlatan Sabancı, Türkiye'nin, yönetim istikrarını tesadüflere bırakmayan, temsilde adaleti kabul edilebilir ölçülerde sağlayan, daha etkin ve demokratik bir seçim sistemine ihtiyacı bulunduğunu dile getirdi.
"YÜKSEK BARAJ, AŞAĞI ÇEKİLMELİ"
Sabancı, böyle bir seçim sisteminin siyasi istikrarın sağlanmasının yanı sıra gerçekleştirmeyi hedeflemesi gereken amaçları da şöyle sıraladı:
“Türkiye'de bugün uygulanan ulusal baraj yüksektir. Ülke genelinde asgari bir oranda seçmen desteğine sahip partilerin, aldıkları oy oranının altında bir oranda dahi olsa, parlamentoda temsil edilebilmeleri için bu baraj aşağı çekilmelidir.
Hükümetler, istikrarı pekiştirecek ve meşruiyet tartışmalarına yol açmayacak şekilde, güçlü bir destekle göreve gelebilmelidirler. Bunu kalıcı biçimde sağlamak için, seçim sistemi, seçmenlerin sadece birinci tercihlerini değil, ikinci tercihlerini de gerektiğinde ifade edebildikleri mekanizmalara sahip olmalıdır.
Seçim sistemi, tek parti hükümetinin çıkamayacağı oy dağılımlarında bile, partilerarası ittifakları teşvik ederek, seçmene hükümet seçenekleri sunmayı sağlayan, böylece koalisyon hükümetinin kuruluşunu seçim sonrası pazarlıklara bırakmayan bir yapıya da sahip olmalıdır.
Seçim bölgeleri, seçmenlerin milletvekili adaylarını yakından tanımasını sağlayacak şekilde daraltılmalı, partilerin milletvekili adayları, ağırlıkla, mümkün olan en geniş katılımlı ön seçimle belirlenmelidir.”
“ŞEFFAFLIK VE DENETİM, ETKİN BİÇİMDE SAĞLANMALI”
Siyasi partilerin iç işleyişinin ise üye yazımı, teşkilatlanma, delege sistemi, aday tespiti ve genel başkanlık gibi konularda demokratik esaslara uygun hale getirilmesi gerektiğini belirten Sabancı, “Parti hesaplarının ve seçim harcamalarının şeffaflığı ve bunların denetimi etkin biçimde sağlanmalıdır. Siyasi parti yasakları ile ilgili maddeler çağdaş demokratik anlayışa ve AB ilkelerine göre yeniden kaleme alınmalı, siyasi partilerin kapatılmasına ilişkin maddeler gözden geçirilmelidir” dedi.
Sabancı, ekonomik istikrarın sağlanması için siyasi istikrarın bir ön koşul olduğunu vurgularken, siyasi istikrar için ise toplumsal uzlaşmaya ihtiyaç bulunduğunu anlattı.
Temsil gücü yüksek bir parlamentonun, muhalefet ve denetim görevini daha etkili biçimde yerine getireceğini, toplumsal uzlaşmanın parlamento çatısı altında gerçekleşmesini sağlayacağını dile getiren Sabancı, “Seçim ve siyasi partiler yasalarında yapılacak bu değişikler, bizi temsil gücü daha yüksek ve daha iyi işleyen bir parlamenter rejime kavuşturacaktır” diye konuştu.