09/01/2005 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Yaşam
09.01.2005
Doğan HIZLAN
Türk Dil Kurumu’nda bir gün
  
dhizlan@hurriyet.com.tr
 

TÜRK DİL KURUMU’nda cuma günü ‘Türkçe’yi Edebiyattan Öğrenmek’ başlıklı bir konuşma yaptım.

Savım şuydu; bir dilin öğrenilip kullanılması için, dilbilgisi, dilbilim kitaplarından çok, iyi yazılmış, seçkin edebiyat metinlerinin rolü ve işlevi daha büyüktür.

Salonda, iyi bir dinleyici kitlesi vardı, güzel sorular sordular.

Ama ne var ki, benim gözümün önünde ecel celalilerinin aramızdan aldığı arkadaşlarımın yüzleri, lanetli bir dia gösterisi gibi gözümün önünden geçip gidiyordu.

Biz, benim kuşağımdan birçok kişi, 1960 askeri ihtilálinden sonra TDK’ya üye olmuştuk.

Sanırım Ankara’ya ikinci gidişimdi. Kurultay, Dil-Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin salonunda yapılmıştı. Pembe binanın girişinde, yeni bir üyeliğin coşkusunu yaşıyorduk.

Dostlarımın çoğu sağdı o zaman. Kurultay’a katılanlara İsmet İnönü, Bulvar Palas’ta çay düzenlemişti.

Gündüzleri başka, geceleri başka lokantalarda küçük topluluklar hep edebiyattan, dilden konuşurlardı.

Bahçeye bakan kahvaltı salonunu sevdiğimden Stad Oteli’nde kalmıştım.

* * *

SİSLİ anıları ölüm gerçeği netleştiriyor.

Yıllar sonra, 1980 öncesinin puslu havada soluduğumuz ölümcül nefesi, bir kasırgaya dönüşmüştü.

Evinde birlikte yemek yediğimiz Bedrettin Cömert, ertesi gün öldürülmüştü, cenaze törenine ileride bir bombanın kurbanı olacak zamanın Kültür Bakanı Ahmet Taner Kışlalı’nın makam arabasında gitmiştim.

İdrak etmiştik ki, artık hayatımıza kan girmişti.

Ondan sonra nice dostlarımız ardı ardına yanımızdan alındı; gönlümüzde, belleğimizde, hatıralardaki halleriyle kaldı.

Cavit Orhan Tütengil, Ümit Doğanay, Ümit Kaftancıoğlu (Garip Tatar).

TDK’
ya girer girmez, şöyle bir bakındım Cahit Külebi, bugün beni öğleyin Kral Çiftliği’nde yemeğe davet eder diye; Tahsin Saraç o sönmeyen, bitmeyen coşkusuyla ya bir sözlükten, ya şiirden söz ederdi; Ceyhun Atuf Kansu, şiiri kadar sevecen bir yüzle yanımıza gelirdi; Ömer Asım Aksoy, sessiz, sakin ama inancında kararlı bir bilgeydi.

Kurultay, Ankara’da yaşayan dostlarımızla hasret giderme seanslarının toplamıydı sanki.

* * *

DOSTLUKLAR, acılar, anılar. Lucretius’un dediği gibi, ‘Keder atımızın terkisine biner gelir’.


Doğan HIZLAN
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Abartmaya meraklıyız...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Çapkınlığı demokratikleştiren adam
 
    Ali Atıf BİR
  Macolomanlar: Apple uyuyor
 
    Bekir COŞKUN
  ‘Muhtemel...’
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Hey gidi günler...
 
    Enis BERBEROĞLU
  Musul’da tek sorumlu ABD mi?
 
    Ercan KUMCU
  Rekabet ve mülkiyet
 
    Erkan ÇELEBİ
  Biodizel depolara giriyor otomobil kızartma kokuyor
 
    Ferai TINÇ
  Liderliğin zararları
 
    Murat BARDAKÇI
  Ecevit bu şiiri 500 sene önce yazmış olsaydı sürgünde ölürdü
 
    Pakize SUDA
  İşaret geldi
 
    Sedat ERGİN
  Çevre Bakanı: Maalesef kral çıplak
 
    Yalçın BAYER
  Türkler uçuyor
 
    İlhan SÖYLER
  Taraftar haklı
 
    Şükrü KIZILOT
  Bir başkadır benim memleketim
 
    Ahmet HAKAN
  Hurşit Güneş’i gözüm tuttu
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com