|
BİRİ Londra’da, diğeri İstanbul’da seyrettiğim iki masalsı Çin filminin ardından ‘Çin filmlerinde başroldeki çekik gözlülerle seyircinin özdeşleşmemesi sorunu’ üzerine bir pazar yazısına karar kılmıştım.
Ama işte Turan Güneş’in oğlu Hurşit Güneş, CNN Türk’ün ‘Gece Haberleri’nde söyledikleriyle ‘Pazar günü siyasetten söz edilmez, hele CHP’den hiç söz edilmez’ gizli kuralını çiğnememe ve risk almama yol açtı.
Evet, risk alıyorum; çünkü ben bu Hurşit Güneş’i pek sevdim.
* * *
Neden mi?
Çünkü ilk kez bir CHP’li, hem AKP iktidarına karşı doğru yerden itiraz ediyordu, hem de en isabetli özeleştiriyi yapıyordu.
Genç, kendinden emin, ne dediğini bilen, söylemini basitleştirmiş, sempatik üsluplu adam, televizyon ekranından, herkesin gözünün içine bakarak, ‘CHP tuzu kuruların partisi oldu. Apartmanlara sıkıştık, gecekondularda yokuz’ diyordu.
Gelir dağılımındaki adaletsizlikten söz ediyor ve en vurgulu biçimde ‘Biz yoksulların partisi olmalıyız’ diye haykırıyordu.
Karşımızda ezberlere sığınan bir lider adayı yoktu.
‘İrtica’, ‘Atatürk’, ‘türban’, ‘laiklik elden gidiyor’ gibi söylendiğinde nasıl bir etki yaratacağı baştan belli şifrelere yaslanan ve bu yüzden oy pastasının küçük kısmını garantileyip büyük kısmını AKP’ye hediye eden ‘yüzde yüz başarısız klasik CHP politikasının dışında’ bir isim vardı karşımızda.
Hurşit Güneş, doğru politikayı saptamıştı.
‘Cepheleştirme! Bütün Türkiye’ye hitap et’ diye yola çıkan ve ‘AKP’yi dinci bir parti olarak değil, normal bir parti olarak gör ve eleştirini öyle yap’ diye devam eden bir anlayış.
Bu anlayışın sonucu şudur: Yaşam tarzı savunuculuğunu bırak, milletin esas derdiyle uğraş!
Hurşit Güneş, Baykal’ın yapmaya cesaret edemediği, Mustafa Sarıgül’ün ise ayağa düşürdüğü bu yaklaşımın eli yüzü düzgün bir savunucu gibi görünüyor.
* * *
Doğruları söylemek, kazanmanın garantisi değildir.
Çünkü ezber bozmak hem istismara açık bir zemin teşkil eder, hem de rahata alışkın zihinlerde tereddüde yol açar.
Bu yüzden Hurşit Güneş, belki üç hafta sonra yapılacak olan kurultaydan CHP Genel Başkanı olarak çıkamayacak.
Belki ‘İrticacıların ekmeğine yağ sürüyor’ tarzında bir çıkışla işi bitirilecek.
Belki bu yazı bile ‘aleyhinde bir delil’ olarak takdim edilecek.
Olsun! Hurşit Güneş, bütün bunlara aldırmamalı.
Çünkü ‘irticacıların ekmeğine yağ sürmeyen’ Baykal’lı CHP ile partinin ne hale düştüğü ortadayken ve çağdaş sosyal demokrasinin ne anlama geldiği herkes tarafından bilinirken, bu yolun galibi kazansa da, kaybetse de Hurşit Güneş olacaktır.
Bir Rahşan, bir de Canan
RAHŞAN Ecevit, ‘Din elden gidiyor’ demecinin ardından ‘Sokaklarda İncil dağıtanlar neden tutuklanmıyor? Misyonerlik yasaklanmalı’ diye çıkışını sürdürüyor. Sosyal demokrasinin ‘sağ’ kanadından bir kadın politikacı bu ‘tuhaf’ demeçle gündemde yer alırken, sosyal demokrasinin bir başka kanadından bir kadın politikacı ise Kuran kursu baskınında. CHP’li Canan Arıtman, İstanbul’da sokak çocukları için oluşturulan bir merkezi basıp, ‘Burada Kuran öğretiliyormuş, toplu namaz kıldırılıyormuş’ diye olay çıkarmış.
Evet, bir Rahşan, bir de Canan... Ne demişti Orhan Veli: ‘Sol elim / Acemi elim / Zavallı elim’. |