|
YIL 1983. Anavatan Partisi iktidar oluyor. Aman Allah, o günleri ve sonrasını anımsayın. Tek parti iktidarı. Bütün güç Özal hanedanında. Çevrelerinde binlerce yağcı, yalaka, iş bitirici.
Semranım kraliçe. Ahmet iş bitirip köşeyi dönüyor. Efe ve Zeynep de aynen öyle. Anlı şanlı patronlar ve para babaları onların önünde resmen diz çöküyor.
Papatyalar tarafından Hasbahçe geceleri düzenleniyor. Vur patlasın çal oynasın.
Medyada hanedana övgüler düzülüyor, Semranım için şiirler yazılıyor.
O dönemde herkes ANAP’lı oluyor. İş bitiricilik arşa yükseliyor. ‘Köşeyi dön de, nasıl dönersen dön’ anlayışı egemen kılınıyor. Avanta, rüşvet gırla gidiyor.
Pek çok gazeteci hanedana yağ çekiyor. Bizim gibi birkaç saf gazeteci ‘yapmayın, etmeyin, ayıp oluyor, şu rezaletleri görün’ diye bastırıyoruz, bağırıyoruz, gerçekleri yazıyoruz ama dinleyen kim!
Bazı köşe yazarları için Başbakanlık Konutu’na, sonraki yıllarda Çankaya Köşkü’ne çağrılmak, Özal tarafından telefonla aranmak, büyük bir mutluluk. Köşelerde yazılar okuyoruz:
‘Dün gece saat 24. Telefonum çaldı. Karşımda Başbakan var. Hemen yanına çağırdı...’
‘Çankaya’ya gittim, Sayın Özal’la uzun bir görüşme yaptık...’
‘Sayın Özal ailesi dün davetlimiz olarak bizim eve geldiler, hep birlikte yemek yedik...’
* * *
Aradan haftalar, aylar, yıllar geçti. Günün birinde ANAP iktidarı bitti. Parti artık muhalefet olmuştu. Sonra giderek eridi, yok oldu.
Ama Semranım, Ahmet, Zeynep, Efe oradalar.
Sorun bakalım kendilerine, iktidar dönemindeki o yağcılardan, yalakalardan, iş bitiricilerden hangisi yanlarında?
Telefonları günde kaç kez çalıyor?
Kaç kişi arayıp hatırlarını soruyor?
Hepsi toz olup gitti. Rüzgárdaki duman gibi dağıldılar.
Eski ANAP takımının çoğu şimdi AKP’de! Günün birinde AKP göçünce başka partiye geçecekler. Parayı, köşe dönmeyi, ihale almayı, iş bitirmeyi şimdi AKP saflarında bekleşiyorlar.
* * *
Burası Türkiye. Bu hadise bütün iktidar sahiplerine örnek olmalı. Dünkü güçlü iktidar günümüzde eriyip bitti, kendisine bir başkan adayı bile bulamıyor. Partinin beş kuruş parası kalmadı.
Ama hiç kuşkunuz olmasın, günün birinde bir mucize gerçekleşse ve ANAP yeniden iktidar olsa, aynı kan emiciler bu kez yine o partinin çevresinde toplanıp oraya çöreklenirler...
Çünkü Türkiye’de siyaset böyle yapılır. Siyasette var olmak, iş bitirmek, istediklerini yaptırmak için iktidar partisinde olmak zorundasınız.
Dün ANAP, bugün AKP!
CHP iktidar olmayı başarırsa CHP!
Başka bir parti olursa orası.
Bizde özellikle Güneydoğu’da ve Anadolu’nun küçük yerleşim birimlerinde geçerli bir kural vardır.
Partiler seçim öncesinde aile bireyleri olarak paylaşılır. Babası bir partiden, kendisi, amcası, dayısı, yeğeni vesairesi öteki partilerden aday olur ki, hangi parti iktidar olursa ailenin, ya da aşiretin sözü geçsin!
ANAP olayı Türkiye’nin acı, utanç verici gerçeğidir. Zamanında bu partiye yağ çeken, hanedanın yanıbaşında mevzilenen, onların emir ve hizmetinden çıkmayan, yazılarında övgüler düzen bir gazeteci olsaydım, bugün hiç değilse ‘insanlık adına’ bir şeyler yapmaya çalışırdım.
Hiç değilse eskiden çevresinde pervane olduğum, diller döküp yağlar çektiğim Semranım’ı bazen arayıp hal hatır sorardım.
Hey gidi ihtişamlı günler hey! Nereden nereye! Gemiyi önce fareler terk etti, işini bitiren köşeyi döndü ve sonra tüydü.
Ne güzel söylemiş atalarımız, ‘düşenin dostu olmaz’ diye.
İnanmazsanız Semranım, Ahmet, Zeynep ve Efe’ye sorun.
Bir gün şimdikiler de düşecek, aynı acı tabloyu onlar da yaşayacak. Bir bakacaklar ki, çevrelerindeki sivrisinekler bir anda kaçışmış. Bunları unutmasınlar, küçük dağları biz yarattık havasına fazla girmesinler!
Burası Türkiye! |