09/01/2005 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Gündem
09.01.2005
Bekir COŞKUN
‘Muhtemel...’
  
bcoskun@hurriyet.com.tr
 

O orada; ama biz onu hiç görmedik. Arka bahçe duvarının öte yanında, yeşil alanda. Her akşam onun da yemeği özenle hazırlanıyor, duvardan arka tarafa sarkıtılıyor, o gelip karnını doyuruyor ve gidiyor.

Köpek mi, kedi mi, tilki mi, başka bir yaratık mı, bilmiyoruz.

Bu yüzden adı; Muhtemel...

Onun ne olduğunu görmek için soğuk gecelerde yemeğini oraya sarkıtıp bekledim. Arada bir aniden kafamı uzatıp baktım, yemek duruyor. Tekrar gizlenip gözlerimi iyice açıp ansızın kafamı yeniden uzattım, yemek yine duruyor.

Üç, beş, on...

Sonra yine... Bir anda yemek yok oluyor; ama orada kimse de yok.

Bu sefer kafamı daha hızlı hızlı uzatıp çekmeye başladım. Kafamı çekip yeniden uzattığım zaman dilimlerinden birisinde geliyor, yemeğini sağa-sola saçmadan yiyor ve yok oluyor.

*

Andree ‘Belki de kuştur’ diyor.

Birincisi kuş kemik yemez, ikincisi gece dolaşmaz, üç kar yağdığı gün bıraktığı ayak izi yürüyen bir hayvanın...

Eve gelen misafirlere Muhtemel’i anlatıyoruz. Onlar bunun Sadettin Teksoy’luk bir konu olduğunu, mavi bir ışık da görüp görmediğimizi soruyorlar.

‘Hayır, muhtemelen sahipsiz ve korkmuş köpektir’ diyoruz.

Muhterem karım onun çok masum olduğunu, yemeğini dağıtmayacak kadar düzenli, sessiz ve saygılı davrandığını uzun uzun anlatıyor.

Sonra bana ‘Nasıl yapıyor, misafirlerimize bir göster’ diyor.

(.....)

Evde Muhtemel’in bir tası, bir tenceresi, birçok torbası, bir dizi kabı oldu.

Bir tek kendisi ortada yok.

Muhterem karım, Muhtemel’in soğuk havalarda aslında üşüdüğünü (Bu yeşil alana bir yerleşim yeri yapmak, içini battaniye ve yastıklarla doldurmak demektir) en kısa zamanda aşı ve vitamin iğnelerinin yapılması gerektiğini söylüyor.

Ben ‘Ya tavşansa?..’ diye itiraz ediyorum.

*

İlk kez ne olduğunu bilmediğimiz bir şeyi seviyoruz.

Olsun...

Orada duvarın öte yanında bir can var. Muhtemelen dört ayak, bir çift göz, korkuyu yoklayan bir burun, endişe içinde bir yürek.

Ona yardım etmek, kışın acımasız gecelerinde karnını doyurmak, nasıl bir şey olursa olsun bir canlının yaşamasına katkıda bulunmak...

Bir muhtemeli sevmek...

Hoş bir şey.


Bekir COŞKUN
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Abartmaya meraklıyız...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Çapkınlığı demokratikleştiren adam
 
    Ali Atıf BİR
  Macolomanlar: Apple uyuyor
 
    Doğan HIZLAN
  Türk Dil Kurumu’nda bir gün
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Hey gidi günler...
 
    Enis BERBEROĞLU
  Musul’da tek sorumlu ABD mi?
 
    Ercan KUMCU
  Rekabet ve mülkiyet
 
    Erkan ÇELEBİ
  Biodizel depolara giriyor otomobil kızartma kokuyor
 
    Ferai TINÇ
  Liderliğin zararları
 
    Murat BARDAKÇI
  Ecevit bu şiiri 500 sene önce yazmış olsaydı sürgünde ölürdü
 
    Pakize SUDA
  İşaret geldi
 
    Sedat ERGİN
  Çevre Bakanı: Maalesef kral çıplak
 
    Yalçın BAYER
  Türkler uçuyor
 
    İlhan SÖYLER
  Taraftar haklı
 
    Şükrü KIZILOT
  Bir başkadır benim memleketim
 
    Ahmet HAKAN
  Hurşit Güneş’i gözüm tuttu
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com