|
Bazen gençler hastalıklı bir sevdaya tutuluyorlar. Bir insan onlar için yaşamın odak noktası, tek amacı haline geliveriyor.
Ve sevilmedikçe daha çok seviyor, istenmedikçe, daha çok üzerine gidiyorlar. Kapıldıkları bu girdabın içine düşüyor, ölümüne seviyor ya da sevdiklerini sanıyorlar. İşin en ilginç yanı, akıl almaz bir şekilde, sevildiklerine de inanıyorlar. Aşk, sevgi elbette dünyanın en güzel duyguları. Ama karşılıksız aşk öyle mi? İşte böyle bir tutku nedeniyle hayatı cehenneme dönmüş bir genç kızın öyküsü...
RUMUZ: Aquarius
Merhaba Sevgili Güzin Abla. Ben çevresi tarafından çok sevilen ve beğenilen 20 yaşında bir genç kızım. Ama şu anda çaresizim. Aklımı kaçırmak üzereyim.
Bundan 3 ay önce tesadüfen biriyle tanıştım. Bu kişi kardeşimin okul arkadaşıymış. Bir gün bir kafede bana kardeşimi sordu. Ve bu şekilde tanıştık. Zaman içinde arkadaşlığımız ilerledi ve büyük bir aşka dönüştü. O da fiziksel olarak gerçekten her kızın ilgi duyabileceği kadar yakışıklı biriydi. 22 yaşındaydı. Bizi görenler çok yakıştırıyordu. Birbirimize deliler gibi bağlanmıştık. İlişkimiz böyle dolu dizgin giderken, ona pek çok genç kızın yaptığı gibi ‘Dalga geçilecek bir kız olmadığımı’ söyledim. Bundan sonra iki gün beni hiç aramadı ve aynı hafta içinde de benden ayrılmak istediğini söyledi. Saçma sapan bahaneler uyduruyordu: ‘’Önce ailem, işim, sonra sen’’ diyordu. Bir-iki kez buluşma isteğimi kırmadı, buluştuk ve konuştuk. Her seferinde asıl nedeni anlatmasını istedim, geçiştirdi.
Ayrı olmamıza rağmen buluşmalarımızda elimi tutuyor, sarılıyor, öpüyordu; gözyaşlarımı siliyor ve ‘Sana bir şey olursa dünyayı yakarım’ gibi laflar edip, hálá beni sevdiğini söylüyordu. Benim için kabus dolu günler işte böyle başladı. Bana hem beni sevdiğini söyleyip hem de benden ayrılması, buna rağmen öpmesi, dokunması, sarılması beni çıldırttı. İki ay boyunca her gün, göz sağlığım bozulana kadar ağlama krizleri; gözümdeki beyaz tabakanın kanla dolması, günlerce yemek yemeden, su, çay, kahve gibi içeceklerle beslenmek, kalp çarpıntıları, geceleri uyuyamamak; ya da uykudan korkuyla uyanmak. gördüğüm halüsinasyonlar sadece benim hatırladıklarım... Defalarca mesaj atıp, onu deliler gibi sevdiğimi, günden güne ölmekte olduğumu, bana geri dönmesi için yalvardım. Hiçbir cevap, en ufak bir işaret dahi alamadım. Biliyordum, o da beni seviyordu. Ama ne yapmaya çalışıyordu, anlayamıyordum.
Son bir kez buluştuk. Sanki hiç o kabus dolu günleri yaşamamışız gibi muhteşem bir akşam yaşattı bana. Beni sevdiğini söyledi ve artık o günlerin geride kaldığını, ağlamamamı, gözümden akan her damla yaşın damarlarından akan kan olduğunu söyledi. Gecenin sonunda vedalaşırken ‘Beni arayacak mısın?’ diye sorduğumda alacağım cevabın o akşamı bir anda kabusa çevireceği aklımın ucundan geçmemişti. ‘Biraz daha yalnız kalmaya ihtiyacım var’ dedi.
Ertesi gün aradım, telefonu açmadı. Beş dakika sonra şu mesaj geldi: ’Beni bir daha hiç göremeyeceksin, üzgünüm.’ O an dünya başıma yıkıldı.Tekrar o kabus dolu günler başladı benim için. Hálá da devam ediyor.
Sevdiğime ulaşmak için her yolu denedim, fayda etmiyor. Çok büyük bir boşluktayım. En çok kendimden korkuyorum. İntiharı düşünecek kadar cahil bir insan değilim. Ama bir akıl verenim yok. Annem çalışıyor, ablam ve kardeşim okuyor. Babam çalışmıyor, bütün gün evde oturuyor. Allah kimseye böyle acı yaşatmasın. Onu seviyorum, içimden atamıyorum ama kurtulmak da istiyorum! Ne yapmalıyım sence Güzin Abla? Yardım edeceğine inanıyorum.
Sevgili kızım, keşke sana yardım edebilsem. Senin durumuna kara sevda denebilir sanırım. Hayatının tek amacı bu genç adam olmuş. Bu çok büyük bir hata. Bir erkeği hayatının tek amacı, tek odak noktası, tek yaşam nedeni haline getirmeyeceksin. Neden dersen, aslında erkekler de bundan hoşlanmıyor. Bir erkek karşısındaki kadının sevgisinden, vazgeçilemez olduğundan, kendisinden kopamadığından emin olduğunda, duyguları değişiyor, heyecanı sönüyor, ilgisi azalıyor. Onun dışında da bir hayatın olacak. O erkek, senin için çok önemli olsa da, sen ona, onsuz da yapabileceğini hissettireceksin.
Sanırım ‘Ben eğlenilecek kız değilim’ tarzındaki sözlerin onu rahatsız etmiş. Ciddi bir ilişki beklediğini düşünüp, belki de buna henüz hazır olmadığı için bu yolu seçmiş.
Kızım bu hem bencil, hem de dengesiz bir delikanlı. Sen de duygularını pek fazla belli etmişsin. Hiç kimse ama hiç kimse, kendini bu kadar perişan etmeye değmez. Bunu belki 10 yıl sonra anlayabileceksin. Bırak peşini, bir süre hiç arama, sorma, hiç mesaj atma, hiç ses çıkarma, hiç ilgilenme. Birden sessiz ol, kaybol, yok ol. Hatta o istediğinde sana ulaşamasın. Telefonunu değiştir, bir başka hat al, sana ulaşamamanın sıkıntısını o yaşasın bir süre.
Dayan biraz, ne olur. O senin ilgine, aşkına, hiç durmadan üzerine düşmene alışmış. Onun aklı başına gelmese bile, senin aklın başına gelir bu süre içinde.
Dışarı çık, arkadaşlarınla buluş, gez, dolaş, eve kapanma; senin neşeli, mutlu, huzurlu olduğunu görsün, şaşırsın. ‘Ne oldu buna, yoksa bir başkası mı var hayatında?’ diye endişelensin. Eminim zamanla akıllanacaksın. Şunu aklına koy, hiç kimse ama hiç kimse, kendini bu kadar perişan etmeye değmez. Yaşama dön, çevrene açıl. Derslerinle ilgilen. canlan, hayata dört elle sarıl. Bir gün, bu döktüğün göz yaşları için ne kadar pişmanlık duyacaksın bir bilsen...
Göreceksin bak, kısa bir süre sonra nasıl toparlanacaksın, bana mutluluk haberlerini yazacaksın! |