08/01/2005 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Cumartesi
08.01.2005
Pakize SUDA
Aslında aşk yazmamak lazım
  
psuda@hurriyet.com.tr
 

Bugün cumartesi. Yani hafta sonu. Aşk konusu çok uygun düşer. Fakat bir yandan da aslında aşk üzerine hiç yazmamak lazım.

Hayır, ‘Aşkınız ömrünüzün son gününde bile ilk gün tazeliğini muhafaza edecektir’, ‘Adamın gözü 25 sene sonra da sizden başkasını görmeyecektir’ falan desem mesele yok. Fakat benimki daima ‘Yakında görürsünüz gününüzü’ mealinde olduğundan aşka yeni soyunmuşlar için yıkıcı oluyor haliyle.

İnsanlar umut dolu bir yolculuğa çıkmışken ‘Yol kapalı, geri dönün’ demek gibi bir şey benim yaptığım. Ya da sinemanın kapısına dikilip içeri girenlere filmin sonunu söylemek gibi.

Hepimizin başına geldi... Çiçeği burnunda bir aşıkken aldanmak ister insan. Daha önce on defa yaşamış olsa bile, her seferinde hayatında ilk defa aşık oluyormuş gibi başlamak ister. E, bu arada birilerinin ‘Dikkat’ levhası gibi ha bire karşısına çıkması hoş değil tabii.

Tam tersine pembe yalanlarla destek olmak lazım. Hani nasıl depremde, tren kazasında falan halkın morali düşünülerek (!) hayatını kaybedenlerin sayısında indirime gidiliyorsa, burada da aşıkların moralini yüksek tutmaya çalışacaksınız. Dün aşık olmuş birinin duymak isteyeceği en son şey aşkın ömrünün üç yıl olduğu gibi saptamalardır herhalde.

‘Su içene yılan bile dokunmaz’ demişler... Benzetmemi seveyim, aşıklar da bir nevi su içiyor sayılırlar. Dokunmayacaksınız. Geçen gün bir arkadaşımın kızı, ki kendisi sevgilisiyle henüz cicim aylarını yaşamaktadır, ağlamaklı bir yüzle ‘Hiçbir şeyin arkasını dönüp uyuduğuna inanmıyorum’ dedi.

‘Tabii tabii’ dedim cevaben. Kızcağız sonsuza kadar burunlarının ucunu yapıştırıp şaşılaşmış gözlerle birbirlerine bakıp duracaklarını zannederken neden bozayım moralini?

Bu yazıyı da zaten günah çıkarmak için yazıyorum. Bu hususta çok ettim gençlere... Fakat günah çıkaran bir daha günaha girmeyecek diye bir şey yok. Beyaz sayfa açıp yeniden başlarız ama bugün değil.

Zaten gündemde ‘aşktan da üstün’ konular var. Aşağıda bunlardan birini bulacaksınız.

‘Dini kurtaralım Bülent!’

Rahşan Ecevit’in ‘Din elden gidiyor!’ feryadı... Herkes yazdı gerçi ama takdir edersiniz ki köşesi olan biri için kaçırılacak konu değil. Bir daha nereden bulacağım böylesini. Kaç Rahşan Ecevit var şu memlekette ki, kalksın benzer bir inciyi pıt diye düşürsün ağzından. Mevcut olan tek Rahşan Ecevit’imiz de öyle zırt pırt konuşan biri değildir. Bir daha kimbilir ne zaman şey eder.

Netice olarak benim de yorumumu okumak durumdasınız.

Şimdi efendim, işin enteresan tarafı... Yok, lafa böyle başlarsam sanki olayın enteresan olmayan tarafı da varmış gibi anlaşılır ki aslında yok.

En enteresan tarafı diyeyim bari. Öteki az enteresan kısımları bir kenara bırakayım. Misal bu feryadı Demokratik SOL Parti’li birinin ettiğini falan... Hakikaten az enteresandır bu. Zira son senelerde durum öyle bir hale gelmiştir ki, partilerin sağda olanları kapısına sarmısak, solda olanları soğan asmalıdırlar ki vatandaş şaşırmasın hangisi neydi...

Neyse, uzatmayayım; olayın herhalde en enteresan tarafı, dinin elde en sıkı tutulduğunu sandığımız bir dönemde aslında elden gitmekte olduğunu duymamızdır. Bu devirde de elden gidiyorsa... Yani tam ‘Kubbeler miğferimiz, minareler süngümüz olacaktır’ diyen zihniyet tek başına iktidardayken...

Hayır bir taraftan da ‘Laiklik çaktırmadan gidiyor’ diyenler de var. Dünyada ikisinin aynı anda gittiği başka ülke yok benim bildiğim. Nevi şahsına münhasır bir ülkeyiz anlayacağınız.

Belki de yukarıda sözünü ettiğim soğan sarımsak meselesine önem verilmediği için aslında ateist bir partinin işbaşında olduğunun farkında değiliz. Bir tek Rahşan Ecevit fark etti belki de bunu. Yılların tecrübesi var ne de olsa. ‘Dini kurtaralım Bülent’ demiştir bisküvisini çaya batırırken...

Yazıyı nihayetlendirmeden annemin de yorumuna yer vermek istiyorum.

Annem, dul maaşı misali babamdan kendisine intikal etmiş olan ‘Ecevitçilik’ halinden asla vazgeçmedi. Ecevitler’e laf söyletmez, toz kondurmaz. Nitekim Rahşan Hanım’ın iddiasını ve arkasından gelen tepkileri duyunca ‘Rahşan Hanım onu demek istemedi’ dedi.

Rahşan Hanım aslında ‘Ana-babalarımızdan gördüğümüz, öğrendiğimiz Müslümanlık elden gidiyor’ demek istemiş. ‘Sözde dindarlar’ başka bir sistemi oturtmaya çalışıyorlarmış aslında... Bunu kalabalıklara dini kullanarak kabul ettirmek daha kolay oluyormuş.

Ben bilmem, Rahşan Hanım bunu mu demek istedi... Ama bu memleket annemi bile teorisyen yaptı, onu biliyorum.

MIŞ-MUŞ

CHP’de kılıçlar çekilmiş. Esas kınına girdiği zaman haber verin bize!

İtalyanlar domatesten plastik torba yapacaklarmış.

Bizim de plastik gibi domateslerimiz var buna karşılık...

Baykal Sarıgül’e ‘cerahat’ demiş. E, vücutta ‘mikrop’ olunca bir yerden patlak verecek tabii.

10 diyetten 9’u garantisizmiş. Olsun, biz onların zayıflatma ihtimalini sevdik.


Pakize SUDA
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Yanlış nerede?
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Şantaj kütüphaneleri
 
    Bekir COŞKUN
  Rüşvet...
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  AB’ye ne kadar hazırız: İlaç sanayii
 
    Ege CANSEN
  Sahip sahnede
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Çukobirlik açıklaması
 
    Fatih ALTAYLI
  Kozinoğlu-Çakıcı-Şen
 
    Hadi ULUENGİN
  Don ve fanila
 
    İlter TÜRKMEN
  Ortadoğu politikamız
 
    Tufan TÜRENÇ
  Rahşan Ecevit’in iddiasını ciddi bulmuyorum, çünkü...
 
    Yalçın BAYER
  Devrim mi, reform mu
 
    Yalçın DOĞAN
  Bu ne biçim rüya
 
    Özdemir İNCE
  Atatürk’ün düşünce dünyası
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Af bekleyen öğrenci sayısı 677 bini buluyor
 
    Latif DEMİRCİ
  Latif Demirci
 
    Şükrü KIZILOT
  Emlak Vergisi'ne gizli zam
 
    Zeynep GÖĞÜŞ
  Telefondaki Fransız
 
    Osman MÜFTÜOĞLU
  Büyüme hormonuyla yaşlanma önlenir mi
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2005 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com