|
Av. M. Gökhan Ahi/mgahi@hurriyet.com.tr
2004 yılı, AB uyumu amacıyla yasalaşma süreci açısından oldukça yoğun geçti. Bilgi toplumunu çoktan oluşturmuş Avrupa Birliği’nin ‘e.devlet’ ve ‘e.dönüşüm’ kavramlarına özellikle yüklenmiş olması, bilişim ve telekomünikasyon alanındaki düzenlemelerin yapılmasını kaçınılmaz kıldı.
2004’ün hukuk hayatına kattığı en önemli düzenlemelerden birisi Elektronik İmza Yasası olmuştur. Bu yasayla, giderek klasik ticaretin yerini alan elektronik ticaretin önü açılmış, birbirleriyle kilometrelerce uzakta olan kişilerin ve kurumların ticari iletişimleri güvence altına alınmıştır. Sayısal imza ya da başka bir elektronik imza ile imzalanmış metinler, artık mahkemelerde kesin delil olabilmektedir.
Bu yılın başka bir hukuk yeniliği, 5187 sayılı Yeni Basın Yasası’ndan geldi. Daha önceki Basın Yasası’na 2002’de eklenen bir maddeyle, internet sitesi sahipleri ve editörleri gazetelerin ‘sorumlu müdür’leri gibi sorumlu tutulmaya çalışılmaktaydı. İnternetin doğasına aykırı bu durum sonunda fark edildi ve yeni yasada sözü bile edilmedi.
2003’te kabul edilmiş olan fakat 2004 Nisan’ında yürürlüğe giren diğer bir yenilik, Bilgi Edinme Yasası’dır. Bu yasayla, şeffaflığın ve demokrasinin en büyük engeli ortadan kaldırılarak vatandaşın devlet ve kamu kurumları hakkında bilgi edinme özgürlüğüne sahip olması sağlandı. Her ne kadar bazı kamu bilgilerinin gizli tutulması yönünde çokça istisna da olsa, bu yasa büyük bir değişimin ilk adımları olarak kabul edilmelidir. Yasanın önemli bir özelliği, bilgi edinme hakkının e-posta ve web formları aracılığıyla dahi kullanılabilmesidir.
İletişim konusunda karar alma, devlete danışmanlık yapma, sektörü düzenleme, haksız rekabeti engelleme gibi işlevlere sahip Telekomünikasyon Kurumu bu yıl yapmış olduğu düzenlemelerle, teknolojinin gerisinde kalan hukuka yön vermeye çalıştı. Kurumun bu yılın başında yayınladığı bir yönetmelik kişisel verileri bir ölçüde koruma altına alırken, diğer bir yönetmelik, Türk Hukuku’nda ilk defa olarak istenmeyen mesajları düzenlemeye çalıştı. Bu düzenlemelerin pek başarılı olduğu söylenemez, ancak iyi bir başlangıç sayılabilir. Elektronik imza ile ilgili düzenlemeler de bitti, ancak sonuçlarını yeni yılda görebileceğiz. Yazılımların ve bilgisayar programlarının korunması ile ilgili olarak bu yıl oldukça cesur adımlar atıldığını söyleyebiliriz. Ancak, uygulama açısından aynı şeyi söylemek ne yazık ki mümkün değil. Bu yılın Mart ayında çıkan yasayla, hukuka aykırı olarak çoğaltılmış korsan yazılımların, müzik ve filmlerin sokak ortasında alenen satılması yasaklandı. Fikir ve sanat eserlerinin korunmasına yönelik olarak, yeni çıkan bir yönetmelikle CD ve diğer materyaller üzerinde arz edilen bilgisayar programlarının bandrollenmesi ve hak sahiplerinin korunması amaçlandı. Diğer bir düzenlemeyle, mp3’lerin internetten satılabilmesi için hukuki altyapı oluşturuldu. Uygulama açısından 2004 yılı, ne yazık ki bu konuda da verimli geçmedi.
Kuşkusuz, bu yılın en önemli değişikliği ise, tamamıyla yenilenen Türk Ceza Kanunu oldu. Daha özgürlükçü ve daha az müdahaleci bu yeni yasada bilişim suçları daha kapsamlı olarak yer aldı. Yeni yılın Nisan ayında yürürlüğe girecek ceza kanununda, kişisel verilere yönelik ihlaller, özel hayatın gizliliğini ihlal, çocuk pornografisi gibi yeni suçlar tanımlanırken daha önceki yasada varolan bilişim suçlarının kapsamı genişletildi. Yeni yasada suç unsurlarının daha somut ve ayırt edilebilir, cezaların ise eskisine göre nispeten az olması önemli bir gelişme olarak dikkat çekti.
Yasalaşma süreci iyi gibi gözükse de uygulamada yaşanan aksaklıklar, 2004 yılının not ortalamasını oldukça düşürmüştür. Hesapta, 2004’ün ilk gününde telekom tekeli kalkacak, sektör rekabete açılacaktı. Tekelini elden bırakmak istemeyen Türk Telekom’un haksız rekabet yaratan eylemlerine devam etmesi, ayrıca internet konusunda hálá gerekli yatırımları yapmamış olması, tüketici hukuku ve rekabet hukuku açısından 2004 yılının olumsuzlukları olarak göze çarpmıştır. |