|
Uzaybilimciler gezegen avında birbirleriyle yarışırlarken, en ilginç buluşların bir bölümü çok daha yakınlarımızda olabilir.
Palomar Gözlemevi Araştırması
Kuiper kuşağında parlaklığı Plüton’un yüzde ikisi kadar olan uzay cisimlerini saptamaya çalışan Mike Brown, Gemini Kuzey Gözlemevi’nden Chad Trujillo ve Yale Üniversitesi uzaybilimcilerinden David Rabinowitz 1988 yılından beri Güney Kaliforniya’daki Palomar Dağı’na yerleştirilen 120 santimetrelik Samuel Oschin Teleskopu’ndan yararlanıyorlar. 112 CCD algıcı her gece bir avuç gökyüzünden enstantaneler çekiyor. Bugüne dek 35 parlak cismin belirlendiğine dikkat çeken ekip önümüzdeki iki yıl içinde kuzey semalarını baştan başa taramayı umuyor.
Derinlemesine Ekliptik Araştırma
Arizona Kitt Peak Ulusal Gözlemevi’ndeki 3,8 metrelik Mayall Teleskopu’na yerleştirilen sekiz CCD algıcı Kuiper kuşağındaki çapları 48 kilometrelik küçük uzay cisimlerini araştırıyor. Araştırma kapsamında bugüne dek 411 cismin belirlendiği belirtiliyor.
Spacewatch (Uzay Nöbeti)
Kitt Peak’deki Steward Gözlemevi’ne yerleştirilen biri 0,9 öteki 1,8 metrelik iki teleskop her ayın belli bir döneminde kuyrukluyıldız, asteroit ve güneş sistemindeki başka cisimleri bulmak amacıyla gökyüzünü tarıyor. Spacewatch’ın asıl hedefi Kuiper kuşağını incelemek olmasa da, Varuna’nın bu araştırma kapsamında bulunduğu belirtiliyor.
Çok Geniş Kapsamlı Araştırma
Hawaii Mauna Kea dağının tepesindeki 3,6 metrelik Kanada-Fransa-Hawaii Teleskopu ve dünyanın en güçlü uzay kamerası olan MegaPrime yardımıyla uzaybilimciler Kuiper kuşağındaki 1000 cismi bulmayı ve bunların yörüngelerini belirlemeyi hedefliyorlar. Araştırmadan elde edilecek ilk sonuçlara 2005 yılında ulaşılacak.
Tayvan-Amerikan Araştırması
Dört küçük robot teleskoptan yararlanan uzaybilimciler gökyüzünün belli bir bölümünü aynı anda taramadan geçirmeyi hedefliyorlar. Teleskoplar daha yakındaki Kuiper cisimlerinin bir anlık karanlığa gömdükleri uzak yıldızlardaki hafif karaltıyı saptamaya çalışıyor. Araştırma kapsamında her gece 15 ile 18 bin arasında yıldız taramadan geçiyor.
Hubble Uzay Teleskopu Araştırması
Geçtiğimiz yılın Ocak ve Şubat ayları boyunca Hubble’in yeni Geliştirilmiş Kamerası Virgo takımyıldızını kapsayan gökyüzü parçasına odaklandı. Yaklaşık 60 kadar cisim bulmayı bekleyen uzaybilimciler ancak 3 tane bulabildiler. Bu da, Kuiper kuşağının ötesinde birkaç cismi barındıran bir uzantısı olabileceğini ortaya koyuyor. Araştırma bu bölgedeki küçük cisimlerin büyüklerle çarpışmaları sonucunda yok olduklarını, ya da geçmekte olan yıldızların etkisiyle güneş sisteminden uzaklaştıkları yönünde iki kuramı da gözler önüne seriyor.
Göksel Varlıkları Tanıyalım
Uzaybilimcilerin güneş sisteminde sürekli olarak hiç tanımadıkları cisimlere tanık olmaları yüzünden bilimsel terminoloji buna ayak uydurmakta giderek zorlanıyor. Gelecekteki buluşlarla birlikte göksel cisimler için yepyeni sınıfların ortaya çıkacağına ve eskilerin sınırlarını giderek belirsizleştireceğine kesin gözüyle bakılıyor. Ancak, aşağıdaki sınıflandırma uzayın bilinen sakinlerine bir ışık tutuyor:
Gezegenler:
Belli bir tanımlamadan yoksundurlar. Ancak, uzaybilimciler güneşin çevresinde dönen ve kendi kütle çekiminin etkisiyle küre biçimini alan nesnelere genellikle gezegen adını veriyorlar. Ne var ki, bu tanım en azından dört asteroidle düzinelerce Kuiper kuşağı nesnesini içeriyor.
Asteroidler: (küçük gezegenler)
Güneş çevresindeki yörüngeleri Mars’ın ötesine, asteroid kuşağı adıyla bilinen bölgeye dek uzanan, metal ya da karbon içerikli kayalık cisimler. Bunlar genellikle bir atmosfer oluşturacak miktarda kütle çekimine sahip değiller. Güneş sisteminin içinde, Jüpiter’i içine alan bölgedeki asteroid sayısı en son sayımlara göre yaklaşık 7000’i buluyor.
Kuyrukluyıldızlar:
Yörüngeleri elips biçiminde olan buzlu uzay cisimleri. Yörüngesel dönemleri 200 yıldan kısa olanları Kuiper kuşağında oluşuyor. Yörüngesel dönemleri daha uzun olanlar ise uzayın daha derinliklerindeki Oort bulutunda oluşuyor. Bilinen kuyrukluyıldızların sayısı binleri buluyor.
Klasik Kuiper Kuşağı Cisimleri:
Yörüngeleri güneşin 6,2-7,2 milyar km uzağında bulunuyor. Ilk bulunan Kuiper kuşağı cismi QB1’den ötürü, bunlar kimi zaman cubewanos adıyla da anılıyorlar.
Çınlanımlı Kuiper Kuşağı Cisimleri:
Neptün ile eşzamanlı olarak dönerler. Plüton bunun bir ilk örneğidir: Neptün’ün güneş çevresinde üç kez döndüğü süre içinde, Plüton iki dönüş yapıyor. Bilinen ÇKKC’nin %20 kadarının 2:3’lük benzer bir çınlanımla döndüklerine inanılıyor ve bu nedenle de bunlara plütino’lar adı veriliyor. Altı başka çınlanımlı yörüngenin de saptandığı belirtiliyor.
Dağınık Kuiper Kuşağı Cisimleri:
Son derece sıradışı ve eğik yörüngeleri onları güneşin yaklaşık 5,3- 160 milyar km uzağına taşıyor. Bunlar bu uzak yörüngelere Neptün’ün kütle çekimi etkisiyle fırlatılmış olabilirler.
Yeni Ufuklar
NASA Plüton ve uydusu Charon’un dondurucu evrenini ilk kez ziyaret etmeye hazırlanıyor. Bu gezi için tasarlanan ve 550 milyon dolara mal olan 450 kilo ağırlığındaki New Horizons (Yeni Ufuklar) adlı aracın yaklaşık 14 ay sonra uzaya fırlatılması bekleniyor. Aracın 2007 Şubat’ında Jüpiter çevresinde dolandıktan sonra, Temmuz ayında Plüton ile Charon’a ulaşarak bunların yüzeyi ve atmosferiyle ilgili ilk görüntü ve verileri belgelemesi bekleniyor.
Aracın Plüton’un yüzeyine 1609 km kadar yaklaşması ve Neptün’ün aynı boyut, ağırlık ve bileşimdeki uydularından biri olan Triton ile ilişkisine açıklık kazandırması bekleniyor. 2015 yılından sonra New Horizons aracının uzayın daha da derinliklerine uzanarak Kuiper kuşağına ulaşması ve orada bir on yıl kadar kalıp daha küçük uzay cisimlerinden en az bir tanesini incelemesi tasarlanıyor.
Gezegen bilimci Alan Stern bu gezinin uzayın derinliklerine yapılan ilk gezi olduğuna dikkat çekeek,’Işte insanlar, büyük uygarlıklar bunu yapıyorlar: araştırıyor ve tarihe imza atıyorlar,’ diyor. |