Edoğan, Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği'nin (TÜSİAD) Yüksek İstişare toplantında yaptığı konuşmada, 17 Aralık'ta yapılan AB zirvesinde tam üyelik için müzakere tarihi alındığını, bunda 1959 yılından beri hükümetlerin, siyasilerin, sivil toplum örgütlerinin, akademisyenlerin, basınının ve halkın katkısı olduğunu anlattı.
Bütün bu kesimlere teşekkür eden Erdoğan, ancak şimdi bazı çevrelerin 17 Aralık'ta kazanılan başarıyı eleştirdiğini belirtti.
AB hedefinin bir milli dava olduğunu dile getiren Erdoğan, elde edilen başarıyı eleştirenlerin eski siyaset anlayışında olduklarını ifade etti.
Müzakerelerinin yürümesi için 1963 tarihli Ankara Anlaşması'nın AB'nin yeni 10 üyesine de teşmil edilmesi gerektiğini anlatan Erdoğan, bazı çevrelerin bu yönde imzalanacak protokolün Kıbrıs'ın tanınması anlamına geldiğini öne sürerek eleştirilerde bulunduklarını kaydetti.
KUZEY-GÜNEY KIBRIS SÜRTÜŞMESİ
Erdoğan, önlerinde bir süreç bulunduğunu, bu süreç içinde müzakereleri AB Komisyonu ile yapacaklarını, muhataplarının komisyon olduğunu, komisyonla yaptıkları müzakereler sonucunda kararlarını vereceklerini belirterek, şunları söyledi:
“Ama bu kararı verirken, Güney Kıbrıs'ı mağlup ettik mantığıyla, anlayışıyla amacıyla değil, eğer siz her yerde ben haklıyım, bunu da almam lazım, bu mantıkla olaya yaklaşırsanız bunun adı uzlaşma değildir, bunun adı ben mantığıdır. Orada ne uzlaşma ne barış olur. Şimdi iş nereye doğru götürülüyor, Kıbrıs olayına Kuzey Kıbrıs, Güney Kıbrıs arasıdaki sürtüşmelerin adeta başlatılmasına. Biz AB sürecini böyle bir sürtüşmeye kurban etmek istemiyoruz.”
Erdoğan, Kuzey Kıbrıs-Güney Kıbrıs arasındaki sorunun giderilmesi için 24 Nisan sürecinde nasıl bir yaklaşım gösterdilerse bundan sonra da aynı olumlu yaklaşımı göstereceklerini kaydetti.
“ANNAN BENİ ARADI”
Erdoğan, “Brüksel dönüşü Annan beni aradı. Bunu kendilerine de ifade ettim, önümüzde beraber yapacağımız işler var dedim. Bu konuyu oturup tekrar konuşmamız lazım. Bu konuda müşterek olarak neler yapmalıyız bunu çözmeliyiz dedim” diye konuştu.
Başbakan Erdoğan AB üyesi ülkelerin 24 Nisan'da KKTC'deki Türk vatandaşlarına verdikleri sözü tutmadıklarını, bunu da kendilerine ifade ettiğini belirterek şunları kaydetti:
“Aldıkları karar, (Size 259 milyon euro yardım edeceğiz) ondan sonra da (Bu yıl 6 milyon euro vereceğiz) demek, ancak afedersiniz yeni cami önündeki dilenciye layık görülen bir uygulamadır.
Türkiye zaten bu noktada gereken desteği KKTC'ye nasıl verdiyse bundan sonra da rahatlıkla verecek güçtedir. O kadar da düşmedik. Fakat burada olması gereken şey nedir? Biz burada dostça çözüm istiyoruz.”
Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin çevresiyle, komşularıyla, özellikle düşman üretmeye yönelik değil, dost kazanmaya yönelik bir dış politika geliştirdiğine işaret ederek, “Bunu Kıbrıs'ı barış adası yapabilmek yolunda gösteriyoruz. Yunanistan'a da aynı şekilde gösteriyoruz. Bazıları da gelip, afedersiniz kaşımak suretiyle bozma gayretine girişiyorlar. Bunlara prim vermemek lazım” dedi.
“MARJİNAL YAKLAŞIMLA OLUMLU GELİŞMELYERİ BOZMAYIN"
Bazı çevrelere seslendiğini belirten Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Kıbrıs ile ilgili konularda marjinal bir yaklaşımla buradaki olumlu gelişmeleri lütfen bozmayın. Burada duygusallık olmaz. Bu konulardaki hassasiyetlerden bizde daha çok fazlası var. Bu hassasiyetleri yeri geldiğinde, onlardan çok ama çok daha fazla gösteririz. Aklıselim davranıp Kıbrıs'ı bir barış adası yapmaya yönelik adımlar atmamız gerekiyor. Atılması gereken adımları atacağız” diye konuştu.
Erdoğan, AB üyeliğinin aslında Kıbrıs meselesi değilken, Kıbrıs meselesi şekline getirilmeye çalışıldığını belirterek, “Olayın aslı 1963 Ankara Anlaşması'ndan kaynaklanan Gümrük Birliği'ne dayalı 15 artı 10 ülkenin durumunun ne olacağıdır” dedi.
"ANNAN PLANININDAN NİYE RAHATSIZ OLUYOR SUNUZ?"
Kıbrıs konusunda barış ve uzlaşma olması gerektiğini belirten Başbakan Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Şimdi bazı dedikodular yapılıyor, efendim Annan Planı ortada değil. Zaten Annan Planı'nın ruhunda şu var, 24 Nisan referandumunda her iki taraftan da evet çıkmayınca Annan Planı düşüyordu. Ama Annan Planı yeniden düzenlenir. Her iki tarafın da mutabık kaldığı şekilde yeniden düzenlenip yeniden önümüze gelebilir. Adı Annan Planı'dır diye niye rahatsız oluyorsunuz. Önemli olan içeriği değil mi? Bunun içeriğini yeniden karşılıklı olarak her iki tarafın da mutabık kaldığı şekilde düzenlenir. Ondan sonra da halka bu sunulur. Tarafların ön yargılardan kurtulması için hepimizin birlikte el ele vermesi, barışın sürmesi için çok faydalı olacağına inanıyorum.”
HAKSIZ ELEŞTİRİLERE TEPKİ
Başbakan konuşmasında, AB sürecine dönük haksız eleştirilerde bulunanlara da tepki gösterdi.
“Bu yeni dönemin başlangıcında, maalesef bizim bu heyecanımızı paylaşmak yerine, sokaktaki insanımızın rahatlıkla görebildiği bir başarıyı göremeyen ve gelinen bu noktayı gölgelemeye çalışan da var” diyen Başbakan Erdoğan, bu hatayı da yanlış bilgilendikleri için ya da siyaseten öyle davranmaları gerektiğine inandıkları için yaptıkları kanaatinde olduğunu söyledi.
TÜRKİYE'NİN 100. DOĞUM YILI HEDEFİ
Millet olarak AB hedefine kilitlenmek için, önlerinde "altın bir vesile” olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, bunu “Türkiye Cumhuriyetinin 100. doğum gününü her alanda, dünyaya örnek olacak pırıl pırıl bir ülke olarak birlikte kutlamak” olarak açıkladı.
Bugün bu hedefi çocukların önüne koymak için, en güzel, en uygun, en ideal zaman olduğunu vurgulayan Başbakan Erdoğan, “ben bu ülkeye, bu ülkenin insanlarına, bu insanların var oluş direncine, medeniyet aşkına, engin sağduyusuna, büyük dinamizmine sonuna kadar inanıyorum. Türkiye'nin geleceğin dünyasındaki yeri bugün bulunduğu noktadan çok farklı ve çok parlak olacaktır” dedi.