22/12/2004 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Yazarlar
22.12.2004
Emin ÇÖLAŞAN
Sarıkamış faciası
  
ecolasan@hurriyet.com.tr
 

SEVGİLİ okuyucularım, bugünkü yazımda güncel konuları bir tarafa bırakıp geçmişe, yakın tarihimize dönmek istiyorum.

Biz tarihini bilmeyen bir toplumuz.

Okullarda göstermelik tarih dersi okutulur, öğrencilere bir sürü gereksiz şey öğretilir, ezberletilir ve her şey orada biter. O yüzden geçmişimizden koptuk. Ortaya bir konu atılınca çoğunluk bir şey bilmiyor.

Nedir Sarıkamış faciası denilen olay? Kısaca anlatayım... Çünkü 22 Aralık 2004, bu olayın başlangıcının 90. yılı. Zaten 22 Aralık 1914 günü başlıyor ve 5 Ocak 1915’te noktalanıyor...

Ve iki hafta içerisinde, tam 90 bin Türk askerinin şehit düşmesiyle sonuçlanıyor.

Yıl 1914. Almanların safında Birinci Dünya Savaşı’na girmiş durumdayız. Pek çok cephede ve bu arada Doğu Anadolu cephesinde Rus ordusuyla savaşıyoruz. Bütün amacımız Rusların eline geçmiş olan Kars, Ardahan, Sarıkamış gibi yerleşim birimlerini kurtarmak.

Ama asıl amaç Rus ordusunu bu cephede mümkün olduğunca uğraştırarak, Rusların Alman cephesine daha az kuvvet göndermesini sağlamak. Yani Alman ordusunu rahatlatmak.

Daha sonra aynı şeyi, Almanların baskısı ve isteği ile yine yaptık. İki kez Süveyş Kanalı’na sefer düzenleyip hezimete uğradık. Türk askeri bu kez Süveyş Kanalı’nın sularında boğuldu.

1914 yılı aralık ayında Doğu Anadolu’da korkunç bir kış hüküm sürüyor. Türk ordusu dağ başlarında adına zeminlik denilen toprağa oyulmuş çukurlarda mevzilenmiş durumda.

Orduya ikmal yapılamıyor çünkü memlekette yol yok. Silah, giyecek, yiyecek ancak İstanbul’dan gemilerle gönderilecek, Trabzon’da karaya çıkarılıp Erzurum’a, oradan da cepheye kağnılarla, at, eşek ve develerin sırtında ulaştırılacak!

Ruslar denizde İstanbul-Trabzon hattını kesmiş, yola çıkan gemi batırılıyor.

***

Ordu perişan durumda. Doğu cephesinde asker yazlık giysiler ve çarıklarla. Bomba, silah, mermi, yiyecek ve giyecek gelmiyor. Durum her geçen gün kötüye gidiyor. Başkomutan Vekili Enver Paşa Ruslara yapılacak saldırı için Doğu ordusunun başına geliyor.

Komutanlar böyle bir kış mevsiminde bu saldırının başarıya ulaşmasının mümkün olmadığını ısrarla vurguluyor. Ancak Enver Paşa fikrini değiştirmiyor.

Ordular o korkunç kış günlerinde Sarıkamış’ı alıp Rusları kovalamak amacıyla Allahüekber Dağları’na sürülüyor. Asker bu yüksek dağları yürüyerek aşacak ve Sarıkamış’ı alacak! Kar iki metre, sürekli tipi var. Sıcaklık eksi 30’larda.

Karşımızda karnı tok, giysileri sağlam, silahları eksiksiz Rus ordusu var.

22 Aralık felaketin ilk günü. Aç, çıplak, ayakkabısız, yiyeceksiz asker dağlara sürülüyor. Tam iki hafta boyunca o dağlar, o korkunç kış mevsiminde yürüyerek aşılmaya çalışılıyor.

En sonunda bunu başaran yaklaşık 300 asker Sarıkamış’ın kenar semtlerine giriyor. O yorgun, bitkin kahramanlar da orada Ruslar tarafından esir alınıyor, ya da öldürülüyor.

Öte yanda Ruslar da cephenin öteki taraflarına hücum ediyor. Ordunun komutanı Enver Paşa son anda kaçmayı başarıyor. Esir düşmekten kıl payı kurtuluyor.

Sonuç: Allahüekber Dağları’nda tam 90 bin Türk askeri savaşmadan, sadece soğuktan donarak şehit düşüyor...

Ve Türk tarihinin en büyük felaketi 90 yıl önce bugün gerçekleşmeye başlıyordu.

Bir Enver Paşa macerasının acı sonu!

(Bu konuda yazılan, Sarıkamış faciasını anlatan çok ilginç, araştırmaya dayalı iki kitabın ismini size vereyim. İlgi duyarsanız okursunuz.)

Alptekin Müderrisoğlu: Sarıkamış Dramı. (Kastaş Yayınevi.)

Kaymakam (Yarbay) Şerif Bey’in Anıları. Sarıkamış. (ARBA Yayınevi.)

***

Bugün yörede şehitlerimiz için dikilmiş görkemli anıtlar yok. Dağ başlarında sadece birkaç toplu mezar var ki, üzerleri taş yığını.

Falih Rıfkı Atay
Sarıkamış felaketini yıllar sonra, İstiklal Harbi sürerken şöyle değerlendiriyordu:

‘O ölüp gidenler sağ olsaydı, Mustafa Kemal Paşa bugün Yunanlıları denize dökmüş olacaktı. Türklerin yaşamak ve ölmek için vatana lazım oldukları gün, bu gündü. Doğu Anadolu’yu aradık taradık, her yıkıntı arasında bir insan iskeleti çıkıyor. Kemik olan o yiğitler bugün namus ve özgürlük için dövüşeceklerdi. Şu savaşta birinin bile ölmesine zor razı olduğumuz ordularca Türk’e nasıl kıydınız?’

Hepsine Allah rahmet eylesin.


Emin ÇÖLAŞAN
Tüm yazıları
    Ertuğrul ÖZKÖK
  ‘Mamak kriterleri’ teorisi
 
    Ayşe ARMAN
  Seni olduğun gibi seviyorum, tırnaksız!
 
    Bekir COŞKUN
  Hırsız...
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Muazzam bir dönüşüm yaşıyoruz farkında mısınız?
 
    Doğan HIZLAN
  Edebiyatımıza bir ödül daha
 
    Ege CANSEN
  AB tarih vermedi
 
    Ercan KUMCU
  Para politikasının kurumsallaşması
 
    Fatih ALTAYLI
  Kıpkırmızı olduğu an
 
    Hadi ULUENGİN
  İnsaf ve zafer
 
    Tufan TÜRENÇ
  Hangisi doğru
 
    Yalçın BAYER
  Gene zehirleniyoruz
 
    Yalçın DOĞAN
  11 Eylül’ler korkusu
 
    Özdemir İNCE
  “Şu İsveç’in İşleri”nin devamı (1)
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Kıbrıs’ta dün dündü, bugün bugündür...
 
    Latif DEMİRCİ
  Latif Demirci
 
    Şükrü KIZILOT
  Hangi şarap daha kötü
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com