19/12/2004 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Pazar
20.12.2004
Osman MÜFTÜOĞLU
Mide ağrısı mı kalp krizi mi?
  
 

En sık hastalanan organınız hangisidir? Eğer böyle bir araştırma yapılsaydı mideniz mutlaka ilk üçe girerdi!

Gaz, şişkinlik, yanma, hazımsızlık veya yemek borusuna asitli mide muhtevasının kaçak yapması ile oluşan göğüs ağrısıyla şu veya bu şekilde siz de tanışmış, kalp krizi endişesiyle korkmuş olmalısınız! Şimdi ‘reflü’zamanı! Artan stres yükünüz, fast food ve sentetik besinler, acele ve hızlı yemek yeme alışkanlığındaki yaygınlaşma reflü salgınının başlıca nedenleri. Bir zamanların en önemli mide hastalığı olan ‘ülser’ sorununa yeni nesil ilaçlarla ciddi çözümler bulan modern tıp bu yeni nesil mide sorunu ‘reflü’ye kalıcı çözümler aramakla meşgul. Özellikle göğüste ağrı, yanma, basınç hissi ve dolgunluk ile birlikte olduğunda en yetenekli-bilgili- hastaya bile (!) kalp hastalığı korkusu yaşatan reflü sorunu son on yılın en çok konuşulan sağlık sorunlarından biridir. Kısacası reflü hastalığı en az depresyon, osteoporoz, panik-atak sorunu kadar popüler ve gündemde!

Yemek borunuzun mide ile birleşme noktasında yer alan alt özafagal kapak, asitli mide muhtevasının yemek borusuna geri kaçışını engelleyen özel bir yapıdır. Bu son derece karmaşık ama tıkır tıkır işleyen bir süreçtir. Kapağı oluşturan dairesel kaslar yutkunma haricinde açılmaz. Sadece gıdalar ile birlikte yutkunduğunuzda besinlerin mideye geçmesi için açılır. Bu kapaksı yapının yapısal yada fonksiyonel hasarlarla bozulması reflüye giden yolun ilk virajıdır. Kapak sistemi genişler veya zayıflarsa asidli mide muhtevası geriye yemek borusuna doğru kaçar. Yapısal hasarın hafif olduğu başlangıç döneminde sadece yatar pozisyonda veya eğilerek ayakkabı bağlarken oluşan kaçaklar bir süre sonra siz otururken ve ayakta dururken de sürecektir.

Mide ekşimesi veya yanması sorununuza özellikle gece uzanınca oluşan göğüs ağrıları, yutma güçlüğü, ses kısıklığı, inatçı bir öksürük, hırıltılı solunum, nefes darlığı ve anlamsız bir spastik bronşit veya astım tanısı eşlik ediyorsa özefegial reflü sorununu anımsayın! Bu sorunları yağlı besinler, domates, portakal veya greyfurt suyu içmek, alkol kullanımı, kırmızı biber, soğan ve diğer baharatlı yiyeceklerin tüketimi ile belirginleşmesi halinde kuşkunuzu iyice arttırın! Fazla miktarda ve hızla yenen öğünlerin, gece yatmadan hemen önce tüketilen besinlerin, gazlı içeceklerin oluşan üzüntü, heyecan veya streslerin sorunlarınızı tetiklemesi halinde teşhisinizin doğruluğundan pek kuşku duymayın, ama kesin teşhisi doktorunuza bırakmayı da unutmayın...

Özafagus ve reflü sorununun kilo fazlalığı, şişmanlık, mide fıtığı ve hamilelik gibi durumlarda daha kolay oluşacağı, astım, şeker hastalığı, mide ülseri ve bazı bağ dokusu hastalıklarınında daha sık görüleceği aklınızda olsun. Özellikle fazla miktarda besini, iyice çiğnemeden, hızla midesine indirinlerin, düzensiz, dengesiz beslenenlerin, fast-food besin tüketimi fazla olanların, kolalı, kafeinli içecekleri, gazlı meşrubatları çok fazla sevenlerin bu sorundan kurtulma olasılıklarının düşük olduğunu bir kenara not edin.

Eğer sık sık tekrarlayan mide ekşimesi, yanması, yemek borusuna gıda kaçması sorununuz varsa... Bu sorununuz sıradan antiasitler ve gaz gidericilerle düzelmiyor, geceleri sizi uykunuzdan uyandırıyorsa... Bu sorunlarınız yutma güçlüğü, kilo kaybı, ağıza kan gelmesi ve/veya siyaha yakın bir dışkılama ile birlikte ise hemen doktorunuzla bir görüşme ayarlamalısınız. Doktorunuz sizi dinleyecek, muayene edecek, belki tanıyı kesinleştirici testler isteyecektir. Endoskopi cihazları ile yapılan yemek borusu, mide ve oniki parmak bağırsağı incelemesi (özafagogastroduodenoskopi) güvenilir, kolay ve ucuz bir testtir. Bu teste doktorunuz kamera ile donatılmış ince bir tüpü boğazınızdan yemek borunuza, mide ve on iki parmak bağırsağınıza sokar. Bütün bu organları görerek kararını verir, gerekirse patolojik incelemeler için biyopsi örnekleri alır.

Özafagal reflü sorunu önemli ve tedavisi zorunlu bir sağlık problemidir. Doğru ve yeterli tedavi edilmediğinde yemek borusunun alt ucunda daralmaya, ülserlere, seyrek olarak da kansere yol açabilecek bazı dokusal değişimlere neden olabilir.

Tedavide antiasit ilaçlardan, asit salgılanmasını önleyen proton pompası baskılayıcılarından, mide hareketlerini artırıp boşalmayı kolaylaştıran yeni moleküllerden veya geriye kaçışa engel oluşturan ürünlerden yararlanabilirsiniz. Size en uygun tedaviyi doktorunuz planlayacaktır. Cerrahi yöntemlerden sınırlı olarak yararlanılmaktadır. Cerrahi yöntemlerin yerini daha kolay uygulanan yeni ve girişimsel yanı az yöntemler almıştır. ‘Endolumünal Gastroplication’ yöntemi son zamanlarda en sık kullanılan yöntemlerdendir.

aklınızda olsun

Reflüden nasıl korunacaksınız?


3 Kilonuza dikkat edin! Fazla kilolarınızı hemen verin!

3 Az miktarlarda ve sık sık yiyin!

3 Yemekten sonra hemen yatmayın. Akşam yemeklerinizi erken saatlerde tamamlayın ve azaltın.

3 Alkol kullanmayın, sigarayı bırakın!

3 Aşırı ve uzun süre öne eğilmekten kaçının.

3 Midenizi ekşiten ürünlerden uzak durun: Alkol, çikolata, yağlı besinler, soğan, sarmısak, baharatlar, meyve suları, kafein

3 Başınızı yüksekte tutacak şekilde yatın.

3Gazlı içeceklerden kaçının.

bir bilgi

NAR


İLAÇ GİBİ BİR MEYVE

Nar sahip olduğu bol çekirdekleri ve kan kırmızısı rengi ile mitolojide doğumun, sonsuz bir hayatın sembolü gibidir. Son bahar ve kış nar mevsimleridir! Narı kalbi koruyan süper bir besin gibi kabul edebilirsiniz. Bu yüzden sağlığa yararlı etkilerinden faydalanın.

Günde bir bardak nar suyu tüketerek kardiyovasküler hastalık riskinizi bir hayli azaltabilirsiniz. Nar suyu en yüksek antioksidan kapasiteye sahip meyve sularından biridir. Kandaki yaşlandırıcı ve zararlı kimyasallar olan serbest radikallerin zararlarından vücudunuzu koruyan antioksidanların nar suyunda doğal olarak çok yüksek oranda bulunduğunu bilmelisiniz. Serbest radikaller kolesterolü oksidasyon yöntemi ile daha zararlı hale getirmekte, damar sertliğini hızlandırmaktadır. Oluşan oksidlenmiş LDL kolesterol arterleri daha hızlı sertleştirmektedir. Yapılan incelemeler nar suyunun kolesterolün oksidasyonunu yarı yarıya yavaşlattığını ve damar duvarlarında LDL tutulumunu azaltabileceğini gösteriyor. Yağlı birikime neden olarak arterleri daraltan ve koroner kalp hastalıklarına yol açan kötü kolesterolün aterosiklerotik lezyonların oluşumunu geciktiriyor, yavaşlatıyor. Her gün içeceğiniz bir bardak nar suyunun kan damarlarında oluşan sertleşmeyi azalttığını ve kalp sağlığınızı geliştirdiğini unutmayın. Yeni bazı çalışmalar nar suyunun yeşil çay veya kırmızı şaraba göre 3 kat daha fazla antioksidan kapasitesine sahip olduğunu göstermektedir.

unutmayın

OKSİDATİF STRES KALP HASTALIKLARINI HIZLANDIRIYOR


Serbest radikaller normal hücre işlevsel sürecinin doğal ama zararlı atıklarıdır. Vücutta çok ciddi hücresel hasarlara neden olmaktadır. Doğal olarak üretilen antioksidanlarla serbest radikalleri zararlı ve yaşlandırıcı etkilerini bir ölçüde kontrol altında tutabilmektedir. Oksidanlar (serbest-zararlı-radikaller) ve antioksidanlar arasında çok iyi bir denge vardır. Hastalıkların bir kısmı serbest radikallerin miktarını arttırarak dengeyi bozmaktadır. Kolesterol serbest radikaller ile okside olduğunda, arterlerin kalınlaşmasını tetikleyen bir yapı kazanmakta, damar sertliği süreci hız kazanmaktadır. A,C, E vitaminleri ve demir ile yüklü proantosiyanidin ve polifenol zengini güçlü bir doğal antioksidan deposu olan nar çok eski zamanlardan beri sağlığa yararlı olduğu düşünülen ve bizim ülkemizde de bol bol tüketilen bir meyvedir.

NASIL YAŞIYORLAR?

KEREM GÖRSEV (Müzisyen)

Yaşım 43. Boyum 1.87 m ve kilom 83.5. Sabahları mutlaka müsli, crunch veya corn fleks yiyorum. Öteki öğünlerde mutlaka kepek ekmeği tüketiyorum. Öğlenleri kesinlikle ya et ya da tavuk yerim. Ama yanında mutlaka karışık kocaman bir salata da her zaman olur. Öğünlerimde protein ve karbonhidratı yan yana koymam. Kuşluk vakti mutlaka meyvemi yerim. Akşamları da daha çok karbonhidratlı yiyecekleri tercih ediyorum. Makarnayı severim. Haftanın dört günü spor salonuna giderek spor yapıyorum. Antioksidan ve Mega Men’in vitamin komplekslerini alıyorum. Her gün 1000’lik C vitamini içiyorum. Tuzu ve şekeri az tüketiyorum. Sigarayı 1994 yılında bıraktım. Ailemde ırsi bir hastalık yok. Sadece konser öncesinde bir kadeh viski içiyorum. Bunun dışında alkol kullanmam. Sabah 7.30’da uyanıp akşam engeç 22.00’de yatarım. Bir de öğlenleri 1 saatlik güzellik uykusu var!

PROF. MÜFTÜOĞLU’NUN YORUMU

Sevgili Kerem Görsev’in beslenme alışkanlıkları genelde sağlığa yararlı bir planlama içeriyor. Öğlen protein, akşam karbonhidrat ağırlıklı beslenmesi mükemmel bir seçim. Ara öğünlerde ve atıştırmalarda meyve tercih etmesi sağlıklı bir yaklaşım. Protein ve karbonhidratın bir arada yememenin bilimsel hiçbir olmadığını fırsat bulmuşken bir daha hatırlatalım. Yapılan araştırmalar Ayırma Diyeti ve Montigniac Diyeti gibi diyetlerde kullanılan bu yaklaşımların kilo verme bakımından herhangi bir avantaj sağlamadığını ortaya koymuştur. Her öğünde proteinlerden de, karbonhidrat ve yağlardan da dengeli bir şekilde yararlanmak sağlıklı beslenmenin vazgeçilmez kurallarındandır. Antioksidan kullanımını yerinde bir karar gibi görüyorum ama antioksidan ihtiyacını sebze ve meyvelerden de karşılamasının iyi olacağını belirtmek isterim. Bugün müthiş bir antioksidana yer verdik: Nar. Doğada nar ve benzeri (üzüm, erik, domates, böğürtlen...) yüzlerce antioksidan var. Çarşı pazar tıka basa antioksidan yüklü bu meyve ve sebzelerle dolu. Prensip olarak ‘Mega, Süper, High, Maksi’ vb. tahrik edici tanımlarla başlayan ve çok sayıda vitamini, minerali, besin desteğini ya da bitkiseli birlikte sunan ürünleri biz asla önermiyoruz. Bu ürünlerin erkeğe veya kadına özel diye pazarlananlarının tüketiciyi yönlendirmekten daha fazla yarar taşımadığını düşünüyoruz. Erkeğin de kadının da ‘normali’ daha sağlıklı olmalı! Sevgili Kerem Görsev’in yaşam biçimi alışkanlıkları ve aile mirası da oldukça iyi. Sağlıklı bir güzel yaşamı olmasını diliyorum.


Osman MÜFTÜOĞLU
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Hakkını vermek...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Bu yıl evimize ışıklandırdık
 
    Ali Atıf BİR
  Efe’nin savunması
 
    Bekir COŞKUN
  Haftada bir gün olsun...
 
    Doğan HIZLAN
  İstanbul Modern’de birkaç saat
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Görmemişin oğlu olmuş!..
 
    Enis BERBEROĞLU
  İşin doğrusu da hiç fena değil
 
    Ercan KUMCU
  Ekonominin girdi çıktısı
 
    Erkan ÇELEBİ
  Meyvenin kaymağını yoğurtçular yiyor
 
    Ferai TINÇ
  Tarihin zirvesinden kesitler
 
    Murat BARDAKÇI
  Semra Hanım, efsane kaynana Kuduruk Makbule’ye bile rahmet okuttu
 
    Pakize SUDA
  Ateş düşüren makam
 
    Sedat ERGİN
  AB kararında düşündürücü unsurlar
 
    Yalçın BAYER
  AB önce ölümü gösterdi, sonra sıtmaya razı etti
 
    Yalçın DOĞAN
  11.52: It's off !.. 12.04: Aus !..
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Dev pazarlığın perde arkası
 
    Vahap MUNYAR
  AB, Türkiye'yi tam üyeliğe erken çağıracak
 
    Erman TOROĞLU
  İsteyince oluyor
 
    Ercan SAATÇİ
  Saracoğlu kriterleri
 
    Can BARTU
  Kazanmayı bildi
 
    Şükrü KIZILOT
  Boşanan kaynanaya yetim aylığı
 
    Meriç ENERCAN
  Böyle olacağı belliydi
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com