19/12/2004 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Yazarlar
19.12.2004
Ferai TINÇ
Tarihin zirvesinden kesitler
  
ftinc@hurriyet.com.tr
 

1204 yılı başlarında Venedikli kör Dandolo, Haçlı ordularını Costantinopolis’e yönlendirirken, Haçlı seferlerinin sadece Hıristiyanlarla Müslümanlar arasındaki çatışmayı temsil etmediği ortaya çıkmıştı.

Aya Sofya’ya giren Haçlı orduları tüm kutsal olan her şeyi yakıp yıktılar. Hazreti İsa figürlerinin ayaklar altında parçalanması, Haçlı ruhunun sadece bir din çatışmasını değil Batı ile Doğu arasındaki uzlaşmazlığı da temsil ettiğini gösteriyordu.

Bu uzlaşmazlık, 17 Aralık 2004 Cuma günü, yani İstanbul’un Latinler tarafından işgalinden tam sekiz yüz yıl sonra Brüksel’de varılan ‘birleşme’ anlaşmasıyla geri sayıma başladı.

Bazı tarihçilere göre bu tarih, yeni bir çağın ‘uzlaşma çağının’ başlangıcıdır...

Asırların birkaç satıra sıkıştırıldığı, tarihi satır başlarında Avrupa Birliği’nin Türkiye ile üyelik müzakerelerine başlaması ileride de bu cümlelerle yer alacak belki de.

Ama biz Cuma gününü, o kadar uzun, o kadar ayrıntılara gömülmüş yaşadık ki, tarihin zirvelerinde dolaştığımızı fark etmemiz zordu.

Cuma akşam üzeri Kıbrıs krizinin aşıldığına dair ilk haberler, gazetecilik diliyle önce ‘söylenti’ formunda, ardından ‘duyum’ halinde, daha sonra resmen doğrulatılamayan haberler olarak dolaşmaya başladığında yabancı gazeteciler biz Türklerin etrafını sarmıştı bile. Yine aynı kaderi yaşadığımızdan bu zirvede de Türk tarafından hiçbir yetkili Konsey’deki basın merkezine uğramadığı için, Türk heyetinin kaldığı Conrad Otel ile zirvenin yapıldığı yer arasında mekik dokuyan biz Türk gazeteciler, yabancı meslektaşlarımızın kaynağı halindeydik.

* * *

TÜRKİYE ve Avrupa arasındaki 41 yıllık sürecin müzakerelere başlama kararı ile yeni bir döneme girdiği haberi kesinleştiğinde, yanımda Abu Dabi Televizyonu’nun Paris temsilcisi vardı. Nortine Bouziane. Beni hararetle tebrik ederken, ‘Türkiye için büyük gün ama tüm İslam dünyası için de büyük gün. Çünkü Türkiye İslam dünyasının imajını düzeltecek’ diyordu.

Türkiye’nin Avrupa ile yakınlaşmasının Arap dünyasında büyük etkisi olacağını düşünüyordu. ‘Bizim din ve demokrasi sorunlarımız var. Bunu kabil etmeliyiz. Türkiye’nin Avrupa ile bütünleşmesi Müslümanların başkalarıyla bir arada yaşayabileceklerinin en güzel örneği olacak. Araplar, ‘Müslüman olan Türkler demokrasi ile uyum sağlıyorlarsa, neden biz sağlamayalım’ diye düşünecekler.’ Arap meslektaşım, Türkiye’nin verdiği savaşın, mücadelenin Arap dünyasında gerekli olan zihniyet devrimi için de bir örnek olacağına inanıyordu.

Bu arada, Kıbrıs Rum liderinin koparttığı gürültüden yılan Konsey çevrelerine en son gösteri bir Rum gazeteci tarafından yapıldı. Zirvenin kapanışında Başkanlığın yaptığı basın toplantısında, bir Türk gazetecinin Kıbrıs ile sorduğu soruda ‘Güney Kıbrıs’tan söz etmesinden rahatsız olan Rum gazeteci, yüksek sesle müdahale edip ‘Türkiye’den işgalci’ diye söz edince salondan büyük bir itiraz dalgası yükseldi.

* * *

ÜSLUP Avrupa ilişkilerinde çok önemli. Biz, liderlerimizin masaya yumruk vurmasından çok hoşlanırız. Arkasına geçtiğimiz kişinin karşıdakini tehdit üslubuyla alt etmesini isteriz. Nitekim Kıbrıs pazarlıkları sırasında, Başbakan’ın liderlere benzer bir üslupla konuşmuş olduğu haberleri bir çoğumuzun içine su serpti. Ama AB dönem başkanlığını Hollanda’dan devralan Lüksemburg’un Dışişleri Bakanı Jean Asselborn, gazetecilere şunları söylüyordu: ‘Cuma günü zirvenin resmi kapanışından sonra aday ülkeler ve Türkiye ile yapılan toplantıda Erdoğan, Kıbrıs konusunu oldukça agresif bir biçimde yeniden gündeme getirdi. Ağzımız açık kaldı. Demek ki, Türk politikacıların daha öğrenecekleri çok şey olduğunu söyleyen Avrupa Konseyi’ndeki meslektaşlarımızın hakkı varmış. Burada, Avrupa’da bizler halı satıcısı değiliz.’


Ferai TINÇ
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Hakkını vermek...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Bu yıl evimize ışıklandırdık
 
    Ali Atıf BİR
  Efe’nin savunması
 
    Bekir COŞKUN
  Haftada bir gün olsun...
 
    Doğan HIZLAN
  İstanbul Modern’de birkaç saat
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Görmemişin oğlu olmuş!..
 
    Enis BERBEROĞLU
  İşin doğrusu da hiç fena değil
 
    Ercan KUMCU
  Ekonominin girdi çıktısı
 
    Erkan ÇELEBİ
  Meyvenin kaymağını yoğurtçular yiyor
 
    Murat BARDAKÇI
  Semra Hanım, efsane kaynana Kuduruk Makbule’ye bile rahmet okuttu
 
    Pakize SUDA
  Ateş düşüren makam
 
    Sedat ERGİN
  AB kararında düşündürücü unsurlar
 
    Yalçın BAYER
  AB önce ölümü gösterdi, sonra sıtmaya razı etti
 
    Yalçın DOĞAN
  11.52: It's off !.. 12.04: Aus !..
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Dev pazarlığın perde arkası
 
    Vahap MUNYAR
  AB, Türkiye'yi tam üyeliğe erken çağıracak
 
    Erman TOROĞLU
  İsteyince oluyor
 
    Ercan SAATÇİ
  Saracoğlu kriterleri
 
    Can BARTU
  Kazanmayı bildi
 
    Şükrü KIZILOT
  Boşanan kaynanaya yetim aylığı
 
    Meriç ENERCAN
  Böyle olacağı belliydi
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com