Yaşar Kemal, “Daha fazla demokrasi. Düşmanlarımızı yenilgiye uğratacağız” başlıklı yorum yazısında, Avrupa Birliği'nin Türkiye ile müzakereleri başlatma kararı konusunda, “40 yıldır beklenen bir gündü. Sevinç doluyum. Türkiye, herkes için önemli bir ülke” dedi.
Yaşar Kemal, Türkiye'nin “İslam dünyasında yegane laik ülke” olduğunu da hatırlattığı yazısında, “Benim yurttaşlarım öteden beri barış yanlısıdırlar. Barışı garanti altına almak için doğmuş olan AB'ye anlamlı bir katkı sağlayabiliriz” ifadelere yer verdi.
Türk vatandaşları arasında Avrupa Birliği'ni isteme oranının yüzde 90'a yükseldiğini belirten Yaşar Kemal, şunları kaydetti: “Halkımı iyi tanıyorum, bunun benim halkım için ne anlama geldiğini de biliyorum. Ama Türkiye'den istenilen şeylerden söz edilirken, Avrupa'nın bunları adeta bir ödün gibi algılanmasından yana olunmasını anlayamıyorum. Türkiye Kürt vatandaşlarının tüm haklarını tanıdığı zaman, ödün mü vermeyi kabullenmiş mi oluyor? Türkiye, 20 milyon kişiye kendi dilleriyle konuşabilme hakkını tanıdığında ne kaybeder? Aynı topraklarda kuvvetli biçimde kök salmış iki kültüre sahip olmak, başka kültürlere açılmayı da kolaylaştırır. Bu eşsiz bir fırsattır. Avrupa demokrasileri daha ne isteyebilir? Kıbrıs mı? Bu ciddi sorunun, her iki toplumun da kabul edebileceği bir çözüme ihtiyacı var.”
Yaşar Kemal, AB sürecinin Türkiye'nin demokratik reformları hızlandırması açısından da önem taşıdığına işaret etmesinin ardındansa konuya ilişkin yaklaşımını, şöyle özetledi: “Biz, ötekilere kıyasla zor bir ülke değiliz. Sadece demokratik reformları hızlandırmaya ihtiyacımız var. Türkiye'de buna direniş gösteren bir grup insan var. AB'yi bir Hıristiyan grubu gibi algılıyorlar. Avrupa'nın içinde de benzer gruplar mevcut. İdeal olan bunların belirleyici olmalarına müsaade edilmemesidir. Türkiye'de demokrasinin gelişmesi, çok geçmeden bunların düşmanlıklarını ortadan kaldıracaktır. Türkiye'nin geleceğinin kaçınılmaz biçimde Batı'ya bağlı olduğunu düşünen Mustafa Kemal Atatürk'ün planı gerçekleşecektir.”
Avrupa Birliği'ni barış, istikrar ve demokrasiyi sağlama bakımından “en anlamlı dümen” olarak niteleyen Yaşar Kemal, “Ama Avrupa'nın kültürel yaklaşımında bir yetersizlik gördüğümü de belirtmeliyim. Kuş, tek kanatla uçamaz. Teknoloji, ekonomi ve icatların, kültürel zenginlik olmadan uçması olanaksızdır” dedi.