|
Ezgi BAŞARAN
Viktoria Tolstoy, albümleri çok satan cazcı Diana Krall gibi sarışın, onun gibi güzel ve onun gibi caz söylüyor. Üstüne üstlük bir de Rus ve soyadından anlaşılacağı gibi ünlü yazar Lev Tolstoy’un torununun torunu.
Viktoria Tolstoy, 19 yaşında keşfedildi ve 1994’te ‘Smile, Love and Spice’ albümünü çıkardı. İkinci albümü ‘För Alskad’ İsveç müzik listelerinde üst sıralara yerleşti. Onu uluslararası arenada tanınmasını sağlayan albümü
‘White Russian’ (Beyaz Rus) izledi (1997). İsveçli cazcıların yanısıra McCoy Tyner, Ray Brown ve Toots Thielemans’la da aynı sahneyi paylaştı. Yeni albümü ‘Shining On You’nun tanıtımı için Türkiye’ye gelen Viktoria Tolstoy, dün Ankara’da bir konser verdi, yarın 20.00’de ise İstanbul İş Sanat Kültür Merkezi’nde sahneye çıkacak. Viktoria Tolstoy ile müziği ve büyük büyük babasını konuştuk.
Müzik eğitiminiz yok. Şarkı söyleyebildiğinizi nasıl fark ettiniz ve kendinizi geliştirdiniz?
-Babam bir caz müzisyeniydi ve evde hep piyano çalıyordu. 3-4 yaşındaydım, o piyano çalar, ben de söylerdim. Şarkı söylemeyi o kadar çok seviyordum ki hayatımın hiçbir döneminde müzik dışında başka bir iş yapmayı düşünmedim. Evde sürekli şarkı söyler dururdum.
Profesyonel anlamda keşfedilmeniz nasıl oldu?
-18 yaşındaydım ve bir caz kulübünde şarkı söylüyordum. Bir plak şirketinden bir adam beni orada dinlemiş ve çok beğenmiş. Bana bir caz albümü teklifi yaptı. Çok şanslı bir geceydi benim için. Her şey öyle başladı.
Albümlerinizdeki parçaları kim yazıyor?
-Jazz Standards’la çalışıyorum, bir çok parçayı onlar yazıyor. İlk albümümde 4 parçayı da babam yaptı. İkinci albüm daha çok bir pop albümüydü. İsveçli ünlü popçulardan şarkı aldım. Üçüncü albüm ‘White Russian’da şarkıların bir bölümünü ben yazdım. Son albüm ‘Shining On You’da yine Jazz Standards ile çalıştım.
‘White Russian’ (Beyaz Rus) albümüyle ünlendiniz diyebiliriz. Albüm niye o kadar tutmuştu? Rus köklerinize göndermeler mi vardı?
-Hayır, hayır. Tam niye başarılı olduğunu bilmiyorum ama gerçekten çok iyi bir albüm. İsveç’in en iyi cazcılarıyla çalışmıştım.
Dünyanın önemli caz festivallerinde sahne aldınız mı?
-Evet birçok festivalde konser verdim. Ne kadar önemli festivaller bilmiyorum ama Almanya ve İsveç’teki birçok festivale katıldım. Önümüzdeki günlerde Montreux Festivali’ne katılmayı umuyorum.
Dünya tarihinin en büyük yazarlarından birinin torunu olmak nasıl bir duygu?
-Çok güzel bir şey çünkü insanlar beni ve ismimi unutmuyor. Bu ismi taşımak büyük bir onur ama bazen insanlar Tolstoy ismine o kadar odaklanıyor ki benim şarkıcı olmam küçük bir detay oluyor.
İsveç’te doğdunuz ve yaşıyorsunuz. Aileniz Rusya’dan İsveç’e nasıl göç etmiş?
-Bunun ilginç bir hikayesi var. Lev Tolstoy’un oğullarından biri çok hastalanmış. İsveçli ünlü bir doktor olan Westbloom’a tedaviye gitmiş. O sırada onun kızına aşık olmuş ve İsveç’e taşınmış. Evlenmişler ve Tolstoy ailesi burada kök salmış.
Siz hiç Rusya’ya gittiniz mi?
-Evet iki kere Moskova’ya, bir kere de Lev Tolstoy’un doğduğu ve öldüğü Yasnaya Polyana malikanesine gittim. Orada onun şu anda müze olan evini gezdim.
Rusça biliyor musunuz?
-Hayır tek kelime konuşamam ama bizim ailede de konuşan yoktur. Bir tek annemin babası biraz konuşuyordu ama annem hiç bilmez. Ben kendimi Rus gibi hissetmiyorum. İsveç’te doğdum. Burası benim ülkem.
Tolstoy’un soyundan olan aslında anneniz. Siz nasıl bu soyadını alabildiniz?
-Annem ve babam boşanmıştı. Ben de o sırada ilk albümümü çıkarıyordum ve ‘Aman Allahım, bu ne güzel bir isim’ diye düşündüm ve Tolstoy’u kullanmaya başladım. Aslında annem ve babam tam zamanında boşandı diyebiliriz (Gülüyor), çünkü bu isim bana çok yol açtı.
Büyük büyük babanızın yazma yeteneğinden nasibinizi almış mısınız?
-Pek sayılmaz. Yetenekli olduğum alan şarkı söylemek.
Ama yaptıklarınız sadece müzikle sınırlı değil. Bir filmde de oynamışsınız.
-Evet ama kısacık bir roldü. Gerçi çok eğlenceli bir deneyimdi. Başka fırsatlar olmasını ve film yapmayı çok isterim.
Son soru: Tolstoy okuyor musunuz?
-Hayır, henüz hiç okumadım.
Gerçekten mi? Anna Karenina’yı bile okumadınız mı?!
-Kitapları aldım, hepsi elimde var ama okuyamadım. Okuyacağım. (Gülüyor) |