Fransız Maliye Bakanlığı'nın “Economie et Prevision” adlı dergisinde, Frederic Bobay imzasıyla çıkan makalede, nüfus tahminlerine göre 2050'de Almanya'nın 79.1 milyon ve Fransa'nın 66.5 milyonluk nüfuslarına karşın Türkiye'nin 97.8 milyon nüfusa sahip olacağı öne sürülerek, bu durumun, gelecekteki Avrupa Anayasası'nda öngörülen Bakanlar Konseyi'ndeki oylama sisteminde Ankara'ya üstün bir siyasi güç tanıyacağı ifade edildi.
Bobay'ın hesaplarına göre, Fransa kararların yüzde 55.7'sini, Türkiye ise kararların yüzde 75.6'sını engelleyebilecek.
Anayasa tarafından öngörülen oylama kurallarıyla Türkiye'nin AB üyeliğine kabulünün “pek mantıklı” olmadığını iddia eden yazar, ikisi arasında bir düzenlemenin şart olduğunu savundu.
FARKLI UYGULAMA
Bu arada, Reuters ajansı tarafından yayınlanan analiz-haberde, Türkiye'ye diğer ülkelerden farklı bir uygulama getirildiği değerlendirmesi yapıldı.
Londra'daki Avrupa Reform Merkezi adlı düşünce kuruluşundan Katinka Barysch, “Türkiye'ye daha katı davrandığımız doğru” dedi.
“Son genişlemenin halen sindirilmediğini” ifade eden Barysch, AB'nin geçmişte hata yapmasının, gelecekte de yapacağı anlamına gelmediği yorumunu yaptı.
“Türkiye'nin yutulması güç bir lokma olduğu” ifadesini kullanan Reuters, Türkiye'nin nüfusunun 10 yeni üyenin nüfusuna eşit olduğunu belirtti.
Slovakya veya Estonya gibi yeni ülkelerin 4 yıl, Polonya'nın 6 yıl süren müzakerelerden sonra üyeliğe kabul edildiği, Bulgaristan ve Romanya'nın 7 yıl süren görüşmelerden sonra 2007'de üye olacağı belirtilirken, bazılarının Türkiye'de daha yapacak çok şey bulunduğunu savundukları ifade edildi.