|
Zeynel LÜLE / BRÜKSEL
17 Aralık zirvesinde müzakere koşullarına ilişkin Türkiye ile AB arasında bir anlaşmazlık çıkmazsa tam üyelik görüşmeleri 2005'te başlayacak.
En çetin müzakereler, sermayenin serbest dolaşımı, rekabet politikası, sosyal politikalar, ulaştırma ve tarım alanında olacak.
AB ülkelerinin tamamı, 17 Aralık’ta Türkiye ile müzakerelerin başlaması konusunda ‘hemfikir’. Müzakere koşulları konusunda Türkiye ile herhangi bir ‘görüş ayrılığı’ yaşanmazsa, 2005 yılı içinde müzakereler başlayacak. İşte en zorlu alanlar:
1- Sermayenin serbest dolaşımı: Sermaye hareketleri ve ödemeler sistemi konusunda TC Merkez Bankası gerçek zamanlı ödemeler için bir talimat kitapçığı çıkardı. Yasal çerçeve konusunda ilerleme sağlanamadı.
Ne yapılmalı: Sivil havacılık, denizcilik, radyo ve televizyon yayıncılığı, iletişim, madencilik ve enerji sektörlerinde yabancı sahipliğinin önündeki kısıtlayıcı engeller kaldırılmalı. Müktesebatta ödemeler sistemiyle ilgili düzenlemelerin Türk hukukuna yerleştirilmesi gerekiyor.
2- Rekabet politikası: Anti tekel konusundaki yasalarda kısıtlı gelişme kaydedildi. Rekabet Kurulu’nun şirket birleşmeleri ve rekabeti ortadan kaldırıcı koşulara ilişkin denetimi artan tecrübeye bağlı olarak etkinleşti.
Ne yapılmalı: Devlet desteği konusunda gerekli yasal düzenleme yapılarak, izleme teşkilatı oluşturulmalı. Özellikle çelik sektörünün yeniden yapılandırılması konusunda, Avrupa Kömür ve Çelik Teşkilatı ile 1996 yılında yapılan Ticaret Anlaşması şartları uyarınca bir plan ortaya koymalı.
3- Sosyal politika ve istihdam: Yeni İş Yasası’yla çalışma saatleri, fazla mesai ve vardiyalı çalışma esasları belirlendi. İşyeri güvenliği ve sağlığı, kısa süreli çalışma, genç işçilerin korunması ve kadın-erkek eşitliği esaslara bağlandı.
Ne yapılmalı: Sosyal diyalog alanında Türkiye’nin hızla tam sendikal hakları hayata geçirmesi gerekiyor.
4- Ulaştırma: Karayolu ulaştırması konusunda yasa ve yönetmelik çıkarılarak lisanslama, sektörde faaliyet gösteren işletmecilerin yükümlülükleri ve araçlarda aranılan teknik özellikler bir çerçeveye kavuşturuldu. Devlet havayolu tekelinin kaldırılmasına dönük gayretlerde ilk adım atıldı.
Ne yapılmalı: Karayolları için yeni bir altyapı destek şebekesi planı hazırlanmalı. Türkiye’deki trafik kazalarının AB ortalamasının altı katı olduğu göz önüne alınarak düzenlemelerin tam uygulanması bir öncelik haline getirilmeli. Demiryollarının altyapısı hızla modernleştirilmeli. THY’nin tekel konumuna göre hazırlanmış idari düzenlemelerde değişikliğe gidilmeli.
5- Tarım: Dünya Bankası desteğinde 2001-2004 yılları arasında Tarımsal Reform Uygulama Projesi yürürlüğe girdi. Sistem ürün desteklemeye odaklanmış ve toplamda büyük çiftçilerin lehine çalışan destekleme sistemini daha adaletli hale getirmeye dönük fayda sağladı.
Ne yapılmalı: Kırsal alan gelişimine dönük altyapı projeleri uygulamaya girmeli. Sebze ve meyve ihracatında birlik standartlarına uygun uygulanan pazarlama sistemine iç pazarda da geçilmeli.
Türkiye’ye karşı değilim
FRANSA Milli Eğitim Bakanı François Fillon, partisinin ve hükümetin Türkiye politikasına isyan etti. Fillon, ‘Türkiye’nin AB üyeliğine her zaman olumlu baktım. ABD’ye karşı dengeli bir siyasi ortam oluşturmak için geniş bir Avrupa’ya ihtiyaç var’ dedi. France-Info radyosuna bir demeç veren Fillon ‘büyük Türk halkının’ gururunu rencide edici bir politika izlemenin yanlışlığını vurgulayarak, ‘Aksi takdirde çözümü mümkün olmayan sorunlarla karşılaşırız’ dedi. Türkiye ile müzakerelerin başlamasına karşı kampanya yürüten UMP partisinin siyasi danışmanlığını da yapan Fillon’un bu çıkışı, Türkiye’nin ‘AB üyeliğine’ yönelik halkı ikna edici bir tavır içinde olan Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’ın da elini rahatlatıyor. |