|
Yazan: Eve ENSLER, Derleyen: Azize BERGİN
Kadınların uykularını kaçıran en büyük korkulardan birisi de yaşlanlanmak. Vücutlarının tutsağı olmaktan kurtulmaya çalışan kadınlar, bu dayanılmaz korkuyu artık yaşamak istemiyorlar.
Vajina Monologları’nın yazarı Eve Ensler, ikinci kitabında kadınların uykularını kaçıran büyük korkuyu değerlendirirken, ilginç fikirler de ortaya atıyor. Yaşlanma korkusunun nedenlerini ve bu korkudan kurtulmanın yöntemlerini sıralayan yazara göre, ‘büyük kadın’ olabilmek için öncelikle kadının kendine dürüst davranması gerekiyor. İşte Ensler’in yaşlanmayla ilgili görüşleri:
Eyvah ki, ne eyvah
Çevremdeki kadınları incelerken ilginç bir gerçek dikkatimi çekti. İlk gençlik yıllarını geride bırakmış olanlar, aynadaki görüntü saplantısına bir de yaşlanma korkusunu ekliyorlardı. Olgunluk çağına gelen kadınların yaşlanıp, güzelliklerini çekiciliklerini kaybetme endişesine kapılmaları da işleri daha zorlaştırıyordu.
Yaşlanma, çirkinleşme korkusuna kapılanların imdadına bildiğiniz gibi estetik uzmanları yetişti. ‘Eyvah yaşlanıyorum’ düşüncesinin yarattığı panik, bence estetik cerrahlarının ekmeğine yağ sürdü.
Vücutlarının tutsağı olan kadınlar için yaşlılık korkusu gerçekten dayanılması çok zor olan bir duygu. Vücutta kırışıklar, sarkmalar başlayınca, o eski güzellikten eser kalmayınca, bu kadınlar için hayat bitmiş sayılıyordu. Oysa, bir kadının vücuduyla değil de kafasıyla, duyguları, bilgisi ve kültürüyle yaşama bağlanması gerekir. Yaşı ilerleyen bir kadının edindiği tecrübeler, kazandığı bilgi hiç bir şekilde gerilmiş bir yüz, yağları alınmış bir vücutla karşılaştırılamaz.
Biz kadınlar, ne yazık ki, elimizdeki imkanlardan yararlanmasını bilmiyoruz. Çoğumuz sadece, vücudumuzla ilgiliyiz. Oysa kadını kadın yapan başka pek çok özellik var. Ve bizler bu özelliklerimizden yararlanmayı başarırsak, ikinci sınıf insan olmaktan kurtuluruz.
Değişim kaçınılmaz
Eğer erkeklerin egemenliğini sıfıra indirmeyi gerçekten istiyorsak, önce kenidimi tanımalıyız. Kadının tek hazinesi gövdesi değildir. Tanrı ona, erkeklerde olmayan bazı özellikleri bahşetmiş. Önsezi, duyarlılık, çalışkanlık ve yetenek gibi özellikler dururken, sadece vücudun güzelliğinin korunmasına çalışmak çok yanlış.
Eğer, yaşadığımız süre içinde her gün değişimin gerçekleştiğini kabul edebilirsek, o zaman şu yaşlanma korkusundan da kurtuluruz. Böylece çevremizde yetmiş yaşına gelmiş genç kız gibi görünmeye çalışan kadınlar olmaz. Yaşadığımız bir günün bir daha asla tekrarlanmayacağını, dünya dönerken değişimin kaçınılmaz olduğunu kabul edebilirsek, geçmişe bağımlı olmaktan da kurtuluruz. Hiçbir kadın 18 yaşındaki görüntüsünü, 40 yaşında muhafaza edemez. Estetik cerrahi sayesinde bunu sağladığına inansa da, o artık 18 yaşında değildir ve bu gerçeği gizlemek imkansızdır.
Çevrenin etkisi
Dış görünüşe çok fazla önem verilmesi, kadınların yaşlanma korkusunu kamçılıyor. Oysa toplum biz kadınlara farklı davransa, yani vücudun tutsağı olmaktan kurtulmamıza yardım etse, çok daha huzurlu bir hayatımız olacak. Çevrenin etkisine kapılmadan, vücudun çelik kafesinde kalmadan, bilgi ve yeteneklerimizi kullanmayı başarırsak, huzursuzluktan, kuruntulardan kurtulacağız.
Yaşlanmayı kabul edenler
Toplumsal konularda kadınların zaman zaman çok yararlı çalışmalar yapmalarından hepimiz gurur duyuyoruz. Kendilerini değiştirme gereğini duymadan yeteneklerini değerlendiren pek çok ünlü kadını sizlere örnek gösterebilirim. Tina Turner, yıllara meydan okuyor. Ama nasıl? Ayna karşısında kusurlarını inceleyerek değil. Yeteneğini ve enerjisini kullanarak varlığını sürdürüyor. Tina Turner, vücudunun tutsağı olmak istemeyen kadınlar için çok değerli bir örnek. |