|
Zeynel LÜLE
Türkiye’nin AB geleceğini şekillendirecek 17 Aralık Brüksel zirvesinde hangi ülke hangi pozisyonda bulunacak? Türkiye’ye müzakere tarihi verilirken, hangi ülke hangi koşulu öne sürecek? Bugünden itibaren bu pozisyonların analizini sunuyoruz. AB’nin çekirdeğindeki Fransız-Alman ekseninden başlayarak. Her karar aşamasında ortak davranan iki ülke, ilk kez farklı pozisyonda.
AVRUPA Birliği’nin genişlemesinde ve bütün hayati konularda ortak hareket eden ve önemli kararların alındığı her zirvede ‘tek sesli’ davranan Almanya ve Fransa, ilk kez bir konuda farklı tutum içinde görünüyor. Her ne kadar bu farklılığı dışarıya yansıtmasalar ve de ‘ortak bir tutum içine girileceği umudunu’ dile getirseler bile Berlin ve Paris, Türkiye konusunda farklı düşünüyor.
Sağ eğilimli Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ile sol eğilimli Almanya Başbakanı Gerhard Schröder’in tüm AB konularında siyasi farklılıklarını bir tarafa bırakarak ortak hareket etmesi, çoğu zaman diğer ülkeleri ‘şaşırtacak’ boyutlara ulaşıyor. İki ülke liderinin, AB içinde ülkeleri adına herhangi bir karara imza atma yetkisini bazen birbirlerine devretmesi, bu birlikteliği açıkça gözler önüne seriyor. Ancak konu Türkiye olunca, ne Chirac Schröder’e, ne de Schröder Chirac’a imza atma yetkisini bırakacak durumda.
SCHRÖDER RAHAT
Schröder’in, Chirac’tan farklı düşünmesinin nedenleri şunlar:
Schröder’in partisi SPD ve iktidar ortağı Yeşiller Schröder’in Türkiye’nin üyeliğini savunan tavrını sonuna kadar destekliyor.
Almanya’daki üç milyon Türk’ün önemli çoğunluğu Alman seçmeni konumunda. Oyların SPD ve Yeşiller’den yana olması da belirleyici.
Türkiye’deki istikrarsızlığın ve sorunların, göçmenler aracılığıyla doğrudan Almanya’ya yansıması, ‘istikrarlı’ ve sorunlarını çözen’ bir Türkiye’yi tercih etmesine neden oluyor.
Halkın yüzde 50’den fazlasının Türkiye’nin üyeliğine destek vermesi, Schröder’i ‘seçmen’ kaygısına düşürmüyor.
CHIRAC SIKINTILI
Fransa’daki Türkiye karşıtlığı tutumun çeşitli sebepleri ise şunlar:
Fransa kamuoyu, daha önce ülkede pek tartışma konusu olmayan, ‘AB’nin genişlemesi’ olayına karşı tutum içinde.
Fransa’ya has ‘laiklik’ yorumu, özellikle halkın İslam dinine bakışını olumsuz etkilemiş durumda. 11 Eylül saldırıları, Afganistan ve Irak’taki çatışmalar da bu bakışı sertleştirdi. Türkiye’nin laik yapısı, kamuoyunda göz ardı ediliyor ve diğer İslam ülkeleriyle özdeşleştiriliyor.
Güçlü Ermeni lobisi, Fransız siyasetçileri ve kamuoyunu etkiliyor.
Türkiye’nin, ABD ile sıkı müttefik ilişkisi, birçok Fransız siyasetçi tarafından ‘İkinci İngiltere’nin üyeliği’ gibi algılanıyor.
Fransız kamuoyunun yüzde 65’e yakını Türkiye’nin üyeliğine olumsuz bakıyor. Bu nedenle siyasetçiler de ‘Türkiye karşıtı’ politika yapıyor.
Türkiye kararında kimin imzası ağır basacak
Solcu Schröder ile sağcı Chirac, eğilim farkına rağmen şaşırtıcı derecede ortak hareket edebiliyorlar. Hatta bazen birbirlerine imza yetkisini bile devredebiliyorlar. Ancak konu Türkiye olunca, ne Chirac Schröder’e, ne de Schröder Chirac’a imza atma yetkisini bırakacak durumda. |