08/12/2004 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Gündem
08.12.2004
Özdemir İNCE
Irk başka, ulus başka (1)
  
oince@hurriyet.com.tr
 

Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac, Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliğine destek verirken “Türklerin Avrupalı olmadığını söylemenin anlamı yok.

Biliyorsunuz ki, hepimiz Bizans’ın çocuklarıyız” diyor.
Demokrasi Birliği lideri François Bayrou “Yepyeni bir tarih yorumu” diyerek Chirac’ın yorumuna karşı bir karşı-yorum getiriyor. İstanbul’u fethederek Bizans’ı yıkan Türkler nasıl Bizans’ın varisi olurlar(?)mış...
***
Bu cümleyi Cumhurbaşkanı Chirac yazdı ise, Chirac’a bravo! Bir danışmanı yazdı ise, ona da bravo! “Bravo” da, ne var ki Jacques Chirac gibi düşünmeyenler François Bayrou ile sınırlı değil. Türkiye’nin bazı gazeteleri ve yazarları François Bayrou ile aynı düşünceyi ters yönden paylaşıyorlar. Bunlardan biri “Fransa Cumhurbaşkanı Chirac’tan Küstah çıkış: Hepimiz Bizans’ın çocuklarıyız.” diye yazarak Chirac’ı protesto ediyor.
Bunları bir yana bırakıp tarihe bakalım.
***
Jacques Chirac’ın “Hepimiz Bizans’ın çocuklarıyız” cümlesine karşı çıkan François Bayrou, cümleye Türkiye açısından itiraz ediyor. Kendileri Bizanslı ama Türkler Bizanslı değil. Acaba öyle mi?
Selçuklu sultanlarının, Osmanlı padişahlarının kaçının dayısı ve teyzesi Rum idi? Ve sadece onların mı? Şu anda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan ve “Ne mutlu Türküm diyene!” demekten gocunmayan insanların önemli bir bölümünün ataları din değiştirip önce Müslümanlaşan, sonra Türkleşen Bizanslı insanlar.
Bizans’ın bir tür Yeniçerisi (paralı askerleri) olan Turkopol (Türk çocuğu) askerlerinin çoğunluğu başta Peçenekler olmak üzere Türk kökenliydi. Turkopol askerlerini, Türkler- Türkmenler-Rumlar arasında kurulan akrabalık ilişkilerini öğrenmek istiyorsanız, Kemal Tahir’in Devlet Ana’sını okumanızı tavsiye ederim. 13.yüzyıldan önce, birçok Şaman inançlı Türk Hıristiyanlaşarak Bizans’ta komutan, prens ve yönetici olmuştur.
Bizans toprakları Doğu Roma’dır. Bu nedenle Osmanlı padişahlarının unvanları arasında “Sultan-ı Rûm” da vardır. Büyük Mevlâna neden “Mevlâna Celaleddin-î Rûmî” olarak tanımlanmaktadır acaba?
Rûm, Doğu Roma’dır. Rûmî ise Doğu Romalı demektir. İşte bu nedenle İstanbul ve Anadolu’nun Hellenistik halkına Yunan ya da Grek değil, “Rum” demekteyiz.
***
Her hangi bir araştırma yapmadan, kafadan yazıyorum bunları. Küçük bir araştırma ile yüzlerce sayfa doldurulur. Avrupa’nın anası ve babası Anadolu’dur. Yani Diyar-ı Rûm’dur!
Daha fazla uzatmanın gereği yok. Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac Türkiye açısından doğruyu söylüyor. Bu konuda bir tanığım da var: Midhat Sertoğlu’nun “Osmanlı Tarih Lûgatı” (Enderun Kitabevi, 1986). Sözlüğün “Rûm” maddesini olduğu gibi aktarıyorum:

“Bizans şehrini kurduktan sonra burada oturmaya başlayan Roma İmparatoru Konstantin, Bizans’a rağbeti arttırmak için bu şehirde yerleşenlere Romalı vatandaş hukukunu bahşetmişti. Zamanla, Doğu Roma’nın hudutları içinde oturanların hepsine Romalı denmeye başlandı. Bu kelime Arapçaya Rumî şeklinde geçti. İmparatorluğun hâkim olduğu yerler ve bu arada bilhassa Anadolu Mülk-i Rûm diye anıldı. Sonraları, aynı memleketlere sahip olan Osmanlı hükümdarlarına Rûm padişahı demek âdet oldu ki Roma İmparatoru demekti. Osmanlı devrinde ise önceleri merkezi Amasya olan Sivas vilâyetine Rûm vilâyeti adı verilmiştir... Araplar ve İranlılar Osmanlıları Rûmi diye anmıştır.”
***
Ord.Prof. M.Fuat Köprülü “Bizans Müesseselerinin Osmanlı Müesseselerine Tesiri” (Ötüken Neşriyat A.Ş. 1981) adlı kitabında, Bizans kurumlarının Osmanlı kurumları üzerindeki etkinin sanıldığı kadar fazla olmadığını kanıtlamaya çalışır. Ve şöyle der:
“Busbec, daha XVI.yüzyılda bazı Osmanlı âdetlerinin, meselâ alkış âdetinin Roma âdetlerinden alınmış olduğunu kaydettiği gibi, XVII. Yüzyılda Pietro Della Vallé de aynı görüşü tekrar etmekte, ve hattâ, Türklerin kendilerini Romalıların takipçisi ve vârisi addettiklerini söylemektedir. (S.3)
***
Soruna ırkçı ya da şoven milliyetçi açılardan bakmadıkça tarihi ve kültür tarihini doğru okumak mümkündür. Fransa Cumhurbaşkanı’nın tepki çeken cümlesi bu iki engeli aşmış bir düşüncenin ürünü. Bu açıdan bakınca: Türk ve Yunan halklarının, dilleri ve dinleri ayrı kuzenler ve onların çocukları olduğu kolayca fark edilebilir.


Özdemir İNCE
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Sadizmin Avrupa tipi
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Garnizon kriterleri
 
    Ayşe ARMAN
  Peki kediye ne olacak?
 
    Bekir COŞKUN
  Nereye gireceğimizi buldum...
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Başkanlık sistemi: AKP’ye bir uyarı
 
    Doğan HIZLAN
  Ayhan Baran’ı provada kutladım
 
    Ege CANSEN
  Türkiye’nin Avrupa Birliği hayali
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  İlhami Erdil olayı
 
    Ercan KUMCU
  17 Aralık’a yaklaşırken
 
    Fatih ALTAYLI
  İnsan kriterlerimiz AB standardında mı?
 
    Hadi ULUENGİN
  Avrupa cigara
 
    Tufan TÜRENÇ
  Uzaklardaki gururumuz
 
    Yalçın BAYER
  AB’ye ‘Öteki Türkiye’yi sunamadık
 
    Yalçın DOĞAN
  Helikopterde soğuk savaş!..
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent çiziyor
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Brüksel’den Türkiye alkışlandı
 
    Erman TOROĞLU
  Torbadaki haplar
 
    Şükrü KIZILOT
  Kaçak işçi çalıştırmanın dayanılmaz cazibesi
 
    Yalçın GRANİT
  O tribünler dolacak
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com