|
KEŞKE o telefon konuşmasının zabıtları olsaydı ve kamuoyuna açıklansaydı.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ile eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral İlhami Erdil arasındaki telefon konuşmasını kastediyorum.
Oramiral Erdil, dün Ankara Temsilcimiz Sedat Ergin’e ilginç bir açıklama yapıyor.
DOSYA VAR
Kendisine, hakkında 18 yıl hapis istemi ile dava açıldığını bizzat Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök telefon edip söylemiş.
‘Elimizde böyle bir dosya var. Yapacak başka bir şey yok...’
Eminim bu dramatik konuşma bu kadar kısa değildir.
Mutlaka önü ve arkası vardır.
Ama bakın ‘eski silah arkadaşları’ arasında böyle bir konuşma geçiyor.
Bir yanda ‘nezaket’ ve ‘arkadaşlığın gereği’.
Öteki yanda ‘vazife’ ve ‘adalet duygusu’.
Ne biri eksik, ne öteki fazla.
Unutmayalım bu ülke, bırakın arkadaşlar arası dayanışmayı, zıt partiler arasında ‘karşılıklı aklama’ anlaşmaları gördü.
Hem de siyasetçiler arasında.
Yani kamuoyunun gözü önünde.
Ama iş askerlere gelince, ‘eski silah arkadaşları’ ne bir fincan kahvenin hatırını, ne birlikte yürütülen mücadeleleri, ne de başka bir duyguyu savunma avukatlığına çağırıyor.
Birkaç hal hatır sormadan sonra o katı gerçek:
‘Elimizde böyle bir dosya var. Yapacak başka bir şey yok.’
Oysa biz Türkler ‘yapacak başka çok şeylerin’ olduğunu biliyoruz.
Hem de öyle kapalı kapılar ardında falan değil.
Güpegündüz, kamuoyunun önünde.
Meclis’te karşılıklı oylamalar, karşılıklı ‘Hayır’lar.
7 YIL ÖNCE
Öyle hafızamızı zorlamaya falan da gerek yok.
Çok değil, altı yedi yıl öncesinin Meclisi’ne dönün.
O salonu şöyle gözünüzün önüne getirin.
Siyasetçi yapıyor.
Asker yapmıyor.
‘Garnizon kriterleri’ aslında ‘Kopenhag kriterleri’ kadar sağlam.
Üstelik noktası virgülüne uygulanıyor.
Biz gazeteciler bunun tanığıyız.
OLUYORMUŞ
Bazen aniden önünüze bir haber düşer.
Şu komutanlıkta inşaat işlerindeki yolsuzluk nedeniyle şu şu askeri yetkililer yargılanmış ve şu şu cezalara çarptırılmıştır.
Oramiral İhami Erdil şaşkın.
‘Bir komutan mutfakla ilgilenir mi’ diye soruyor.
Şaşırmakta haklı.
Altı milyar dolarlık borçların bir gecede halledildiği, banka hortumcularının hálá saygıdeğer beyefendiler olarak sokaklarda volta attığı, bazı yargı mensuplarının tuhaf ilişkilerinin ideolojik kılıflara sığdırıldığı bir ülkede, iki daire, üç beş ihalenin lafı mı olur?
Demek ki oluyormuş.
Daha doğrusu asker, ‘Elbette olur’ diyor.
Demek ki garnizon kriterleri, sivil kriterlerden daha sıkıymış.
Biz gazeteciler önce başka gazetelerde çıkan haberlere mesafeli dururuz.
Mesleki rekabetin ruhumuza yerleştirdiği duygunun ayarı bozulur.
Erdil olayı önce ‘Vatan’ gazetesinde duyuruldu.
Ama içimizdeki kuvvetli bir duygu bizi bu habere girmeye götürdü.
Önümüzde bir kuvvet komutanı hakkında açılan dava vardı.
Bunu vermemiz gerekiyordu.
Ama en az bunun kadar önemli bir başka motifimiz daha bulunuyordu.
Herkese şunu göstermek:
Bu ülkede en üst düzey bir komutan yargılanıyorsa, milletin 30-40 milyar dolarını hortumlamış insanların aramızda serbeste dolaşmasını açıklayacak bir neden kalmıyor.
EĞER SİNDİRİYORSAK
Tabii ‘Yolsuzluğun hesabını sormak sadece askerler için geçerli bir ahlaki kuraldır’ demeyi içimize sindirebiliyorsak, bu haberin hiçbir anlamı yok demektir.
O zaman eski bir komutan hakkında açılan bu davanın büyük bir haksızlık olduğunu da düşünebiliriz. |