|
Sedat ERGİN
Avramapoulos, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin gelecekte bugün tasavvur edilebilenin çok ötesinde bir eşiğe geleceğine inanıyor:
‘Herhalde bundan 15 yıl sonra çocuklarımız bize ‘O kadar zeki değilmişsiniz, çünkü zamanında gerekenleri yapmadınız’ diyecekler. Ben yine de bugünkü çalışmalarımızla birlikte 15 yıl sonra halklarımızın birbirlerini daha iyi tanıyacakları ve geçmişin önyargılarıyla sürüklenmeyecekleri bir gelecekte yaşayacaklarını görüyorum. Ekonomi alanında yakın bir işbirliği ve iki halk arasında yaşam tarzları ve kültürlerin güzel bir şekilde kenetleneceğini görüyorum. Bunun şartı, oluşmuş yeni havayı olmaması gereken hareketlerle bozmamak ve popülizme kapılmamak. Yarını ancak bu şekilde inşa edebiliriz.’
Gençlerin ‘kanka olmak’ diye nitelendirdikleri türden bir arkadaşlık Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Yunanistan Turizm Bakanı Dimitri Avramapoulos arasındaki... Bir kere, ikisi de fena halde vücut dili kullanıyor. Muhakkak kola, ele dokunma olacak. Yan yana oturduklarında el ele tutuşuyorlar. Birbirlerine ‘Dimitri’ ya da ‘Tayyip’ diye ilk isimleriyle hitap ediyorlar. Aralarında teklif yok. Sanırsınız ki, Kasımpaşa’da birlikte büyümüşler.
Dostlukları 1990’lı yılların ortalarına gidiyor. Erdoğan, geçen salı akşamı Avramapoulos’u Başbakanlık Konutu’nda ağırlarken bu dostluğun geçtiği güzergahı şöyle anlattı: ‘Dimitri, sen beni Atina’ya davet etmiştin. Hapse girince gelemedik. Ama biliyorsun, hapisten çıkınca yurtdışında ilk ziyaret ettiğim arkadaşım sendin. Beni hapishanede ziyaret etmeye çalışmanı unutmadım.’
YÜKSELECEĞİ BELLİYDİ
Şimdi biraz gerilere gidelim. Avramapoulos, yaklaşık 15 yıl diplomatlık yaptıktan sonra siyasete atılmaya karar verir ve 1995 yılında Yeni Demokrasi Partisi’nden Atina Belediye Başkanı seçilir. İlk yurtdışı ziyaretlerinden birini İstanbul’a yapar. Muhatabı İstanbul’un yeni Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Avramapoulos, ilk görüşmelerindeki izlenimi şöyle aktarıyor:
‘Karşımda doğal lider özelliklerine sahip bir belediye başkanı vardı. Çok dinamik bir liderle görüştüğümün farkına vardım. Hayali ülkesinin geleceğinde yararlı bir rol üstlenmekti. Daha o ziyarette kendisinin dinamik bir şekilde ileriye doğru ilerleyeceği anlaşılıyordu. Kendisine bir temenni olarak geleceğe dönük başarı dileklerimi de söyledim. Sonrasında aramızda çok iyi bir ilişki kuruldu.’
Galiba, ‘Başbakan olacağını daha o zamandan anlamıştım’ demek istiyor.
CEZAEVİNDEN ARADI
Avramapoulos, Erdoğan 1998 yılında hapse girdiğinde Türkiye’ye gelip kendisini ziyaret etmek ister. Bu girişim sonuç getirmeyince, Kırklareli Pınarhisar Cezaevi’ndeki Erdoğan’ı Atina’dan telefonla arayıp ‘geçmiş olsun’ der.
Erdoğan ise cezaevinden çıkıp AKP’yi kurma hazırlıklarına girişirken ilk yurtdışı ziyaretini Avramapoulos’un davetlisi olarak Atina’ya yapar. Bir anlamda Erdoğan’ın Necmettin Erbakan’dan kopma sürecinde dış dünyaya açılmasında kapıyı ilk aralayan kişilerden biridir Avramapoulos.
Avramapoulos, Erbakan’ın Yunanistan’a sıcak bakmadığı yıllarda bile Erdoğan’ın Yunanistan’a sıcak bir bakışı olduğunu anlatıyor:
‘Bizim neslimiz, bu ilişkilerin daha da geliştirilmesi için nasıl bir katkıda bulunabilir, nasıl bir rol oynayabilir, bunu hep konuştuk. Hapishaneden çıktıktan sonra ilk ülke dışına çıkışı Atina’ya olması da bence sembolik açıdan önemli bir davranıştı.’
ÖNYARGILARI YIKTIK
Sekiz yıl Atina Belediye Başkanlığı yaptıktan sonra son seçimde milletvekili seçilip Karamanlis kabinesinde Turizm Bakanlığını üstlenen Avramapoulos’a göre, ilişkilerdeki en önemli kırılma noktası 1999’daki körfez depremi:
‘Benim hayatımın en duygusal anlarından biri Türkiye’de deprem olmasından yarım saat sonra o zamanki belediye başkanı Sayın Gürtuna ile yaptığım konuşmadır. Şehirler diplomasisi adını verdiğimiz diyalogla birkaç saat içinde asırların önyargılarını bir şekilde bertaraf etmeyi başardık. O zamandan itibaren iki halk arasında ayrı bir duygusallık oluştu, büyük bir içtenlikle birbirlerine daha çok yakınlaştılar, büyük bir gelişme yaşandı Türk-Yunan ilişkilerinde.’
Avramapoulos, o dönemde başlayan yakınlaşma sürecinin, bugün Erdoğan ve Yunanistan Başbakanı Karamanlis arasında aynı hızıyla devam ettiği görüşünde:
‘Bunda hem Başbakan Karamanlis, hem de Erdoğan’ın, bizlerin, hepimizin aynı kuşaktan olmamızın da bir faktör olduğunu düşünüyorum. İki başbakan da ilişkilerin gelişmesine katkıda bulunmak istiyorlar. Katedilen yol ortada. Tıpkı bir zamanlar Venizelos döneminde oluşan olumlu hava yeniden beliriyor.’
Avramapoulos, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin gelecekte bugün tasavvur edilebilenin çok ötesinde bir eşiğe geleceğine inanıyor:
‘Herhalde bundan 15 yıl sonra çocuklarımız bize ‘O kadar zeki değilmişsiniz, çünkü zamanında gerekenleri yapmadınız’ diyecekler. Ben yine de bugünkü çalışmalarımızla birlikte 15 yıl sonra halklarımızın birbirlerini daha iyi tanıyacakları ve geçmişin önyargılarıyla sürüklenmeyecekleri bir gelecekte yaşayacaklarını görüyorum. Ekonomi alanında yakın bir işbirliği ve iki halk arasında yaşam tarzları ve kültürlerin güzel bir şekilde kenetleneceğini görüyorum. Bunun şartı, oluşmuş yeni havayı olmaması gereken hareketlerle bozmamak ve popülizme kapılmamak. Yarını ancak bu şekilde inşa edebiliriz.’
İLİŞKİLERDEKİ PSİKOLOJİK KİLİDİ AÇACAK ANAHTAR, TURİZMDİR
Esas olan iki ülke halkının birbirini daha iyi tanıması. İki halk birbirini iyi tanıdığında, iki kültür, iki yaşam tarzı temasta bulunduğunda, insanlar birbiriyle rahatça görüşebildiklerinde, ülkeler arasındaki ilişkiler de daha doğal bir şekilde gelişiyor. Bu, karşılıklı saygıyı beraberinde getiriyor. Ben hep şunu söyledim: Türkiye ile Yunanistan arasındaki mesafe gerçekte coğrafyadan kaynaklanan bir mesafe değildir, tamamen psikolojik bir mesafedir. Bunun gerisinde bazı önyargıların şekillendirdiği düşünce kalıpları yatıyor. Bunu ancak iki halkı bir araya getirerek aşabilirsiniz. Bunun yolu turizmdir. Turizm, bir anlamda ilişkilerdeki psikolojik kilidi açacak bir anahtar konumu kazanmıştır. Turizm, ilişkilerimizin geleceğinin de lokomotifi olacaktır.’
EGE’NİN DENİZİ VE HAVASIYLA HER ZAMAN SAKİN OLMALI
Turistlerin en çok düşündüğü şey, gidecekleri yerde bir krizin olmaması, problem yaşanmamasıdır. Psikolojik unsur çok önem taşıyor. Ege’nin denizi ve havasıyla her zaman sakin olması gerekir. Ege’yi aslında deniziyle havasıyla, bütün unsurlarıyla güzel bir şekilde yaşamak istiyoruz. Turizm ancak bu şekilde itici güç olabiliyor. Bütün mesele, beraber ve sorunsuz yaşayabilmek.
ÖĞLE YEMEĞİ SAMOS’TA AKŞAM KUŞADASI’NDA
Avramapoulos’la, Turizm Bakanı Mumcu kültür ve turizm alanlarında kapsamlı bir anlaşma imzalamak için mutabık kaldılar. Bu anlaşmanın en önemli unsurlarından biri, iki ülke arasında özellikle adalar ve Türk kıyılarında yeni sınır kapılarının açılması olacak. Ancak, Yunan Bakan’ın bir beklentisi var: ‘50 dolarlık ayak bastı parasının kaldırılması...’ Bu yeni diyalog yakınlaşma ve sıcaklığı beraberinde getirecek. ‘Bu ziyaretler, daha sık, sıraya bağlı olmaksızın, teklifsiz yapılsın. Bunu en azından ne kadar yakın olduğumuzu göstermek için yapmamız lazım. Mesela bir öğle yemeği Samos’ta buluşalım, akşam yemeğini Kuşadası’nda yiyelim. Böylelikle hem Türkleri hem Yunanlıları aynısını yapmaya teşvik etmiş oluruz.’
Türk-Yunan ilişkilerinde körfez depremi sırasında başlattığı şehir diplomasisiyle çığır açan Dimitri Avramapoulos, ‘Tayyip’ diye hitap ettiği Başbakan Erdoğan’ın konuğuydu. |