04/12/2004 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Dünya
04.12.2004
İlter TÜRKMEN
Tanıma ve çözüm
  
iturkmen@hurriyet.com.tr
 

KIBRIS sorununun 17 Aralık AB Konseyi zirvesinden sonra her fırsatta karşımıza çıkarılacağını çoktan biliyorduk. Fakat daha 17 Aralık’taki zirve kararı taslağında konunun dolaylı olarak ele alınması, anlaşılan Ankara için sürpriz teşkil etti.

Taslak, Gümrük Birliği’ni de kapsayan Ankara Ortaklık Anlaşması’nın yeni üyelere uygulanmasına ilişkin protokolü Türkiye’nin imzalamaya karar vermesinden duyulan memnuniyeti belirtiyor. Oysa Türkiye’nin böyle bir niyeti şimdiye kadar yoktu.

Bu protokol meselesi, Güney Kıbrıs’ın AB üyesi olmasından beri komisyon ile Türkiye arasında sürekli tartışılıyordu. Türkiye, AB’ye daha önceki katılmalardan sonra her defasında bir protokol imzalanmadığını; fakat bütün yeni üyelerle Gümrük Birliği’nin otomatik olarak yürürlüğe girdiğini, geçen ekim ayında esasen yeni on üye için (Kıbrıs Cumhuriyeti değil, Kıbrıs denilerek) bir Bakanlar Kurulu kararı çıkartıldığını ileri sürmekteydi.

* * *

AB Konseyi cephesinde bu gelişme olurken Avrupa Parlamentosu Dışişleri Komisyonu ve Parlamento’nun Başkanı daha da ileri giderek 17 Aralık’ta Güney Kıbrıs’ın ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ olarak tanınmasını istediler.

Annan Planı’na Kıbrıslı Rumların hayır, Türklerin ise evet demesine rağmen Türkiye üzerinde baskı yapılması kuşkusuz büyük bir haksızlıktır. Ne yazık ki dış politikada haklı olmak yetmiyor. Önemli olan politik denklemdir. Bakın 24 Nisan referandumundan üç gün sonra ‘Kıbrıs’ta yeni denklem’ başlıklı yazımda ne demişim:

’Referandum sonrasında Güney Kıbrıs siyasi liderlerine karşı öfke var. Yine de fırtına dinince Papadopulos’un hangi hesabı yapacağı tahmin edilebiliyor. AB vatandaşı sayılmak isteyen Türklerin bir şekilde ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ne entegrasyonu ve ileride bu cumhuriyet bünyesinde derogasyonlardan (Annan Planı’nda Türkler lehinde öngörülen AB müktesebatına derogasyonlar) arınmış bir çözüm.’

Papadopulos
aynen bu yolu izliyor. Annan Planı temelinde bir çözüm onun gündeminde yok. 17 Aralık’a kadar tanınma yönünde bir sonuç alamasa bile daha sonra müzakere sürecinin her aşamasında AB yöntemlerinin kendisine vereceği bütün imkánları bu maksatla kullanacak.

* * *

Bu açmazın üstesinden nasıl geleceğiz? Başbakan Erdoğan’ın NTV’ye yaptığı açıklamalardan, yaklaşımının oldukça esnek olduğu anlaşılıyor. 17 Aralık’a kadar Gümrük Birliği’ne ilişkin protokolü imzalamaya yanaşmıyor. Fakat ondan sonra bunu ihtimal dışı görmüyor. Opsiyonlarını açık tutuyor. Belli ki politik stratejisinde AB üyeliği başlıca önceliğe sahip.

Türkiye’nin uzun vadeli çıkarları ve evrimi açısından ancak takdirle karşılanabilecek bir tutum. Ne var ki AB önceliği ile Kıbrıs’ın müstakbel statüsünü tayin edecek denklemi altüst etmeme gereği bağdaştırılmalıdır. Tanıma konusu bu açıdan son derece önemli.

* * *

AB’nin istediği protokolü imzalamak tanıma anlamına gelir mi, gelmez mi?Bunu hukukçular aralarında sonsuza dek tartışabilirler. Tanıma zımni de olabiliyor; örneğin aynı antlaşmaya imza atmak gibi. Ancak protokolü, karşı tarafın kabul edebileceği bazı çekincelerle imzalasak bile, hukuk açısından kaygan bir zemine gireceğimiz, ister istemez tam hukuki tanımanın zamanla kaçınılmaz hale gelebileceği kabul edilmelidir.

Oysa KKTC Başbakanı Mehmet Ali Talat, ‘Önce Kıbrıs sorunu çözülmeli, sonra Kıbrıs tanınmalı’ diyor. 2002’de treni kaçırmasaydık öyle olacaktı; fakat bugün başka rüzgárlar esiyor. Dolayısıyla tanımanın çözüm yerine geçmemesine dikkat edilmelidir.

Çözümden önce tanıma, 1960 anlaşmalarının bile gerisinde bir çözümden başka çare bırakmayabilir.


İlter TÜRKMEN
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Kırmızı çizgiler...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Efelenmek gururumuzu okşuyor ama
 
    Bekir COŞKUN
  Kadınların cezaları bitmiyor...
 
    Cüneyt ÜLSEVER
  Kısa Kıbrıs tarihi
 
    Ege CANSEN
  Olmadı Tayyip Bey, olmadı
 
    Emin ÇÖLAŞAN
  Stepne CHP
 
    Erdal SAĞLAM
  Anadolu kayıtdışı ile vergi indiriminibirlikte düşünüyor
 
    Fatih ALTAYLI
  Çok çişimiz olmalı!
 
    Hadi ULUENGİN
  Avusturya vukuatı
 
    Tufan TÜRENÇ
  Mösyö’nün unutulan gerçek yüzü
 
    Yalçın BAYER
  Hanımlar, Gucci çantalarınız geldi
 
    Yalçın DOĞAN
  TÖS, TÖB-DER ve şimdi...
 
    Özdemir İNCE
  Fener Rum Patrikhanesi neden ökümenik değil
 
    Bülent DÜZGİT
  Bülent Çiziyor
 
      
Mehmet Ali BİRAND
  Organını ver, bir hayat kurtar
 
    Vahap MUNYAR
  ‘Damat’, Giresun’a 10 milyon dolarla gidiyor
 
    Erman TOROĞLU
  Bunları temizleyin
 
    Ercan SAATÇİ
  Muhteşem futbol
 
    Can BARTU
  Alex'in gecesi
 
    Şükrü KIZILOT
  İşte 2005 yılı vergileri (4)
 
    Zeynep GÖĞÜŞ
  İstanbul’a lale getirmek
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com