|
VALERY Giscard d’Estaing... Fransa’nın eski cumhurbaşkanı... Avrupa Anayasası’nı hazırlayan Avrupa Konvansiyonu’nun aristokrat başkanı...
Ve de iflah olmaz bir Türk düşmanı...
‘Türkiye, hem coğrafya, hem tarih, hem de kültür açısından Avrupa sınırlarının dışında... Türkiye’nin üyeliği Avrupa Birliği’nin sonu olur’ diyerek Türkiye’nin AB üyeliğinin en ateşli karşıtlarının başını çeken adam.
Başta Fransa olmak üzere bütün Avrupa kamuoyunu, Türkiye’nin üyeliğine karşı çıkması için kışkırtacak kadar kin dolu bir insan.
(Bu düşmanlığının nedeni, eski Yunanistan Başbakanı Karamanlis’in kız kardeşi ile uzun yıllar yaşaması olabilir.)
Gelin şimdi bu anlı şanlı politikacı eskisinin unutulan marifetlerini sergileyelim.
Giscard 1974 yılında 48 yaşında cumhurbaşkanı seçildiğinin daha ilk aylarında çirkin yüzünü sergilemeye başladı.
Bir gece sabaha karşı Etoile Meydanı’nda bir Ferrari, bir sütçü kamyonuna arkadan bindirdi.
Ferrari’yi Fransa Cumhurbaşkanı Giscard kullanıyor, yanında da yarı çıplak bir TV sunucusu oturuyordu.
Ferrari bir gazeteciye aitti. Skandal hemen örtbas edildi.
Giscard bu gazeteciye olan borcunun diyetini onu önemli görevlere getirerek ödedi.
* * *
Aslında Giscard, cumhurbaşkanı seçildiğinde halkın başkanı rolünü oynamak için Elysee Sarayı’na yürüyerek geldi, kravatsız dolaştı, metroya bindi, sokakta rastladığı bir çöpçüyü yemeğe çağırdı.
Ama günler ilerledikçe bu maskesi düştü, soylu kişilerle saraylarda verdiği davetlerde ve av partilerinde beraber olmaya başladı.
Le Monde o günlerde bir başyazısında onun gerçek yüzünü şöyle sergiledi:
‘Hepimiz yanıldık. Liberal maskesinin ardında egoist ve en küçük bir ayrıntıda bile kendisine karşı çıkılmasına tahammül edemeyen bir kişi yatıyor.’
Giscard, bürokrasi ile medyayı da kendi kontrolüne almak için büyük manevralar çevirdi.
Hem bürokrasinin, hem medyanın üst kademelerine kendine yakın insanları yerleştirdi. Örneğin, bütün valileri değiştirdi.
Yandaşları aracılığıyla sürekli kendi prestijini artıran, yolsuzluklarını örtbas eden haberlerin yayınlanmasını sağladı.
* * *
Giscard’ın en karanlık yüzü, hiç kuşkusuz yaptığı yolsuzluklar oldu.
Orta Afrika Cumhuriyeti diktatörü Bokassa ile çok yakın arkadaş oldu. Ona Fransa’nın bütün desteğini verdi.
Kuşkusuz karşılığını da fazlasıyla aldı.
Bokassa, 7 yıllık cumhurbaşkanlığı döneminde Giscard’a tam beş kez çok değerli elmaslar armağan etti.
Bunun dışında diktatör, Giscard’ın yeğenlerine ve akrabalarına inanılmaz olanaklar sağladı, büyük ihaleler verdi.
Sık sık Bokassa’nın, onuruna düzenlediği av partilerine katılmak için Orta Afrika Cumhuriyeti’ne gitti, oradan değerli armağanlarla döndü.
Bu rezaletler ve yolsuzluklar, diktatör Bokassa devrildikten sonra ortaya çıktı.
Giscard önce inkár ettiği bu yolsuzluklara Fransız halkını inandıracak açıklamalar getiremedi.
Bu yüzden de 1981’de yapılan seçimleri Mitterrand karşısında kaybetti.
İşte Türk düşmanı aristokrat Mösyö’nün gerçek yüzü bu.
Yüzüne çarpmakta yarar var. |