|
1970’li yıllarda Fransa’da doktora öğrencisiydim. Vietnam Savaşı’nın dorukta olduğu yıllardı.
Paris’te her hafta Vietnam Savaşı’nı kınayan, Amerika aleyhtarı gösteriler yapılırdı.
HER YERDE VARDI
Bu sadece Paris’e ait bir olay da değildi.
Avrupa’nın neredeyse bütün şehirlerinde buna benzer anti Amerikan gösteriler yapılırdı.
Irak Savaşı’nın başında da buna benzer bazı gösterilere tanık olduk.
Ama son zamanlarda bir şey sizin de dikkatinizi çekmiyor mu?
Felluce’de bunca olay oluyor; ama Avrupa’da ufak tefek birkaç gösteri dışında hiçbir tepki yok.
Hiç düşündünüz mü, acaba neden?
Avrupa’nın en azından aydın kesiminde anti Amerikan duygularda bir eksilme olduğunu sanmıyorum.
Bu konuda önceki hafta pazar günü, Radikal Gazetesi’nde Ahmet İnsel’in bir yazısı yayınlandı.
İnsel bunu, Felluce’de ‘direnişçi’ olduğu söylenen bazı kesimlerin kaçırdıkları insanların kafasını kesmelerine bağlıyor.
Yani, bazılarının ‘direniş’ adı altında yaptığı vahşetin, Amerika’nın yaptıklarına karşı çıkmayı zorlaştırdığını söylüyor.
Bu tahlile ben de bir ölçüde katılıyorum.
Ancak Avrupa’daki en anti Amerikan çevrelerdeki sessizliğin, bundan daha derin bir gelişmenin habercisi olduğunu düşünüyorum.
HIRİSTİYAN DAYANIŞMASI
Son yılarda ‘İslam’ adına yapılan terörün, Avrupa’da giderek İslam’a karşı toplu bir tepki haline geldiğini söylersek çok yanılmış olmayız.
Hatta bir adım daha ileri giderek şunu dahi söyleyebilirim:
Avrupa’da hükümetler ve aydın düzeyinde anti Amerikancılık devam ederken, halk arasında Amerika’yla bir yakınlaşma sürecine giriliyor.
Bu da bir tür ‘Hıristiyanlık dayanışması’ olarak yorumlanabilir.
Bu kutuplaşmada en kritik ülke Türkiye’dir.
Türkiye, duyguları itibarıyla İslami bir iklimde yaşıyor. Ama ait olduğu siyasi ve coğrafi bölge, Hıristiyan nüfusun yaşadığı Batı.
Ayrıca ekonomisinin yüzde 80’inden fazlası bu dünyaya entegre.
Meclis’inde ‘İslami duyarlılıklara’ sahip bir çoğunluk var.
Hükümet de aynı duyguları taşıyan insanların elinde.
İşte böyle bir iklimde, çok dikkatli politikalar sürdürmek zorundayız.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, Türkiye’nin Irak’a asker göndermesine karşı çıktı.
Yani bu olayda ‘tarafsız’ kalmayı tercih etti.
Ancak şimdi bu tarafsızlığı sürdürmekte zorlanmaya başladı.
GURUR OKŞAMAK
Avrupa, Felluce konusunda hem hükümetler hem kamuoyu düzeyinde sessiz kalmayı tercih ederken, Türkiye hükümet ve Meclis’teki bazı üyeleri ağzıyla maksadını aşan sözler söylemeye, tutumlar almaya başladı.
Amerika’daki İsrail lobisiyle ilişkiler neredeyse açık bir savaşa dönüşmek üzere.
ABD yönetimi, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’a savaş açmış.
Karşısındaki cephenin en ön saflarında yine Türkiye var.
Biliyorum, Amerika’ya ‘efelenmek’ çoğumuzun gururunu okşuyor.
İnsanlar efelenebilirler. Ama toplumlar efelenmeden önce çok daha serinkanlı düşünmek zorundadırlar.
O nedenle şu soruyu sormak istiyorum:
Böyle bir ortamda Araplardan bile daha çok efelenmeye gerek var mı?
Dünyanın bu sessizliği içinde, Türkiye’deki çıkışlar daha da çok dikkati çekiyor.
DÜNYANIN İHTİYACI
Madem 1 Mart tezkeresini reddederek bölgede ‘tarafsız kalmayı’ tercih ettik, bu tarafsızlığı sürdürmekte yarar yok mu?
Yani Türkiye’nin yararı, tepkileri daha makul düzeyde tutup daha serinkanlı bir siyaset izlemek değil midir?
Demek istediğim şu:
En anti Amerikan duygulara sahip Avrupa sessiz kalabiliyorsa, bizim de biraz sinirlerimize sahip olmamızda yarar var.
Emin olun, saflaşmanın giderek arttığı bu dünyada, sinirlerine hákim olabilen bir Türkiye, hem Müslümanlar hem de Hıristiyanlar için çok olumlu işler başarabilir.
Dünyanın, sinirlerine hákim bir Türkiye’ye her zamankinden çok ihtiyacı var. |