|
Suat KAVUKLUOĞLU
Bu aralar koşturup duruyor. Bir yandan Mucizeler Komedisi müzikalinin provaları, bir yandan yeni albümü ‘Şehir Rehberi’nin yankıları.
Pamela Spence’in kış hüznünden nasibini alan albümünde Ebru Gündeş şarkısı olan Fırtınalar ve Zeki Müren’in de söylediği, Pulp Fiction filminde kullanılan Yaralı Gönlüm de var. Hüzün dediysek, ağır tempolu bir albüm olduğunu düşünmeyin. Şehir Rehberi, kış ayazına iyi gelecek.
Albümle ilgili ilk yorumlar, birincisinden daha sağlam tahtaya bastığı yönünde. Cover şarkılar, düzenlemelerin daha dikkat çekici olması stratejik adımlar mı?
- Daha çok dinleyiciye ulaşsın diye koymadım o şarkıları albüme. Ben bu şarkıları zaten sahnede söylüyordum. Herkesin o kadar çok hoşuna gitti ve o kadar çok sevildi ki, biz de albüme koyalım dedik.
n Ebru Gündeş’in Fırtınalar’ıyla nasıl tanıştınız?
- Hepimizin bildiği bir şarkı o, çok da güzel. Farklı bir düzenleme ile çok daha eğlenceli olabileceğini düşünüyordum. Bir albümlük malzeme ile de sahneye çıkmak zor olduğu için yabancı cover’ların yanı sıra bu şarkıyı da sahnede söylemeye başladım.
n Albümün diğer cover’ı anonim bir Ege türküsü olan, Zeki Müren’in de söylediği Yaralı Gönlüm. Bu şarkının Pulp Fiction filminin de müziği olduğunu nasıl keşfettiniz?
- Annemin erkek arkadaşı, bir büyüğümüz olarak (Gülüyor) ‘Biliyor musun bu şarkının bir Zeki Müren versiyonu var’ dedi. Ben de ‘Ne diyorsun deyip, hemen aradım taradım ve buldum şarkıyı. Dinler dinlemez bu inanılmaz güzel olur dedim ve hemen yeniden düzenledik.
n Albümün genelinde bir öğüt verme hali var. Laylaylom yaşayan, hiçbir şeyi de takmayan biri gibisiniz. Ama albümde şunu şöyle yap, böyle olur gibi bir olgunluk, ders verme hali var...
- Öğüt vermek değil bu. İnsan neyi yaşarsa onu yazar. Ben olmayan bir şeyi yazamam. Şarkı, zaten söyleyecek bir şeyin varsa yapılır. ‘Aaa ben aşık oldum’ gibi bir şarkı söylemek benim için bir şey ifade etmiyor.
n İlk albümle bu albüm arasında müzikal olarak nasıl farklar var?
- İlk albüm biraz daha elektronik altyapı üzerine kuruluydu. 80’lerin synth popu diyebilirim, çünkü 80’ler bizi çok etkiledi. Depeche Mode’lar, Cure’lar falan ruhumuzda var hálá. Neyle büyüyorsan onu seviyorsan ve yaptığın işe yansıyor. Bu albüm daha az elektronik oldu. Ruh olarak, sözlere baktığımızda daha hüzünlü ve duygusal parçalar ama altyapıları biraz daha sert.
MUTSUZLARA ŞEHİR REHBERİ
n Bu albümde nelerden bahsediyorsunuz peki?
- Bu albümde biraz şehir insanından bahsediyoruz. Albümün adı bu yüzden Şehir Rehberi. Büyük şehirde yaşayan insanların bütün bu karmaşa içinde hissettiği sıkışmışlık, monotonluk, ilişkilerin yüzeyselleşmeye başlaması ve aslında çok da samimi yaşanamaması... Görüyorum ki herkes mutsuz.
n Bu albüm metropol hayatı içinde fark edemediğimiz şeyler için mi bir rehber olacak bize? Mutluluğun sırrını verecek mi?
- Hiç öyle ‘Bakınız, bu böyle’ gibi bir derdim yok. İnsanlar kendilerine yakın şeyler bulabilirler ama ben böyle düşünmüyorum da diyebilirler.
n Albümde neredeyse bütün sözler ve müzikler Artun Ertürk’e ait yine.
-Artun benim çocukluk arkadaşım. Uzun yıllar görüşmedik, o Amerika’ya yerleşmişti. Sonra 2001’de bir Teoman konserinde karşılaştık. Müzik ana rotamız oldu ve hadi albüm yapalım dedik. O günden beri beraberiz.
n Neler yapmaktan keyif alıyorsunuz?
-Spor yapmak çok keyif veriyor. Genelde sakin bir hayatım var; güzel bir akşam yemeği yiyeyim, arkadaşlarımla sohbet edeyim, arkadaşlarımı evimde ağırlayayım... Barlara çıkmayı çok fazla sevmiyorum.
n Aslında tam tersi bir portre çiziyorsunuz. Sanki barlardan çıkmazmışsınız gibi duruyor.
-Di mi? Öyle gözüküyor ama doyuyorsunuz gece dışarı çıkmaya bir yerden sonra. Hele bende bu daha erken oldu. 16 yaşından beri barlarda şarkı söylüyorum. Dolayısıyla artık sigara dumanı içinde bağıra çağıra konuşmak istemiyorum. Ama güzel bir konser oldu mu her zaman varım.
BİR ŞEKİLDE KENDİMİ SAHNEYE ATTIM
Mucizeler Komedisi benim ikinci müzikalim. 98’de Fikret Kuşkan ve Okan Bayülgen’le Atları da Vururlar’da oynamıştım. O biraz şanssız bir işti. Müzikalin başarılı olması için bir sürü faktörün bir araya gelmesi lazım. Biz getirdiğimize inanıyoruz ama bakalım göreceğiz ne olacak. Konservatuvarda tiyatro okudum. Hep Broadway’deki gibi bir müzikal oyuncusu olmayı hayal ediyordum. O olmadı ama ben bir şekilde kendimi sahneye atmayı başardım. |