Alınan bilgiye göre, Erdoğan, dün Belçika Temsilciler Meclisi Başkanı Herman De Croo'yu Başbakanlık Yeni Bina'daki kabulünde, AB sürecinde Belçika'nın Türkiye'ye verdiği desteğe teşekkür etti.
“AB sürecinde 41 yıllık sürecin en yoğun iki haftasına girdik” diyen Erdoğan, Türkiye'nin Gümrük Birliği üyesi olduğunu, Kopenhag siyasi kriterlerinin yerine getirilmesi durumunda Türkiye ile gecikmeksizin müzakerelerin başlatılması kararı alındığını ve AB'nin en yetkili ağızlardan, “Masada birşey kalmadı” denildiğini anlattı.
Erdoğan, Türkiye'nin düşünce ve örgütlenme özgürlüğü ve ”işkenceye sıfır tolerans” ile işkenceyle mücadele konularında üzerine düşenleri eksiksiz yerine getirdiğini ifade ederek, “10 yıl önce olmaz denilen pek çok şey bugün başarılmıştır” diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, Türkiye'nin, AB'ye uyum sürecinde üzerine düşen herşeyi yaptığını, şimdi de yasaların uygulamasının büyük bir kararlılıkla gerçekleştirildiğini ve bunun başarılması için gerekli siyasi iradenin mevcut olduğunu bildirdi.
İKTİDARI VE MUHALEFETİ İLE
Parlamento'da yüzde 65 çoğunluğu olan bir partinin yasa çıkarmasının kolaylığına dikkati çeken Erdoğan, “Ama unutmayın ki bunlar aynı zamanda, sadece bizim büyük çoğunluğumuzla değil, muhalefetin de katkıları ile gerçekleştirilmiştir. Bu konuda Türkiye'de tam bir konsensüs vardır ve bunu, Meclis'in iktidarı ile muhalefeti ile birlikte gerçekleştirmiştir” dedi.
Erdoğan, 17 Aralık kararının bütün bu yapılanlara yeni bir ivme kazandıracağını belirtti.
De Croo da sözlerine bir anekdot ile başlamak istediğini ifade ederek, şöyle konuştu:
“Siz Genel Başkan olarak Belçika'yı ziyaretinizde, Başbakanımız ile görüştükten 3-4 dakika sonra da ben Başbakanımızla görüştüm. Başbakan, o zaman bize, size çok yoğun bir sempati duyduğunu söyledi. O gün dile getirilen bu sempati bugün de sürmektedir. Buralarda alınan kararlar önemlidir. Ama liderler arasında böyle bir sempati atmosferinin oluşmasının da çok büyük önemi vardır ve siz bunu gerçekleştirdiniz.”
Türkiye'deki temasları hakkında da bilgi veren De Croo, Türkiye'de, işadamları, din adamları, üniversite hocaları, akademisyenler, sanatçılar ve gazeteciler ile görüştüklerini söyledi. Bu temasları sırasında bir şeyin dikkatini çektiğini ifade eden De Croo, “Bu çok farklı kesimlerden insanlar, başka konularda sizi eleştirseler bile sizin AB politikanızı ağız birliği halinde destekliyorlar” diye konuştu.
“TÜRK TAKIMI ÜZERİNE DÜŞENİ YAPTI”
De Croo, Türkiye'de AB konusunda toplumsal bir mutabakat olduğuna dikkati çekerek, futbol üzerinden örnek vermek istediğini belirterek, ”Türk takımı üzerine düşeni yaptı. Şimdi bizim kendi kalemize gol atmamamız gerekiyor” dedi.
Karar sürecinde 25 ülkenin sözkonusu olmasının zorluğunu da vurgulayan De Croo, “25 kişi bir tango için fazladır. 25 kişi ile tango yapmak zordur” diye konuştu.
TANGO-ÇAÇA
Erdoğan da bunun üzerine, “25 kişi ile olsa olsa çaça yapılır” dedi.
De Croo, “AB piyanosunu 50 elle çalmaya çalışıyoruz” diye konuştu.
”Bizim size yardım edebilmemiz için sizin de bize yardım etmeniz lazım” diyen De Croo, AB kamuoyunda bazı karşı argümanlar geliştirildiğini ifade etti.
De Croo, “Türkiye'nin üyeliği ile AB, Irak, Suriye ve Kafkasya gibi sorunlu bölgelere komşu olacak” ve ”Ukrayna yarın üyelik için müracaat ederse ona ne cevap vereceğiz” denildiğini vurguladı.
TÜRKİYELİ YA DA TÜRKİYESİZ
Bütün bu tartışılan konuların önemli olduğunu belirten De Croo, AB'nin Türkiye ile ya da Türkiyesiz olmasının çok farkedeceğini söyledi. De Croo, “17 Aralık'da müzakerelerin başlama kararının çıkacağını kuvvetle ümit ediyorum” dedi.
De Croo, AB kamuoyunda Kıbrıs konusunun gündeme getirilebildiğini anlattı.
Başbakan Erdoğan da “Belki siz süreci çok yakından takip etmediğiniz için bilmiyor olabilirsiniz” diyerek Kıbrıs sürecini, uzun bir şekilde, Davos sürecinden itibaren anlattı.
Genel Başkan iken AB'de görüştüğü liderlerin kendisine Kıbrıs konusunun çözülmesi gerektiğini söylediklerini, kendisinin de onlara ”Kopenhag siyasi kriterleri içerisinde Kıbrıs diye bir ön koşul var mı?” diye sorduğunu, onların da, “Değil ama çözseniz iyi olur” dediklerini anlattı.
KIBRIS SORUSU
Kıbrıs'ta yapılan referandum sürecini de anlatan Erdoğan, “Şimdi ben soruyorum: AB üyelik koşulları içerisinde 'sınır sorunu olmamak' diye bir koşul var. Kıbrıs sınır sorunu olduğu halde, sorunu çözmediği halde, nasıl AB üyesi yapıldı” dedi.
Kıbrıs'taki 24 Nisan referandumunun ardından, 26 Nisan'da AB üyesi ülkelerin Kuzey Kıbrıs üzerindeki izolasyonu kaldıracak tedbirlerin alınacağını söylediklerini, ancak bugüne kadar bu yönde tek bir karar bile alınmadığını ifade eden Erdoğan, “Bunu hem anlamakta, hem de anlatmakta güçlük çekiyorum” diye konuştu.
"AB SÖZÜNÜ TUTMALI”
AB'nin Kıbrıs konusunda hakkaniyetle davranmak zorunda olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Bize Kopenhag'da denildi ki; Türkiye siyasi kriterleri yerine getirirse müzakereler gecikmeksizin başlayacaktır. Şimdi biz Avrupa'dan bu sözünü tutmasını bekliyoruz. Kaldı ki 17 Aralık'ta Türkiye'nin tam üyeliğine karar verilmeyecek. Sadece müzakerelerin başlaması için bir tarih kararı verilecek. Türkiye bugünün Avrupalısı değildir. Türkiye'nin Avrupa macerası 200 yıllık bir hikayedir.”