Öymen, yaptığı yazılı açıklamada, Avrupalı bazı liderlerin Türkiye’nin üyeliğini içine sindiremediğini belirterek, liderleri bahane üretmemeye ve samimi olmaya çağırdı. Türkiye’nin Avrupa Ekonomik Topluluğu’yla (AET) 1963 yılında imzaladığı anlaşmanın 28’inci maddesinin Türkiye’nin AB’ye tam üyeliğini nihai amaç olarak öngördüğünü anımsatan Öymen, şöyle devam etti:
"O zamanki AB Komisyonu Başkanının ve üst düzeydeki yetkililerinin demeçleri ortadadır. Türkiye’nin Avrupa ailesine katılması ilke olarak daha o tarihte kabul edilmiştir. Ama şimdi ne görüyoruz? Başta eski Fransa Cumhurbaşkanı Giscard d’Estaing olmak üzere, bazı Avrupalı siyasi şahsiyetler Türkiye’nin coğrafyasını tartışma konusu yapıyorlar. Türkiye’nin büyük kısmı Asya’daymış. Peki o zaman neredeydi? O zaman başka bir coğrafyada mı yaşıyorduk? 1963 antlaşmasını imzalayan Avrupalılar, Türkiye’nin coğrafi konumundan habersiz miydiler? Üstelik Kıbrıs’ı üye yaparken bu adanın Avrupa kıtasında olmadığını hiç düşünmediler mi?"
"1963’TE TÜRKLERİN DİNİ FARKLI MIYDI?"
Bazı Avrupalı liderlerin Türklerin dinini de bir engel gibi göstermeye çalıştıklarını savunan Öymen, "Yine soruyorum 1963’te imzalar atılırken Türklerin dini farklı mıydı? Bunlar işin bahanesidir. Mesele şudur; maalesef Avrupa’da etkinliği olan bazı siyasi partiler, bazı siyasi şahsiyetler henüz Türkiye’nin AB üyeliğini içine sindirebilmiş değiller." dedi.
"SATILMIŞ NİŞANLI OLMAYIZ"
Türkiye’nin Avrupa ailesine almak istenmediğini belirten Öymen, "Bazıları Türkiye’nin buna hazır olmadığını söylüyor, diğerleri ise Avrupa’nın hazır olmadığını itiraf ediyorlar. Onlara göre Türkiye ile yakın ilişki kurulmalı ama Türkiye üye yapılmamalıdır. Yani sonucu evlilikle bitmeyecek bir nişanlılık öneriyorlar. Biz sürekli nişanlılığı kabul etmiyoruz. Bu bizi ’Satılmış Nişanlı’ durumuna düşürebilir" dedi.
"CHIRAC BİLE ETKİLENDİ"
Açıklamasında, AKP’nin hatalı politikalarını eleştiren Öymen, laiklik karşıtı akım, girişim ve yasa tasarıları ve zina tartışmalarının Türkiye aleyhindeki çevrelere önemli bir koz verdiğini iddia etti. Bu çabaların Fransa Cumhurbaşkanı Chirac’ı bile "bir ölçüde" etkilediğini belirten Öymen, "Chirac şimdi, iç baskıların etkisiyle referanduma gideceğini söylüyor. Bu çok tehlikelidir" dedi.
TÜRKİYE "ÖZEL STATÜ"YE MAHKUM EDİLMEK İSTENİYOR
"Ucu açık müzakereler", işçilerin serbest dolaşımına sürekli kısıtlama getirilmesi gibi formüllerin Türkiye’yi tam üyeliğe değil, özel stütüye götürecek formüller olduğunu ifade eden Öymen, "Bunu Türkiye’de hiçbir politikacının kabul etmeyeceğini sanıyorum. Her halde Türk halkı Avrupa’nın ülkemize ikinci sınıf bir devlet muamelesi yapmasını kabul edemez, içine sindiremez" dedi.
Hükümetin sadece ve sadece tam üyelik için masaya oturmasını, diğer aday ülkelerden farklı muamele yapılmasını kabul etmemesini istediklerini vurgulayan Öymen, "Türk milleti her esen rüzgara boyun eğecek bir millet değildir" dedi.