|
Av. M. Gökhan Ahi / mgahi@hurriyet.com.tr
1 Nisan 2005’te yürürlüğe girecek yeni Türk Ceza Kanunu’nda özel hayat ve gizliliği koruma altına alındı. Daha önceki Ceza Kanunu’nda ‘sırrın masuniyeti’ başlığı altında sadece telefon, mektup ve telgraf haberleşmeleri koruma altındayken yeni kanunla, özel hayatın kapsamına girecek tüm haberleşmeler, kişiler arasındaki konuşmalar, insanların kendilerine ait özel hayatları da korunuyor olacak.
Eskiden sadece gazeteciler ve televizyoncular özel hayatın gizliliğini ihlal edebiliyorken, İnternet’in ve fotoğraf çekebilen cep telefonlarının yaygınlaşmasıyla, herkes birbirinin özel hayatını tehdit edebilir hale geldi. Bazı batı ülkelerinde özel hayatı ihlal edenler o kadar yaygınlaşmıştır ki, meydana gelen toplumsal paranoya sonucu, plajlara, saunalara, barlara ve kulüplere kameralı cep telefonları içeri alınmamakta, kamuya kapalı özel toplantılara gidenlerin üzerleri aranıp ses kaydetme özelliğine sahip alet ve cep telefonları toplanmaktadır.
Son yıllarda ülkemizde de özel hayatın ihlali ile değişik örnekler görmeye başladık. Eşinin, sevgilisinin, patronunun veya arkadaşının özel anlarını, resimlerini afişe edenler, kayıt ettikleri özel telefon görüşmelerini ve e.posta yazışmalarını yayınlayanları örnek olarak verebiliriz. Her ne kadar İnternet yararlı yanlarıyla hayatımıza büyük kolaylıklar sağlasa da, kötü niyetli insanların elinde tehlikeli bir silah olabilmektedir.
Hukuka aykırı ve izinsiz olarak, sohbet (chat) ve elektronik posta metinlerini, telefon veya benzeri aletlerle (VoIP, telsiz vs.) yapılan kişiler arasındaki konuşmaları dinlemek, kaydetmek ve yayınlamak; kişileri özel hayatında izlemek, seslerini ve görüntülerini kaydetmek, bunları yayınlamak hapis ve para cezasını gerektiren suçlardan kabul edilmiştir. Burada hukuka aykırılık unsuru, yani suçun oluşmasının ön koşulu, özel hayatı ihlal edilen kişinin bu konuda izni olmamasıdır. Kişinin bilgisi dahilinde olan ‘özel hayatı ihlal davranışları’ suç oluşturmayacaktır. Özel hayat konusunda ise temel kriter, başka bir şekilde başka kimseler tarafından görülmesi, duyulması mümkün olmayan anlardır diyebiliriz. |