16/11/2004 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Kelebek
16.11.2004
Güzin  Abla
Bayramın rengi şeker, tadı sevgi
  
guzinabla@hurriyet.com.tr
 

Her tarafta, bayram günlerinin neşesi, telaşı. Bir de, o cıvıl cıvıl, kıpır kıpır bayram çocukları olmasa, nasıl yaşanır ki bayramlar. Evet, bence şu anda Şeker Bayramı sürecini yaşayan tüm çocuklar ‘Bayram çocuğu’ olarak kabul edilmeli. Ah! Bayramın şeker rengi yerine, kurşunun kanatan rengini hisseden ve kurşuni kabuslar gören savaş çocukları da aklımda elbette. Hastane odalarında, sargılar içerisinde kocaman olmuş gözleri ve yaşadıkları korkuları anlatan bakışları ile görüntülenen çocuklar...

Bayramları hep çocuklarla birlikte düşünürüm. Çocuklarla bütünleşir bayram günlerim. Bayramlar, çocukları çocuklar şekerleri çağrıştırır. Şekerler umutları değil midir çocukların? Rengarenk, pembe, yeşil, sarı, kırmızı, mavi... Hani sevgi en tatlı duygudur ya! Çocuklar şekerin tadında mı hissedip yaşarlar acaba sevgiyi? Bu yüzden mi çocukları çok mutlu eder bayram şekeri?

Bayram süresince kapımı çalan, hiç tanımadığım uzak mahallelerin çocuklarına şeker ikram ederim. Gözlerindeki sevinç ışıltısını ve birbirlerinin şekerlerini incelemeleri; ‘Hani acaba onun elindeki başka tatta mıdır ki?’ düşüncesi... Bir tane daha alabilmeleri için izin verirseniz, işte o zaman sevinçleri ikiye katlanır. Minik parmaklarının arasında renkli parlak kağıda sarılmış küçücük, bir yudumluk tat! Dünyanın en doyulmaz ve nefis tadı. O küçücük lezzet lokmasının renkli kağıdını açana kadar, nasıl da uzayıp gider zaman. Her şeker kağıdının açılışı, yeni bir umudun oluşumu değil midir?

Her çocuk, eline aldığı şekerin renginde ve tadında hayaller kurar, tatlı ve renkli hayaller. Onların şeker renkli ve sevgi tadındaki düşlerini yorumlamak hoşuma gider. Ve derin derin bakarım gözlerine. Mutluluklarını hissetmeye çalışırım; dokuları kalınlaşmış yüreğimde. Pembe, sarı, yeşil şekerlerin tadını anlatır onların masum bakışları. Şeker rengi ve sevgi tadında şarkılar mırıldanarak inip giderler merdivenlerden. Ve merdiven boşluğu sessizliğe gömüldüğünde, şeker yiyemeyen çocukların kırık ve ürkek bakışları gelir gözümün önüne. Ağzıma attığım şekerin acı tadını hissederim bu defa. Kendi ülkemin ve dünya çocuklarının tüm günlerinin, bayram şekeri renginde, barış ve sevgiyle dopdolu geçmesini dilerim.

Değerli okurlarımızın ve tüm dostların Şeker Bayramı’nı kutlar saygılar sunarım.

Emel Aygören Şen, Çanakkale Olay Gazetesi

Sevgili Emel Hanım, bu güzel ve duygu yüklü köşe yazınızı benimle ve okurlarımla paylaştığınız için sonsuz teşekkürler. Gerçekten bu bayramı savaşın kan ve barut kokan ortamında, acıyla ve göz yaşlarıyla geçiren küçücük çocukları düşünüp, üzülmemek mümkün mü? Charles Aznavour’un ‘Les enfants de la guerre’ (Savaş çocukları) adlı o çok güzel şarkısı geldi aklıma. ‘Savaş çocukları, çocuk değiller artık. Onların oyuncakları bombalar ve silahlar’ der şarkıda. Umarım, gelecek günler tüm dünyaya barış ve mutluluk getirir. Dua edelim, çocuklar hiç savaş görmesinler artık.

Rusya’ya geldiğime çok pişmanım

Güzin abla, ben şu an Rusya’dan size yazıyorum, burada çalışıyorum. Annemi dört duvar arasında bırakıp buralara geldim ve çok pişmanım. Lütfen bana bir akıl ve. Sevdiğim kızı da çok özledim. Eğer bu yazıyı okuyorsa onu çok sevdiğimi de buradan haykırmak istedim.

RUMUZ: GÜNEY

Evet, oğlum iş bulup, çalışmak uğruna gurbet ellere gidenlerin hepsi de mutlu değiller elbette. Mecbur kalmadıkça kolay değil, yerini yurdunu terk etmek, sevdiklerini arkada bırakmak. Anacığını, sevgilini memleketinde bırakıp, yaban ellere gitmişsin. Allah sabırlar versin. Biraz para kazan, birikim yap da dön. Dilerim, sevgiline de anacığına da kavuşursun biran önce.

Ben onu arkadaş olarak görüyorum

Sevgili Güzin abla, sizi okumadan evden dışarı çıktığımı hatırlamıyorum. Ben 16 yaşında bir genç kızım. Geçtiğimiz günlerde biriyle tanıştım. Ben onu sadece arkadaş olarak görüyordum. Fakat, tam olarak söylemese de, onun bana karşı arkadaşlıktan öte duygular beslediğini anladım. Bana sinemaya gitmeyi teklif etti. Ama ben istemiyorum. Bana açılmadan onu kendimden nasıl soğutabilirim?

RUMUZ: NO NAME

Kızım insan arkadaşına sinemaya gitmeyi teklif edemez mi? Sana ‘Eve gidelim, baş başa olalım’ dememiş ya! En iyisi ondan önce davranıp, ‘Seninle arkadaşlık etmek çok hoş, benim sevgiliden çok gerçek bir arkadaşa, dosta ihtiyacım var’ diyebilmelisin. Ama, eğer ona yüz verdinse, sana değişik duygular beslemesine çanak açtın da, şimdi vazgeçtinse, kötü yapmışsın. İnsanların duygularıyla oynamak hiç hoş değil.


Güzin  Abla
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Chirac da Verheugen gibi...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Siyah çerçeveli yazılar
 
    Bekir COŞKUN
  Aldırma gönül...
 
    Doğan HIZLAN
  İyimser olmak başarının anahtarı mı?
 
    Erdal SAĞLAM
  17 Aralık’a kadar piyasalar gergin olacak
 
    Gila BENMAYOR
  Gastronominin kábesinde tek başına
 
    Hadi ULUENGİN
  Hicap ve cinayet
 
    İlter TÜRKMEN
  AB üyeliği ve çevre
 
    Pakize SUDA
  Bayram bitmeden biter
 
    Sedat ERGİN
  Del Bosque’nin en olağan halleri
 
    Yalçın BAYER
  O değil bu Ağrı
 
    Yalçın DOĞAN
  Viyana’da gazeteci çığlığı
 
    Özdemir İNCE
  Hep onlar haklıdır
 
    Vahap MUNYAR
  Batık banka malı alana yasal güvence geliyor
 
    Can BARTU
  Şişirme yanarsın
 
    Latif DEMİRCİ
  Latif Demirci
 
    Şükrü KIZILOT
  Ali Bey, Eskişehir’e niçin gitmiyor?
 
    Osman MÜFTÜOĞLU
  Sağlık haberi nasıl okunmalı
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com