16/11/2004 <<<önceki gün   bugün   sonraki gün>>>
English
yenibir.com
Genç Hürriyetim
Agora
Gündem
Politika
Avrupa Birliği
Dünya
Ekonomi
Spor
Yaşam
Teknonet
Tüm Haberler
Yazarlar
Kültür Sanat
Magazin
Gezi
Özel Dosyalar
Hava Durumu
Astronet
Televizyon
HÜRRİYET EKLER
Bilim
e.yaşam
Otoyaşam
Seyahat
Pazar
Cumartesi
Cuma
Kelebek
Dünya
16.11.2004
İlter TÜRKMEN
AB üyeliği ve çevre
  
iturkmen@hurriyet.com.tr
 

AVRUPA Birliği Komisyonu’nun Etki Raporu’nun çevreye ilişkin kısmında Türkiye’nin yapacağı olumlu katkılara yer verildiğini görüyoruz.

Rapor, Türkiye’nin katılımı ile sınır ötesi hava kirliliğinin azalabileceğini, Karadeniz’deki su kalitesinin iyileşebileceğini, Avrupa’nın Türkiye’ye özgü çeşitli bitki ve hayvan türleri ile zenginleşeceğini belirtiyor.

Türkiye Erozyonla Mücadele Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı’nın (TEMA) incelemeleri de zaten Türkiye’deki ekolojik tarımın, doğal ormanların ve biyolojik çeşitliliğin AB için çok önemli bir artı olacağını ortaya koymaktadır. Türkiye’de hektar başına kimyevi gübre kullanımı, AB’nin üçte biri oranında, tarımsal ilaç kullanımı yarısı kadar. Bazı alanlarda ise bunlar daha hiç kullanılmamış.

Ormanların yüzde 93’ü doğal ormanlar, Avusturya ve Almanya’da bu oran yüzde 0.1’in altında. Türkiye biyolojik nüfus bakımından da çok zengin. Avrupa kıtasının kendine özgü bitki türlerinin sayısı 3500, sadece Türkiye’de ise 3022 ve daha yeni türlerin keşfedilmesi bekleniyor. Yine Avrupa kıtasında kuş türlerinin toplam sayısı 520, yalnızca Türkiye’de 446. Türkiye üye olduğu zaman AB’nin biyolojik zenginliği ikiye katlanacak.

* * *

Çevre açısından böyle bir potansiyel var. Fakat AB raporu madalyonun öbür yüzünü vurgulamaktan geri kalmıyor. Rapora göre Türkiye’nin AB çevre müktesebatını tam uygulamak için yapması gereken kamu ve özel sektör yatırımlarının miktarı, onlarca milyar dolar seviyesinde olacak. Korkutucu bir rakam.

Su ikmali, atık suların toplanması ve atıkların arındırılması ve yok edilmesi çok büyük masraflara yol açacak. Özellikle endüstri, AB standartlarına uymak için büyük yatırımlara girişmek mecburiyetinde kalacak. Entegre kirlenmeyi önleme ve kontrol kurallarının uygulanması Türk sanayiini çok zorlayacak.

AB üyesi ülkelerde olduğu gibi makul ölçüde masrafla kurallara uymayan fabrikaların kapatılmasından başka çare kalmayabilir. Hava kalitesinin düzeltilmesi ancak büyük bir çabayla mümkün olacak.

* * *

Etki Raporu ayrıca doğanın korunmasının ekonomik ve çevre çıkarlarının çatışması yüzünden Türkiye için zor olacağına dikkat çekmiş. Rapor Türkiye’nin ulusal ve bölgesel düzeyde çevre sorunlarını çözme kapasitesinin yeni AB üyelerinin katılım sürecinin başındaki durumlarına kıyasla daha az gelişmiş olduğunu belirtiyor.

Türkiye’nin çevre politikasını etkin bir şekilde yönetecek bir idari yapı oluşturulmasının belki on yıl alacağının da altını çiziyor. Su kaynaklarının yönetiminin ve bunun gerektirdiği altyapının geliştirilmesinin Türkiye’nin üyeliği bağlamında gittikçe önem kazanacağını vurguluyor.

Raporun üzerinde durduğu bir başka nokta da Türkiye’nin Kyoto Protokolü’nü henüz onaylamamış olması. Bu onayın neden geciktiğini bilmiyorum. Ya öncelik verilmemesinden kaynaklıyor veya yüklediği sorumlulukların altından kalkılamayacağı düşünülüyor. Her iki olasılık da çevre konularında daha çok mesafe kat etmemiz gerektiğini doğrular niteliktedir.

* * *

2004 İlerleme Raporu, Etki Raporu’nun vurgu yaptığı noktaları daha ayrıntılı bir biçimde ele almış. Orman ve Çevre bakanlıklarının birleştirilmiş olmasını yerinde buluyor. Fakat Etki Raporu gibi yönetim kapasitesinin daha fazla geliştirmesi gerektiğini ifade ediyor ve sorumluluklar arasındaki örtüşmelere son verilmesinin önemine değiniyor.

AB raporlarının sırf çevreyle ilgili bölümlerinin irdelenmesi bile Avrupa Birliği müktesebatının uygulanmasının ne kadar büyük çaba icap ettirdiğini ve ne kadar vakit alacağını kanıtlıyor.

17 Aralık’tan sonra kaybedecek bir saniyemiz yok. Her bakanlığımızdan, her kuruluşumuzdan, kamu sektörümüz gibi özel sektörümüzden uyum sürecine sürekli katkı beklenecek. Müzakere süreci kadar onun arka planı önemli.


İlter TÜRKMEN
Tüm yazıları
    Oktay EKŞİ
  Chirac da Verheugen gibi...
 
    Ertuğrul ÖZKÖK
  Siyah çerçeveli yazılar
 
    Bekir COŞKUN
  Aldırma gönül...
 
    Doğan HIZLAN
  İyimser olmak başarının anahtarı mı?
 
    Erdal SAĞLAM
  17 Aralık’a kadar piyasalar gergin olacak
 
    Gila BENMAYOR
  Gastronominin kábesinde tek başına
 
    Hadi ULUENGİN
  Hicap ve cinayet
 
    Pakize SUDA
  Bayram bitmeden biter
 
    Sedat ERGİN
  Del Bosque’nin en olağan halleri
 
    Yalçın BAYER
  O değil bu Ağrı
 
    Yalçın DOĞAN
  Viyana’da gazeteci çığlığı
 
    Özdemir İNCE
  Hep onlar haklıdır
 
    Vahap MUNYAR
  Batık banka malı alana yasal güvence geliyor
 
    Can BARTU
  Şişirme yanarsın
 
    Latif DEMİRCİ
  Latif Demirci
 
    Şükrü KIZILOT
  Ali Bey, Eskişehir’e niçin gitmiyor?
 
    Osman MÜFTÜOĞLU
  Sağlık haberi nasıl okunmalı
 
Ana Sayfa | Son Dakika | Tüm haberler | Gündem | Dünya | Ekonomi | Spor | Yaşam | Bilim-Teknoloji | Yazarlar
Kültür Sanat | Magazin | Özel Dosyalar | Piyasanet | Hava Durumu | Astronet | Televizyon
İnsan Kaynakları | | Arama+Arşiv | Bize ulaşın | Yardım
© Copyright 2004 Hürriyet
www.hurriyetkurumsal.com